Boya Terimleri

Aramak istediğiniz kelimeyi yazınız:
Terim
Term
Terim
Tanım
Amerikan Test ve Malzeme Topluluğu (American Society for Testing and Materials) kuruluşunun kısa adı. ASTM, çeşitli malzeme özelliklerine ve bunların test edilme yöntemlerine ilişkin olan ve geniş bir kabul gören şartnameleri, standartları ve tavsiyeleriyle pek çok sanayi kolunun yanısıra dünya boya sanayiinde de etkili bir kuruluştur.
Akrilonitril-bütadien-stiren’in kopolimeri olan, sıcaklıkla yumuşayan ve şekil değiştirebilen karaktere sahip olan (termoplast) bir plastik.
Bir maddenin dışarıdan gelen bir diğer maddeyi ya da enerjiyi tümüyle bünyesine alması (örn. Sıvalı yüzeyin bağlayıcıyı soğurması; siyah bir cismin gün ışığını soğurması gibi).
Ahşabın gözeneklerini kapatmayan organik kaplamalar. Açık gözenekli kaplamalar, ya düşük film kalınlığında uygulama yapılarak ya da yüzey gerilimini çok etkin düşüren katkılar kullanılarak organik kaplamanın, yüzeydeki gözenekleri örtmek yerine, küçük girintiler de ıslatılarak gözeneklerin açık kalması sağlanır.
Siklohekzanın yükseltgenmesiyle elde edilen, polyester reçine sentezinde kullanıldığında reçineye esneklik kazandıran, ancak su direncini zayıflatan poliasit.
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 153°C

Bir maddenin, temas halinde olduğu bir katı ya da sıvının yüzeyine çok ince bir moleküler tabaka halinde yapışması.
Fırınlanarak sertleşen boyaların fırınlanması sonucunda, fırın atmosferini kaplayan çözgen buharlarının, çevreye verilmek yerine yakılmasını sağlayan donanım. Art yakıcılarda ortaya çıkan yanma ısısı, ısı değiştiriciler aracılığıyla, yakma amacıyla kullanılacak olan havanın ön ısıtmasında kullanılarak enerji harcamasını da azaltırlar.
Pigment taneciklerinin köşelerinden noktasal temaslarla birbirlerine tutunarak oluşturdukları, iç boşluklarında hava bulunan gevşek pigment topağı. Ayrıca Bkz. Pigment ve dolgu topakları
Pigment taneciklerinin , yüzey yüzeye teması sonucunda oluşturdukları ve parçalanması değirmende ezerek aktarılabilecek düzeyde yüksek miktarda enerji gerektiren, iç boşluklarında hava bulunan sıkı pigment topağı. Ayrıca Bkz. Pigment ve dolgu topakları
Kuvvetli korozyon yıpranmasına uğraması olası olan yüzeyleri korumak amacıyla kullanılan, yüksek korozyon dayanımına ve mekanik dirence sahip boyaların genel adı.
Aromatikçe zengin petrollerin damıtılmasında, 226-285°C aralığında kaynayarak ayrıştırılan bir karışım çözgen. Etere göre buharlaşma sayısı:>1000; özgül ağırlığı: 0,990; kırma indisi: 1,591; parlama noktası: 102°C
Şoför dışında 8’den fazla yolcu taşımak amaçlı otobüslerle, yük taşımak amaçlı kamyonların dahil olduğu ve yük taşıma kapasitesi 3,5 ton ve üzerinde olan motorlu araçlar “ağır ticari araç” veya “ağır vasıta” olarak tanımlanırlar. Ayrıca Bkz. Motorlu taşıtlar
Bir organik kaplama malzemesinin içinde bulunan “uçucu olmayan” malzeme ağırlığının toplamı ağırlığa yüzde cinsinden oranına verilen ad.
Bir polimer karışımı içinde bulunan ve her biri aynı ağırlıktaki moleküller içeren çeşitli grupların her birinin toplam ağırlığıyla, grubun ortak molekül ağırlığı çarpılır; bu çarpımlar her grup için yapılarak toplanır; bu değer karışımın toplam ağırlığına bölünürse ağırlıkça ortalama molekül ağırlığı değeri bulunur:

Kapı, pencere pervazı, bahçe çiti, bahçe mobilyası gibi dış ortamda kullanılan eşyanın ve iç ortamda kullanılan iç kapılar, parke, mobilya gibi ahşaptan yapılan nesnelerin yüzeylerine, koruma ve süsleme amacıyla uygulanan organik kaplamalar. Başlıca örneklerini, ahşap koruyucular, renklendiriciler, astarlar, dolgu vernikleri, macunlar, son kat boyalar ve vernikler oluşturur.
Masif, sunta, MDF vb. yüzeyleri kaplamak amacıyla kullanılan, yaklaşık 0,5 mm civarındaki kalınlıktaki ahşap tabaka. Ahşap kaplamalar, farklı ağaçlardan ve değişik kesme teknikleri kullanılarak üretilirler. Kaplamalar, ahşap yüzeylere, tutkallar aracılığıyla yapıştırılırlar.
Temel bileşenini ahşabın oluşturduğu çeşitli yüzeyler. Ülkemizde, boya uygulamalarına konu olan başlıca ahşap yüzeyler, masif malzeme yüzeyleri, kontrplâk yüzeyleri, ahşap kaplamalı yüzeyler, sunta yüzeyleri, MDF yüzeyleri ve duralit yüzeyler olarak belirtilebilir.
Odunu genellikle ağır, açık renk ve serttir. El aletleri ve makinalarla kolay işlenir ve düzgün yüzeyler elde edilebilir. Kesme ve soyma kaplama levha yapımında kullanılır. Özellikle enine dalgalı görünüşlü olan kaplama levhalar mobilya endüstrisinde, parke yapımında, müzik aletlerinde, kemanın alt tablasının yapımında, bobin, makara, fırça sapı, gıda maddesi, ambalaj kapları imalinde ve markiteride kullanılır.
Sıvıların akışkanlığını ölçmek için kullanılan, silindirik yapılı, düz veya konik tabanlı, tabanının ortasında bir delik bulunan ve genellikle 100 ml civarında iç hacme sahip olan kaplar. Çeşitli standartlara göre tanımlanmış akış kapları mevcuttur (örn. DIN kapları, ISO kapları, Ford kapları, Afnor kapları, Iwata kapları).
Akma özelliği gösterebilen maddelerin genel adı. Sıvılar ve gazlar akışkandırlar.
Boyanın, boyanacak nesne yüzeylerine bir hortum vd. ile akıtılması sonucu yapılan boya uygulamalarıdır. Akıtılan boya, bir dip haznesinde toplanır ve bir pompa vasıtasıyla tekrar akıtılmak üzere basılır.
Dik yüzeylere uygulanan boyanın, yüzeye uygulanmasının ardından katı bir film oluşturmasına kadar geçen sürede, yer çekiminin etkisiyle sarkma, yığılma ve akma biçiminde oluşturduğu film kusurunun adı. Boyanın uygulama kalınlığı arttıkça, akma kusuruyla karşılaşılması olasılığı artar. Boyaların dik yüzeylere, akma kusuru olmaksızın uygulanabilecekleri en yüksek kuru film kalınlığı “akma limiti” olarak tanımlanır.
Amid fonksiyonlu akrilik reçinelerin sentezinde kullanılan akrilik monomer. Poliakrilamid polimerler karboksilik asit fonksiyonlu olacak biçimde sentezlenerek epoksi reçineleriyle çapraz bağlanabilirler. Ayrıca hidroksil fonksiyonlu monomerlerle akrilamidin kopolimerleştirilmesi sonucunda, kendi kendisiyle çapraz bağlanma yapabilen akrilamid reçineleri de sentezlenmektedir.

Akrilik polimerlerin sentezinde en yaygın kullanılan asidik monomer.
Kimyasal adı: Propenoik asit, vinil formik asit
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 13°C; Kaynama noktası: 142°C
Akrilik ve metakrilik asitlerle bunların esterlerinin, sahip oldukları etilen çift bağları üzerinden, serbest radikaller yardımıyla girdikleri katılma polimerleşmesi sonucu oluşturdukları reçinelerdir. Kullanılan akrilik asit esterlerinin ve metakrilik asit esterlerinin fonksiyonel grup içermesi durumunda termoset, aksi durumda termoplastik akrilik reçineleri üretilebilir. çözgende çözünen, suyla incelen, suda emülsifiye edilen, vd. türleri mevcuttur.
Özellikle püskürtme (sprey) uygulamalarında kullanılan bir terimdir. Püskürtülen boyanın yüzeye ulaşan yüzde oranını ifade eder.
Polietilenin diğer yaygın türü olan yüksek yoğunluklu polietilene (HDPE) göre daha dallanmış bir moleküler yapıya sahip olan, buna bağlı olarak artan boş hacimleri nedeniyle yoğunluğu daha düşük olan bir polietilen türü. LDPE’nin, HDPE’ye göre kristallenme oranı ve çekme gerilmesi daha düşük, biçim verilebilme ve biyoparçalanma özellikleriyse daha fazladır.
Bir rengi belirleyen parametrelerin renkölçer (colorimeter) veya tayfölçer (spectrometer) aracılığıyla belirlenmesi. Ayrıca Bkz. Renkölçer,Tayfölçer,Renk spektrometresi
Çizgisel yapılı zincirlerden oluşan ve uzun yağlı alkidler gibi polaritesi düşük bağlayıcıları iyi çözen çözgenlerin genel adı. Alifatik içeriği yüksek petrollerin damıtılmasından elde edilirler. Hekzan, heptan, white spirit bu gruba dahil çözgenler arasında sayılabilir.
Organik kaplama filmlerinin, bazik karakterli kimyasalların tahrip edici etkilerine dayanıklılığı. Bazik karakterli kimyasallar, ester yapılı bağlayıcılar (örneğin alkid ve polyester reçinelerini) ve bazı organik pigmentlerde yapısal bozunmalara yol açar.
Metal yüzeylerin, başta hadde yağları olmak üzere, her türlü yağdan arındırmak amacıyla sulu alkali çözeltilerle temizlenmesi. Genellikle oda sıcaklığının üzerindeki sıcaklıklarda yapılan alkali yüzey temizlikleriyle, yüzeylerde bulunan yağlar sabunlaştırılıp suda çözünerek uzaklaştırılırlar. Ayrıca Bkz. Yağ alma
Polioller, poliasitler ve tek fonksiyonlu yağ asiti veya yağların tepkimesi sonucunda elde edilirler. Poliol ve poliasitlerin oluşturduğu polyester omurgası üzerine tek fonksiyonlu yağ asitlerinin eklenmesiyle oluşan bir yapıya sahiptirler. Eklenen yağ asitlerinin cinsine göre kuruyan, yarı-kuruyan, kurumayan; miktarına göre de kısa yağlı, orta yağlı, uzun yağlı gibi terimlerle nitelendirilirler.
R-OH genel formülüyle ifade edilen ve R’nin bir alkil grubunu simgelediği organik bileşikler.
Pigment pastalarına, boya formülündeki diğer girdilerin eklenmesiyle gerçekleştirilen boya üretim adımı.
Boyalı yüzeylerde metalik bir etki oluşturmak amacıyla kullanılırlar. 10-30 mikrometre çapında 0,1-0,9 mikrometre kalınlığında saf alüminyum pulcuklardan oluşurlar. Bkz. Görsel etki pigmentleri
Yaş boyanın ambalajlanmaya hazır hale geldiğindeki viskozitesi (kıvamı). Aynı zamanda ikmal viskozitesi (İng: Delivery viscosity) olarak da anılır. Bir boyanın ambalaj viskozitesi iki nokta göz önüne alınarak belirlenir:
1)Ambalaj viskozitesi, boya içindeki dolgu, pigment ve taneli katkıların, boyanın raf ömrü boyunca çökmeyeceği kadar yüksek olmalıdır;
2)Ambalaj viskozitesi, uygulama öncesinde eklenecek incelticinin basit bir karıştırmayla homojen biçimde karışmasını sağlayacak kadar düşük olmalıdır.
Amonyağın hidrojenlerinden birinin bir başka elementle yer değiştirmesi sonucu oluşan inorganik yapılı veya bir açil grubuyla (RCO+) yer değiştirmesi sonucu oluşan organik yapılı bileşiklerin genel adı. Boya sanayiinde organik yapılı amidlerden (RCONH2) epoksi reçinelerinin çapraz bağlanmasında yararlanılır.
Sekiz farklı izomeri olan pentanolün, aşağıda verilen iki izomerinin karışımından oluşan ticari çözgen.

Kaynama aralığı: 133-139°C; etere göre buharlaşma sayısı: 65; özgül ağırlığı: 0,812-0,817; kırma indisi: 1,410-1,411; parlama noktası: 43°C
Amonyağın (NH3) hidrojenlerinden bir veya birkaçının hidrokarbon gruplarıyla yer değiştirmesi sonucunda oluşan bileşikler. Bir hidrojen değişimi durumunda birincil veya primer aminler (RNH2), iki hidrojen değişimi durumundaysa ikincil veya sekonder aminler (R2NH), üç hidrojenin de değişimi durumundaysa üçüncül veya tersiyer aminler (NR3) oluşurlar. Boya sektöründe, pH ayarlama ve epoksi reçineli boyaları sertleştirme amacıyla yaygın kullanılırlar.
Melamin, üre veya benzoguanamin gibi amino grubu içeren bileşiklerle formaldehit arasında gerçekleşen tepkime sonrasında oluşurlar. Oluşan reçineler, alkollerle eterleşme tepkimesine sokularak hem hidrokarbon çözgenlerde çözünür hale getirilirler, hem de boya filminde oluşacak çapraz bağlanma sürecinde başka reçineler üzerindeki hidroksil ve karboksil gruplarıyla tepkimeye girmeleri sağlanır.Başlıca amino reçineleri, en çok tüketilenden başlayarak üre formaldehit reçineleri, melamin formaldehit reçineleri ve benzoguanamin formaldehit reçineleri olarak sıralanabilirler.
Boyanacak nesnenin, elektroliz devresine anot olarak bağlanması sonucunda, banyodaki eksi yüklü boya zerrecikleriyle kaplandığı elektroforetik kaplama türü. Ayrıca Bkz. Elektroforetik kaplamalar
Titanyum dioksitin, diğer kristal biçimi olan rutile göre daha düşük kırma indisine sahip olan (2,609’a karşılık 2,488) bir kristal biçimi. Dolayısıyla anatazın , kırma indisleri çoğunlukla 1,40 ile 1,60 arasında olan organik bağlayıcılarla verdiği filmlerin örtücülükleri, rutillerin verdiği filmlerin örtücülüğünden daha düşük olur.
Bir elektroliz devresindeki anodun yüzeyinde nispeten yüksek elektriksel dirence sahip olan katı, sıvı veya gaz fazda bir katmanın toplanması sonucunda devre direncinin artması ve buna bağlı olarak elektrokimyasal süreçlerin yavaşlaması.
Bir elektrokimyasal devredeki elektrotlardan, üzerindeki net kimyasal tepkimenin bir “yükseltgenme (:Oxidation)” olduğu elektrot.
Suya batık halde kullanılan nesnelerin yüzeylerine; bu yüzeylerde, çeşitli canlıların, bunların kalıntılarının ve kalıntılara bulaşmış çeşitli kirliliklerin birikmesini önlemek amacıyla uygulanan boyalar.
Temel işlevi, üzerine uygulandığı metalin korozyona uğramasını engellemek olan boyalar. Antikorozif boyalar, bileşimlerinde yer alan bağlayıcılar, pigmentler ve katkılar sayesinde korozyonu önlerler. Metale iyi yapışan ve suya dirençli bağlayıcılar; metal yüzeyi pasifleştirerek koruyan antikorozif pigmentler; yapışmayı, su iticiliğini artıran veya metali elektrokimyasal yolla koruyan katkılar bu amaçla kullanılırlar.
Oluşacak boya filminin korozyon direncinin artırılması amacıyla, boya bileşimine katılan işlevsel pigmentler. Su içinde kontrollü çözünürlüğü olan kromat, fosfat, fosfosilikat ve borosilikat tuzları, boyanan metalik yüzeyleri pasifleştirerek; çinko tozu, boyanan metalik yüzeylere katodik koruma uygulayarak; mikamsı demir oksit pigmentlerse, pul biçimli yapılarıyla boyanın su geçirimini engelleyerek etki eden ve yaygın kullanılan antikorozif pigmentlerdir.
Ağır hizmet boyası gamlarında, yeterli toplam kalınlığı sağlamak amacıyla, astarla son kat arasında uygulanan boya katı.
Bir boya gamını oluşturan katmanlar olarak, birbiri ardısıra uygulanan katların aralarında yetersiz yapışma kuvvetinin gözlenmesiyle belirlenen boya kusuru. Birbirleriyle kimyasal uyuşurluğa sahip olmayan katların ardışık uygulanması; alt katların aşırı pişirilmesine bağlı olarak yüzey aktif bileşiklerin parçalanması gibi nedenler, tipik ara kat yapışması sorunu yaratan etkenler arasında sayılır.
Fırınlanarak sertleşen yaş boyanın, fırınlanmadan önce, bir süre daha düşük sıcaklıkta tutulmasıyla, hızlı uçucu çözgenlerin, fırına girmeden önce filmi terketmesi süreci. Ön kuruma olarak da adlandırılır.
Sıcak iklimlerde ve korunmuş alanlarda ağaç gibi büyümesine karşılık, soğuk bölgelerde çalı manzarasındadırlar. Genel olarak odunu yumuşak ve suya, çürümeye, kurtlanmaya dayanıklıdır. Kurşun kalem yapılır. Kerestesi de demiryolu traversi olarak kullanılır. Yurdumuzda sekiz çeşidi bulunur.
Yapısında benzen halkası bulunan, başta alkid, polyester ve akrilik reçineleri olmak üzere pek çok boya bağlayıcısını iyi çözen çözgenlerin ortak adı. Özellikle aromatik içeriği yüksek petrollerle kömürler gibi fosil yakıtların damıtılmasından elde edilirler (Örn: Toluen, ksilen, solvent nafta gibi).
Kimyasal adı: 2,4-pentandion
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 140ºC, Özgül ağırlığı: 0,975, Kırılma indisi:1,452, Parlama noktası: 34ºC
Selüloz türevi reçinelerinin, polivinil asetatın, kısa yağlı alkid reçinelerin ve doğal reçinelerin iyi bir çözgeni.
Kimyasal adı: Propan-2-on, dimetil keton
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 56,2°C; etere göre buharlaşma sayısı: 2,1; özgül ağırlığı: 0,791; kırma indisi: 1,3587; parlama noktası: <-20°C
Bir kimyasalda mevcut olan asit gruplarının miktarının ölçüsü. Boya sanayiinde, yaygın olarak, bağlayıcıların asit değerinden söz edilir. Asit değeri, 1 gram katı reçinede mevcut olan asit gruplarını nötrleştirmek için harcanması gereken potasyum hidroksitin (KOH) mg cinsinden miktarı olarak ifade edilir (örn. 30 mg KOH/g katı reçine gibi).
Boya ve vernik filmlerinin, asitlerin tahrip edici etkilerine dayanıklılığı.
En yaygın olarak, hidroksil fonksiyonlu alkid, polyester, akrilik gibi reçinelerle, formaldehit reçineleri arasındaki polimerleşmeyi katalizlemesi amacıyla kullanılan katalizörler. Boya filminin su direncini zayıflatmaması için, su çözünürlüğü çok düşük olan zayıf organik asitler tercih edilir.
Boyanacak yüzeylerin üzerinde bulunan yağların ve oksit tabakalarının, asit çözeltileri kullanılarak; yağsa, suda çözünen sabunlar oluşturarak, oksitse, suda çözünür tuzlar oluşturarak yüzeyden uzaklaştırılması. Diğer asitlerden farklı olarak, kromik asit ve fosforik asit yüzeydeki metal oksit tabakalarını çözmek yerine, metal yüzeyine kuvvetli yapışan ve elektro kimyasal olarak pasif davranan metal kromat ve metal fosfat tabakaları oluşturdukları için, özellikle tercih edilirler.
Üzerlerinde su seven (hidrofilik) ve su sevmeyen (hidrofobik) kısımlar bulunan ve su sevmeyen kısımlarının su tarafından itilmesiyle sulu boya bağlayıcılarına yaklaşarak bunlara ikincil bağlarla bağlanan katkılardır. Bu ikincil bağlar, boyanın kesmeyle incelecek bir viskozite artışına sahip olmasını sağlarlar.
Birden fazla uygulama tabakasından oluşan bir boya gamının ilk pigmentli tabakası.
Çizilme ve darbe gibi mekanik tahribatın, arka arkaya pek çok kez uygulanması sonucunda organik kaplama filminde ölçülebilir incelmelerin oluşması.
Organik kaplamaların aşınmaya karşı dayanıklılığının ölçüsü.
Yüksek sıcaklıkta kürlenen bir organik kaplamanın öngörülenden fazla süre ve/veya sıcaklık altında öngörülenin üzerinde sertleşmeye uğraması.
Yaş boyanın, yüzeye püskürtülürken çok küçük damlacıklara parçalanması. Havalı püskürtme (sprey) uygulamalarında, basınçlı havanın etkisiyle yapılan atomizasyon sonucunda, 20-50 mikrometre boyutlarında damlacıklar elde edilir. Havasız püskürtme (airless spray) uygulamalarındaysa, 5-35 atmosfer arası yüksek basınçlara sahip olacak şekilde sıkıştırılan boya zerreleri , tabanca memesinden çıktığında çarptığı durağan hava moleküllerinin etkisiyle parçalanırlar. Ancak, havasız püskürtme uygulamalarında 70-150 mikrometre düzeyinde bir atomizasyon inceliğiyle yetinilir.
Ayçiçeği çekirdeğinden elde edilen, hem gıda sektöründe hem de alkid reçineleri üretiminde kullanılan bitkisel yağ. Yapısında yaklaşık R oranında iki doymamışlıklı linoleik asit ve ) oranında tek doymamışlıklı oleik asit içermesi nedeniyle yarı kuruyan özellikte bir yağdır.
Aynaların, işlevlerini yerine getirmeleri için, aynanın arka yüzüne (sırtına) çeşitli tabakalardan oluşan bir kaplama yapılır. Ayna yüzeyindeki yansıtma işlevini yerine getirmek için, arka yüze kaplanan gümüşü korozyondan korumak için ince bir bakır filmi ve bakırı, aynaların kullanıldığı, banyo, tuvalet vd. ıslak mekânlarda korozyondan korumak için de ayna boyaları uygulanır.
Bir yüzeyin üzerine düşen ışığın, normalle aynı açıyı yapacak şekilde yansıyan miktarının yüzde oranına, o yüzeyin “aynamsı parlaklığı” ya da kısaca “parlaklığı” adı verilir.
Bir gaz içindeki su buharı miktarının, aynı sıcaklıktaki gazın içerebileceği en yüksek su buharı miktarına (doygunluk miktarına) yüzde cinsinden oranına, o gazın bağıl nemi denir. En sık olarak, havanın bağıl neminden söz edilir.
Organik kaplamanın kesintisiz, sağlam ve yüzeye iyi yapışan bir film vermesi için yapısında yer alan ve hem kaplama girdilerinin birbirlerine bağlanmasını, hem de kaplama filminin uygulama yüzeyine yapışmasını sağlayan kimyasal madde. Bağlayıcılar, yaygın olarak polimer, daha az olarak oligomer veya monomer yapısında olurlar.
“Yaş üzerine yaş” boya uygulamalarında, son uygulama katındaki bağlayıcının bir kısmının, bir önceki yaş boya katının içine göçmesi sonucunda, bu katın parlaklığında veya görüntü netliğinde azalma olması biçiminde gözlenen bir film kusurudur.
Organik kaplamaların, uygulandıkları metalin korozyona uğramasını engellemede ne kadar başarılı olduklarını belirlemek için uygulanan bir hızlandırılmış test türü. Standart Tuz Püskürtme Testi' nden farklı olarak, CASS testinde, boyalı panelin üzerine püskürtülen sulu çözeltiye %5 sodyum klorür’ün yanısıra, %0,025 oranında da bakır klorür dihidrat eklenir.
Gemilerde, ağırlık merkezinin konumunu ayarlayarak dengeyi sağlamak amacıyla, su depolamak için kullanılan depoların adı.
Boya içinde yer alan düşük yüzey gerilimli bir akışkanın yol açtığı krater görüntüsü. Genellikle bir yağ damlacığı, iyi çözünmemiş bir polimer topakçığı, silikon damlacığı vd.nin neden olduğu balık gözü kusurunda, kraterin ortasında katı bir kalıntı bulunmaz.
Bir yüzey üzerine uygulanan ve sertleştirilen organik kaplama filminin yüzeye yapışma derecesinin ölçülmesi amacıyla yapılan bir test. Boya filmi bir bıçakla derinlemesine çizildikten sonra, yüzeyine yapışkan bir bant yapıştırılır. Hızla çekilen bantla birlikte, boya filminin de yüzeyden ayrılıp ayrılmadığı, ayrıldıysa ne oranda ayrıldığı ölçülerek boyanın yüzeye yapışma kalitesi belirlenir.
Doğal baryum sülfat cevheri: (BaSO4). Rombik kristal yapılı; kırma indisi: 1,64; özgül ağırlığı: 4,25-4,50; yağ absorpsiyonu: ~10 g/100 g barit. Cevherin öğütülmesiyle elde edilen mikronize dolgu, düşük yağ absorpsiyonu ve yüksek yoğunluğu dolayısıyla, boyanın ağırlık birimiyle satıldığı pazarlarda maliyet düşürücü bir matlaştırıcı olarak yaygın biçimde kullanılır.
Katılma yoluyla polimerleşme sürecinde, doymamışlık içeren reaktif molekülü, serbest radikal veya organik katyon ya da organik anyona dönüştürerek aktifleştiren kimyasalların genel adı. Yaygın kullanılan başlatıcı tipleri arasında başta peroksit bileşikleri olmak üzere, azo bileşikleri, alkali metal alkiller ve boron triflorür sayılabilir. Işık enerjisiyle (örneğin UV enerjisi varlığında) etkiyen başlatıcılar ise, fotobaşlatıcılar (photoinitiators) olarak anılırlar.
Başta otomotiv OEM ve oto tamir boyalarında, sertleşmiş astar yüzeylerine uygulanan ara kat boya. Baz kat boyalar henüz yaşken üzerlerine vernik uygulanarak hem hem albenili bir yüzey hem de koruma sağlanmış olur. Baz kat boyalar, yaygın olarak, metalik ve sedef pigmentler de içerirler.
Yaş boyanın kuruması sürecinde, çözgen buharlaşmasının yol açtığı sıcaklık farklarına bağlı olarak oluşan konveksiyon akımları, film yüzeyinde altıgen şekilli petek görüntüleri oluşturur. Bu altıgen kesitli (hekzagonal) hücreler Bénard hücreleri olarak adlandırılır. Yüzme, taşma, ipek görüntüsü, pusluluk gibi film kusurları, boya filminde, farklı büyüklüklerde Bénard hücrelerinin oluşmasına bağlı olarak meydana gelirler.
Ham petrolün damıtılmasıyla elde edilen, ağırlıklı olarak alifatik yapılı hidrokarbonlardan oluşan bir sıvıdır. . Temel kullanım alanı, içten yanmalı motor yakıtı olmakla birlikte, boya çözgeni olarak da kullanılabilir. Boya çözgeni olarak, genel amaçla kullanılan benzinin yanısıra, farklı sıcaklık aralıklarında damıtılan bazı özel benzinler de kullanılır. Kimyasal olarak benzin ham petrolün özelliğine bağlı olarak 120’den fazla hidrokarbon ihtiva eder. Bunların çoğu doymuş hidrokarbon yapısında olup, 4’den 12’ye kadar karbon ihtiva ederler.
Benzoguanamin formaldehit reçinelerinin üretiminde kullanılan bileşik.
Kimyasal adı: 1,3-Diamino-5-fenil-2,4,6-triazin

Erime noktası: 227°C
Benzoguanaminle formaldehidin polimerleşmesi sonucunda sentezlenen reçinelerdir. Organik kaplamalarda kullanımı bazı fırın astarlarla sınırlıdır.
Alkid ve polyester reçinelerinin üretiminde molekül büyümesini denetlemek için zincir durdurucu (chain stopper) olarak kullanılan tek fonksiyonlu organik asit.
Erime noktası: 121°C
Birden fazla sayıda pigment ve/veya dolgu kullanılarak yapılabilen bir boyanın, bu pigment ve/veya dolguların birlikte ezilerek disperse edilmesiyle üretilmesi yöntemi.
Silindirlerle yapılan boya uygulamalarında kullanılan üç silindirden (toplama silindiri, besleme silindiri ve uygulama silindiri) ortada yer alanına verilen ad. Ayrıca Bkz. Silindirle boya uygulamaları
Buzdolabı, fırın, bulaşık makinası, çamaşır makinası vb. ev eşyasının boyanmasında kullanılan boyalar. Onbeş yıl öncesine kadar yaş boyanın ağırlıklı olarak kullanıldığı bu alanda, günümüzde çok ağırlıklı olarak toz boyalar kullanılmaktadır.
Keten tohumundan elde edilen ve organik kaplamalarda bin yıldır kullanılan bir bitkisel yağ. Yapısında, R oranında üç doymamışlıklı linolenik asit, oranında çift doymamışlıklı linoleik asit ve " oranında tek doymamışlıklı oleik asit bulunan bir yağdır. Kuruyan yağ olması nedeniyle doğrudan boya bağlayıcısı olarak kullanıldığı gibi, kuruyan alkid reçinesi yapımında da kullanılır.
Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Derneği (OICA) binek otosunu şöyle tanımlamaktadır: Yolcu taşıma amacıyla kullanılan, en az dört tekerlekli olan ve sürücü koltuğu dahil en fazla 9 koltuğu olan taşıtlar “binek otosu” olarak tanımlanırlar. Ayrıca Bkz. Motorlu taşıtlar
Kuvvetli asidik ortamda fenolle asetonun tepkimesi sonucunda elde edilen ve epoksi reçine üretiminde kullanılan poliol (Polikarbonat polimerinin de temel yapı taşıdır).
Kimyasal adı: Difenilolpropan
Kimyasal formülü:
Erime noktası: 155°C
Fenolle formaldehitin asidik ortamdaki tepkimesiyle elde edilen ve daha küçük molekül ağırlıklı ve daha yüksek fonksiyonaliteye sahip epoksi reçinelerinin üretiminde kullanılan poliol.
Kimyasal adı: Dihidroksidifenilmetan
Kimyasal formülü:
Erime noktası: 163°C
Gliserinin üç hidroksil grubuyla, üç bitkisel yağ asidinin, doğal yollarla esterleşme tepkimesi vermeleri sonucunda oluşan ve bitkilerin tohumlarında, meyvelerinde, gövdelerinde depolanabilen yağların genel adı. Boya sektöründe en fazla kullanılanları arasında soya fasulyesi yağı, ayçiçeği yağı, keten tohumu (bezir) yağı, tung yağı, zeytin yağı, hint yağı, vd. Sayılabilir. Ayrıca Bkz. Trigliseritler
Özellikle sulu boyalarda, gerek ambalaj içindeyken gerekse yüzeye uygulandıktan sonra çeşitli bakterilerin, mantarların, ağaç kurtlarının üremesi olasıdır. Bunun önlenmesi amacıyla kullanılan biyositlerin başında formaldehit, formaldehit türevleri, kalay bileşikleri, bazik kuaternar bakır bileşikleri gelir.
Baritten yola çıkılarak, önce baryum sülfür (BaS) eldesi, sonra da BaS’ün sodyum sülfatla (Na2SO4) tepkimeye sokulması sonucunda elde edilen sentetik baryum sülfat (BaSO4). İzole edilerek öğütüldükten sonra yüksek nitelikli dolgu olarak kullanılır.
Oda sıcaklığında hidroksil, amin gruplarıyla tepkimeye girebilen izosiyanat reçineleri, tek bileşenli ve fırın kurumalı boya yapabilmek amacıyla, uçucu bileşiklerle bloke edilirler. Böylece oluşturulan bloklanmış izosiyanat reçinelerinde, kullanılacak fırınlama sıcaklığından biraz daha düşük sıcaklıkta buharlaşacak olan bloklayıcı kimyasallar seçilir.
Levha halinde çekilerek üretilip bobin biçiminde sarılan metallerin hızlı hatlarda boyanmasında kullanılan, esnekliği ve dış dayanımı yüksek filmler oluşturan boyalar. Ayrıca Bkz. Boyalı metal
Silindir biçimli bir metal kaptan oluşur. Kabın orta ekseni boyunca yerleşen bir döner mil üzerinde çeşitli sayıda çelik diskler bulunur. Değirmenin iç hacmine, ezilecek pigment pastasıyla birlikte, 0,5-3,0 mm çaplarındaki sert boncuklar doldurulur. Dönen disklerin yarattığı savurma etkisiyle, birbirlerine sürtünerek hareketlenen boncukların arasındaki pigment topakları “ovalanarak” ezilir. Yakın geçmişe kadar yüksek silika içeren kumların kullanıldığı benzer değirmenler yaygın kullanılmaktaydı. Bu değirmenler kumlu değirmenler olarak anılırlar.
Bir geminin, “tam yüklülük çizgisi”nin üzerinde kalan bölümüdür. Borda yüzeyleri, genelde kuru olup, zaman zaman sıçrantı ve su buharının etkisiyle ıslanırlar ve sürekli olarak da oksijenin ve güneş ışığının etkisine maruz kalırlar.
1) Bileşiminde pigment adı verilen renk verici maddeler bulunan organik kaplama malzemesi; 2) İçinde pigment bulunan ve bir yüzeyi kaplamış durumda bulunan organik kaplama filmi (Not: tüm organik kaplama türleri içinde en çok ve en yaygın kullanılanı olması nedeniyle "boya" sözcüğü, çoğu kez, "organik kaplama" sözcüğünün yerini alacak biçimde de kullanılır).
Boya filminde, konik biçimli küçük bir delik açarak, ölçekli bir büyüteç yardımıyla filmi oluşturan katların kalınlıklarını ayrı ayrı belirlemeye yarayan “tahribatlı test” cihazı. Boya delici, bir pil yardımıyla düşey dik kenarı etrafında dönen, dik üçgen biçimli çelik bıçaktan ve ölçekli bir büyüteçten oluşur.
Sertleşmiş boya filminin, uygulandığı yüzeyden kolayca sökülmesi amacıyla kullanılan bir boya yardımcı malzemesi. Boya sökücüler, çeşitli bağlayıcı ve katkılarla jöle kıvamına getirilen kuvvetli çözgenleri içerirler ve çözgenlerin şişirme/kabartma etkisiyle boya filminin sökülmesini sağlarlar. Kabaran boyanın yıkanarak uzaklaştırılabilmesi için, boya sökücülerin suyla karışabilir özellikte olması sağlanır.
Bobin halinde sarılmış metal levhaların hızlı hatlarda açılıp, yüksek sıcaklıkta sertleşen boyalarla kaplanmasıyla elde edilen malzeme. Boyalı metal malzeme, özel olarak tasarlanmış boyalar kullanıldığı için kalite ve dayanım açısından, açığa çıkan VOC, artyakıcılarda yakıldığı ve enerji olarak geri kazanıldığı için çevre açısından ve uygulama hızının yüksekliği nedeniyle de verimlilik açısından ilginç bir çözüm oluşturmaktadır.
Işığın saçınmasına yol açmayacak kadar küçük tanecikler halinde olan, suda veya bazı organik çözgenlerde çözünen renklendirici kimyasal madde. Boyar maddeler pigmentlere göre, genel olarak, daha düşük dış dayanıma sahiptirler.
Özellikle ahşap ve metal yapılı malzemenin büzülme ve genleşme biçimindeki boyut değişimleri. Uygulamacılar arasında “malzemenin çalışması” olarak adlandırılır. Metal yüzeylerdeki boyut değişimi, metalin ısıl genleşme katsayısına bağlı olarak, değişen ortam sıcaklıklarında oluşan genleşme ve büzülmelerdir. Ahşap yüzeylerdeyse, boyut değişimi, nemli ortamlarda ahşap malzemenin hava nemini alarak şişmesi; kuru ortamlardaysa, ahşap malzemenin kendi nemini yitirerek büzülmesi biçiminde oluşur.
Üzerinde sabit bir ağırlık bulunan keskin kenarlı bir metal tekerleğin, kurumuş boya filmi üzerinde yürütülmesiyle açılan V biçimli oyuğun boyu ölçülerek filmin sertliğini belirlemeyi hedefleyen bir testtir.
Bir çözgenin ya da bir çözgen karışımının, aynı miktardaki referans çözgene oranla ne kadar daha hızlı buharlaştığını veren kat sayı. Referans çözgen olarak dietil eter veya bütil asetat yaygın olarak kullanılır. Ayrıca Bkz. Buharlaşma sayısı
Belli miktardaki çözgenin, 20°C sıcaklık ve %65 bağıl nem koşullarında tamamen buharlaşması için geçen sürenin, aynı miktarda referans çözgenin, aynı koşullar altında tamamen buharlaşması için geçen süreye oranı “buharlaşma sayısı” olarak tanımlanır. Referans çözgen olarak Avrupa’da yaygın olarak dietil eter kullanılır. Amerika’da ve Uzak Doğu’da ise daha yaygın kullanılan referans çözgen n-bütil asetattır.
Boya filminin, üzerine uygulandığı metal panelle birlikte büküldüğünde çatlama, kırılma, yüzeyden ayrılma kusurlarının oluşmasına direnci. Bükme direnci, panelin silindirik ya da konik yapılı silindirlerin çevresinde bükülmesi ya da doğrudan katlanmak suretiyle bükülmesi gibi testler yapılarak ölçülür. Bu testler, sırasıyla, silindirik bükme testi, konik bükme testi ve T-bükme testi olarak anılırlar.
Elektroforetik kaplamalarda, iki elektrot arasındaki en kısa mesafeli noktalarda başlayan kaplama işleminin, kaplanan nesnenin uzak ve “ücra” kısımlarına da ulaşabilmesi, boyanın sahip olması istenen bir özelliktir. Elektroforetik boyaların, boyanacak nesnenin uzak kısımlarını da kaplama özelliğine “bükme gücü” denir. Uzak kısımların kaplanması, normalde iki elektrot arasındaki kısa yolu izleyen elektriksel alan çizgilerinin bükülmesini gerektirir.
Üre ve melamin formaldehit reçineleriyle polivinil asetat, polivinil bütiral reçinelerini ve doğal reçinelerini çözen, ayrıca aromatik çözgenlerle birlikte kullanıldığında çok geniş bir polimer grubunu çözebilen bir alkol.
Kimyasal adı: n-bütil alkol veya bütan-1-ol
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 117,7°C; etere göre buharlaşma sayısı: 33; özgül ağırlığı: 1,809-1,811; kırma indisi: 1,3993; parlama noktası: 35°C
Hemen tüm selüloz türevi reçineleri, polyester, akrilik, kısa yağlı alkid reçinelerini iyi çözen bir ester.
Kimyasal adı: Asetik asit n-bütil esteri
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 126,5°C; etere göre buharlaşma sayısı: 14; özgül ağırlığı: 0,882; kırma indisi: 1,3951; parlama noktası: 25°C
Nitroselüloz, epoksi esaslı çözgenli boyalarda kurumayı geciktirmek ve sulu organik kaplamlarda “ağır” yardımcı çözgen (co-solvent) olarak %1-2 gibi düşük oranlarda kullanılan bir kuyruk çözgen.
Kimyasal adı: Dietilen glikol mono bütil eter; 2-(2-bütoksi-etoksi) etanol (Butyl carbitol de denir)
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 230°C; etere göre buharlaşma sayısı: ~1200; özgül ağırlığı:0,954; kırma indisi; 1,4322; parlama noktası: 105°C
Selüloz türevi reçinelerle, polyester ve kısa yağlı alkid reçineleri esaslı çözgenli boyalarda kurumayı geciktirmek amacıyla, %1-2 gibi düşük oranlarda kullanılan kuyruk çözgen.
Kimyasal adı: dietilen glikol mono bütil eter asetat' dır. Butyl carbitol acetate da denir).
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 247°C; etere göre buharlaşma sayısı: >1200; özgül ağırlığı: 0,979; kırma indisi: 1,4262; parlama noktası: ~108°C
Sulu organik kaplamalarda yardımcı çözgen (co-solvent) olarak kullanılan; nitroselüloz, polyester, epoksi reçinelerinin çözülmesinde de kullanılan yavaş bir çözgen. Kimyasal adı: Etilen glikol mono bütil eter; 2-bütoksietanol (Butyl cellosolve veya butyl oxitol olarak da anılır).
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 171°C; etere göre buharlaşma sayısı; 160; özgül ağırlığı: 0,901; kırma indisi: 1,4196; parlama noktası: 60°C
Bazı selüloz türevleriyle polyester reçineleri üzerinde çözücü etkisi olan yavaş bir çözgen.
Kimyasal adı: Etilen glikol mono bütil eter asetat; bütoksi etil asetat (Butyl cellosolve acetate veya butyl oxytol acetate olarak da anılır).
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 192°C; etere göre buharlaşma sayısı: 190; özgül ağırlığı: 0,941; kırma indisi: 1,4139; parlama noktası: 75°C
Bütanolle tepkimeye sokularak modifiye edilen melamin formaldehit reçineleri. Bütillenmiş melamin formaldehit reçineleri, uyuşurlukları, görece düşük yüzey gerilimleri ve buna bağlı olarak da oluşturdukları yüksek film kalitesi nedeniyle çok yaygın kullanılırlar. Ancak, görece yüksek molekül ağırlıkları nedeniyle yüksek katılı sistemlerde kullanılmazlar.
Ağırlıklı ham maddesini silikanın (SiO2) oluşturduğu saydam ya da yarı saydam bir inorganik maddedir. Soda camı, borosilikat camı, fosfatlı cam ve kristal (kurşunlu cam) gibi alt türleri vardır.
Kristal yapılı olmayan polimerlerin, ısıtıldıkça, kırılgan ve camsı bir yapıdan, elastomerik davranışlı bir yapıya dönüşümünün belirgin bir hal aldığı sıcaklık.
Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (Commission Internationale de l’Eclairage, CIE) tarafından oluşturulan “matematiksel yapılı” bir renk tanımlama sistemi. Sistem, renkleri tanımlarken, insan gözündeki konik yapılı ışık algılama hücrelerinin üç tipte olduğu ve bunların mavi, yeşil ve kırmızı ışıklara hassas olduğu bilgisini temel alır. Buradan hareketlenerek yapılan modelleme sonucunda her renk; L, a ve b kısaltmalarıyla anılan üç bileşen cinsinden ifade edilir. CIE Lab renk sistemi, rengi belirlenecek olan nesnenin yanı sıra, ışığa ve gözlemciye ilişkin tanımlar da getirdiği için diğer renk tanımlama sistemlerine oranla daha hassas ve tekrarlanabilen sonuçlar verir. Ayrıca Bkz. Renk tanımlama sistemleri
Cila, bir nesnenin yüzeyindeki küçük gözenekleri doldurarak, fırça vd. ile yapılacak cilâlama işlemi sonucunda yüzeyin parlaklığının artmasını sağlayan şeffaf veya mumsu maddelere verilen addır. Ancak, ülkemizde, ahşap yüzeylere uygulanan verniklere de “cilâ” adı verilir.
Özellikle otomotiv orijinal boyamalarında başvurulan püskürtme uygulamalarında, dakikada 25.000 ile 60.000 devir yapacak hızda dönen çanlar kullanılır. Yüksek devrin etkisiyle oluşan merkezkaç etkisiyle çok ince damlacıklar halinde parçalanan boya uygulama yüzeyine püskürtülür. Aktarım etkinliği açısından bu uygulamalar elektrostatik yöntemle yapılır.
Sert bir film oluşturma yani kuruma sürecinde, çözgen buharlaşmasının yanı sıra, organik kaplama bağlayıcılarının birbirleriyle tepkimeye girerek polimerleşmeleri de etkili olur. Birbirine bağlanma biçimindeki bu polimerleşmeye “çapraz bağlanma” adı verilir.
Başlangıçta çizgisel veya dallanmış yapılı olan en az iki polimerin, aktif kalan fonksiyonel grupları üzerinden tepkimeye girmeleri sonucu oluşurlar. Bu polimerleri oluşturan monomerlerin fonksiyonaliteleri 2’den küçük olamaz; ayrıca en az bir monomerin fonksiyonalitesinin en azından F=3 olması gerekir. Çapraz bağlanmış polimerler termoset yapılı olurlar.
İçeriğine, boyayla uyuşurluğu olmayan silikon esaslı yüzey katkıları eklenen metalik boyaların kullanılmasıyla oluşturulan görsel etki. Uyuşmaz olması nedeniyle yaş boya içinde homojen dağılmayan silikon yüzey katkısının yol açtığı noktasal yüzey gerilim farklılıkları, kuruyan boya filmine çekiçlenmiş bir metal yüzeyi görünümü kazandırırlar.
Doymamış polyester reçinesinin veya epoksi reçinesinin bağlayıcı olarak kullanıldığı, spatulayla uygulanan ve sertleşme sonucunda çok yüksek sertliklere erişen macunlara halk arasında verilen ad.
Yaş boyanın, boya uygulanan nesnenin kenarlarında daha kalın bir tabaka oluşturarak resim çerçevesine benzer bir görüntü oluşturması. Olgu, buharlaşmanın, kenarlarda, daha fazla ara yüzey olması nedeniyle, hızlı gerçekleşmesi sonucunda oluşur. Yüzey gerilimleri boyanın kalan kısmından daha düşük olan çözgenlerin, filmi daha çok terkettiği kısımlarda, yüzey gerilimi artar ve buna bağlı olarak bu bölgelere doğru bir boya yığılması oluşur. Ayrıca Bkz. Marangoni olayı
Metal yüzeylerin, boya yapışmasına daha uygun hale getirilmesi ve bir miktar da korozyon direnci sağlamak amacıyla kullanılan ve daldırma ya da püskürtme yöntemleriyle uygulanan inorganik kaplamalar. Ayrıca Bkz. Fosfatlama
Boya ve verniklere matlaştırma, zımparalanmayı kolaylaştma gibi amaçlarla katkı olarak eklenen ve boya çözgenlerinde çözünmeyen bir çinko sabunu.
Ahşap boyaya hazırlamak amacıyla zımparalandığında, ağaç yüzeyindeki damarlar, zımparalanma işlemi sırasında parçalanırlar. Bu yüzeylerdeki damarların, termoplastik karakterli seyreltik sulu verniklerle doyurulması işlemine çirişleme denir. Çirişlemeyle, parçalanan damarlar şişerek, ahşap yüzeyinden dışarı doğru uç verirler. Çirişleme verniğinin kurumasının ardından ikinci bir zımpara daha yapılarak bu uçlar alınır ve ahşap yüzeyi boyaya hazır hale gelir.
Sert cisimlerin etkisiyle, organik kaplama filminin yüzeyinde küçük tersinmez oyukların açılmasına çizilme denir. “Çizilme direnci” yüksek olan organik kaplamalarda, ya kaplamanın çizilmeye karşı direnci yüksektir, ya da, kaplamanın yapısı gereği, oluşan çizikler bir süre sonra kaybolurlar.
Oda sıcaklığında çapraz bağlanarak sert film veren organik kaplamalardaki reaktif girdileri ayrı bileşenler olarak ambalajlamak zorunlu olur. Bu nedenle iki, üç ya da daha fazla bileşenin ayrı ayrı ambalajlandığı bu kaplamalara çok bileşenli kaplamalar denir. Ayrıca Bkz. İki bileşenli kaplamalar
Parlaklık ölçme cihazıyla 60°’de ölçülen parlaklığı 80’in üzerinde olan boyalı yüzeyler “çok parlak” olarak anılırlar.
Yaş boya içinde bulunan pigmentlerin,dolguların, taneli katı katkıların, yer çekiminin etkisiyle “asıltı” konumunu terkederek kabın dibine oturması. Oluşan çökelti, bir spatula yardımıyla karıştırılıp homojenleştirilebiliyorsa bu olguya “yumuşak çökme”, yüksek devirde karıştırılsa dahi boya içinde homojen ve ince taneli dağılmıyorsa “sert çökme” adı verilir.
Yaş boyanın bağlayıcısını çözmek amacıyla boya formülünde bulundurulan ve çoğunlukla uçucu karaktere sahip olan organik sıvı.
Bileşiminde herhangi bir çözücüye yer verilmese de, boya uygulamasının yapılabileceği kadar düşük viskoziteye sahip olabilen boyalar. Çözgen içermeyen boyalar, bağlayıcı olarak küçük molekül ağırlıklı polimerlerin, oligomerlerin veya reaktif monomerlerin kullanılmasıyla üretilirler (Örn: Işımayla sertleşen kaplamalar, çözgensiz epoksi kaplamalar, vd.).
Boya uygulanacak yüzeydeki, varsa, kir, yağ ve diğer bulaşıklık unsurlarının, iyi yağ çözücü çözgenler kullanılarak yüzeyden uzaklaştırılması.
Bileşiminde yer alan polimerik bağlayıcıların, uçucu organik sıvılar olan organik çözgenlerde çözündüğü boyalar.
Bileşiminde yer alan polimerik bağlayıcıların, uçucu organik sıvılar olan organik çözgenlerde çözündüğü boyalar.
Bir çözgenin veya çözgen karışımının, bir polimerik bağlayıcıyı ne kadar kolay çözdüğüne ve oluşan çözeltinin viskozitesinin ne kadar düşük olduğuna göre belirlenen özelliği.
Her bir kimyasalın yapısal özelliklerinden yola çıkılarak Hildebrand tarafından önerilen ve o kimyasalın çözme ve çözünme karakteristiklerini belirleyen parametre. Daha sonra, Hansen tarafından, üç bileşenli (dispersiyon kuvvetleri bileşeni, polar kuvvetler bileşeni, hidrojen bağı bileşeni) ve daha gelişkin olan “üç boyutlu çözünürlük parametreleri” gündeme getirilmiştir.
Boyanacak nesnenin, uygulama kıvamına getirilmiş yaş boya dolu bir kaba veya tanka daldırılarak boyayla kaplanmasına yönelik uygulamalardır. Daldırma uygulamalarında karşılaşılabilen akma, çökme, köpük oluşumu, homojen kalınlık sağlayamama gibi olası sorunlar, uygulama değişkenlerine yüksek bir hakimiyet sağlanarak önlenebilir.
Dallanma noktasında üç ya da daha çok sayıda polimer segmentinin birleştiği polimerlerin genel adıdır. Fonksiyonaliteleri F=2 olan, ancak fonksiyonel gruplardan en az birinin, dallanmaya yol açacak biçimde, orta bölümlerinde konuşlandığı monomerlerin tepkimesi sonucunda oluşurlar. Adımlı büyüme polimerleşmesinde çok az miktarda F=3 olan monomer kullanılır. Katılma yolu polimerleşmede ise çok az F≥4 olan bir monomer veya dallanmaya yatkın başlatıcı kullanılmaktadır. Sık rastlanan bazı dallanmış polimer tipleri aşağıda gösterilmiştir:

Dallanmış polimerler termoplastik veya termoset olabilirler.
Boyalı filmin, uygulama yüzeyinde şekilsel değişikliklere yol açacak şiddetteki darbelere rağmen yırtılma, yüzeyden kalkma gibi kusur oluşumlarına karşı direnci. Bu amaçla boyalı yüzeyin üzerine, sabit ağırlıklı bir topuz, giderek artan yüksekliklerden düşürülür. İlk hasarın gözlendiği sırada uygulanan darbenin şiddeti, topuzun kütlesiyle düşme yüksekliğinin çarpımı olarak belirtilir (örn. kg.cm, lb.ft gibi).
Pigment aglomerat ve agregatlarının, dispersiyon süreci sonunda, birincil tane büyüklüklerine yakın büyüklükteki tanecikler halinde ezilmesi. Ayrıca Bkz. Kontrollü flokkülasyon
Hint yağının dehidrate edilmesiyle elde edilen ve eşlenik (konjuge) konumda iki çift bağ içeren, kuruyan yağ özelliğine sahip bir hint yağı türevi. Ayrıca Bkz. Hint yağı
Demirin doğal veya sentetik oksitleri, dünyanın en eski ve halen de yaygın olarak kullanılan pigmentlerini oluştururlar. Fe2O3 biçimindeki oksitler kırmızı; Fe2O3xH2O yapılı oksitler sarı; Fe3O4 oksiti siyah; FeO ile Fe2O3’ün farklı oranlardaki karışımlarıysa kahverengi pigmentler olarak kullanılırlar.
Yatlar, ticari deniz taşıtları ve askeri deniz taşıtlarının yanısıra, deniz yoluyla yük taşıma amacıyla kullanılan konteynerlerin boyanmasında kullanılan korozyon ve su dirençleri üstün boyalar.
Kuru yük taşımak amacıyla yapılan ve gemi güvertelerinde taşınan dikdörtgenler prizması biçimindeki metal kutu. Deniz konteynerleri, 20 feet (:Yaklaşık 6 metre) veya 40 feet (:Yaklaşık 12 metre) uzunluğunda olurlar.
Deniz konteynerlerinin iç ve dış yüzeylerinin boyanmasında kullanılan boyalar. Bu amaçla kullanılan dış yüzey boyalarından beklenen birincil işlev, yüksek korozyon ve su direncidir. Bu amaçla, epoksi esaslı astarlar ve akrilik, klor kauçuk veya alkid esaslı son katlar kullanılır. İç yüzey boyalarından beklenense, taşınacak kuru yükten konteyner iç yüzeylerinin etkilenmemesi ve taşınacak kuru yüke konteyner iç yüzeylerinden ve boyadan bir bulaşıklık olmamasıdır.
Sığır, domuz, koyun gibi hayvanların tabaklanmış derilerinin albenili hale getirilmesi amacıyla boyanmasında kullanılan esnek boyalar.
Boyalı panelin arka yüzüne temas eden bir topuzun, sabit hızla itilerek paneli deforme etmesi biçiminde yapılan testin adı. Erichsen deformasyon testi olarak da anılan bu testte, deformasyonun etkisiyle boya filminde, ilk çatlak oluşumu gözlendiğinde, paneli deforme etmekte olan topuz durdurulur ve deformasyon derinliği mm cinsinden ölçülerek boyanın derin çekme direnci olarak ifade edilir.
Derinlemesine süzme, boya içinde bulunan ve tutulması istenen taneciklerin boyutunun çok üzerindeki kalınlıkta bir tabaka halinde bulunan ve gözenekli bir yapıya sahip olan süzme ortamları (örn. gözenekli kartuşlar) kullanılarak yapılır. İstenmeyen tanecikler, gözenekli yapının girintileri içinde tutularak süzülmüş olurlar.
Organik kaplamaların, dış ortamdaki morötesi ışınların, oksijenin, suyun, tahrip edici kimyasalların, mikroorganizmaların, mantarların, sıcaklığın, sıcaklık farklarının, rüzgârın, aşındırıcıların yıpratıcı etkilerine dayanma direnci.
Yüzeyler üzerine uygulanmış organik kaplamaların dış ortamlarda mevcut etkenlere direncini ölçmek amacıyla yapılan en güvenilir testler, doğal dış ortamlarda yürütülen testlerdir. Bu testlerin genellikle, yıpratıcı koşulların yoğun yaşandığı coğrafyalarda oluşturulan test istasyonlarında yapılması tercih edilir (örn. Florida, ABD; Arizona, ABD; Okinawa, Japonya; Kuzey Deniz Sahili, Avrupa).
İki aseton molekülünün yoğuşma tepkimesiyle elde edilen; selüloz türevi reçinelerle polyester esaslı boyalarda kullanılan, hem keton hem alkol karakterli çözgen.
Kimyasal adı: 4-hidroksi-4-metil pentan-2-on.
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 167,9°C; etere göre buharlaşma sayısı: 135; özgül ağırlığı: 0,938; kırma indisi: 1,4241; parlama noktası: 58°C
Polyester reçinelerinin iyi bir çözücüsü olan, dimetil glutarat, dimetil süksinat ve dimetil adipatın karışımından oluşan bir çözgen. Üç esterin karışım oranları, üreticiden üreticiye değişmektedir. Invista’nın yaygın kullanılan ürünü DBE’nin tipik bileşimi ve bazı özellikleri aşağıda verilmiştir:

Tipik kimyasal formülü:
% 59 Dimetil glutarat Y
% 20 Dimetil süksinat
% 21 Dimetil adipat


Kaynama aralığı: 196-225°C; etere göre buharlaşma sayısı: >100; özgül ağırlığı: 1,092; kırma indisi: 1,423; parlama noktası: 103°C
Karıştırma, basınç gibi kesme kuvveti uygulamaları sonucunda viskozitesi (kıvamı) artan akışkanlar. Bkz. Kesmeyle kalınlaşan akışkanlar
Hareketli bir taşıyıcı bant üzerinde ilerleyen düz panellere silindirler aracılığıyla boya uygulamaya dayanan “silindir uygulamaları”nın bir türüdür. Direkt silindir uygulamalarında, “uygulama silindiri”nin dönüş yönü, bantın ilerleme doğrultusuna paraleldir. Ters yönlü uygulamalara göre, boyaya daha düşük kesme kuvvetinin uygulandığı direkt uygulamalar, astar katı boyamalarında ve parlak olmayan son kat uygulamalarında olumlu sonuçlar verir. Ayrıca Bkz. ters yönlü silindir uygulaması, Silindirle boya uygulamaları,
1) Bir maddenin, bir başka madde içinde küçük parçacıklar halinde ve homojen olarak yayılması.
2) Dispersiyon işlemi sonucunda elde edilen homojen ve kararlı karışım.
Pigmentlerin, taşıyıcı ortam içindeki homojen ve küçük taneli dağılmışlık durumunun korunması süreci. Kararlılaştırma, iki temel işlerge (mekanizma) aracılığıyla gerçekleştirilir: (a) Pigment yüzeyleri, uygun katkılar kullanılarak elektrik yüklü hale getirilirler; böylece aynı yükle yüklü taneciklerin birbirini itmesi sonucunda pigment topaklaşması önlenmiş olur; (b) Pigment seven gruplar içeren polimerik dispersiyon katkıları, pigment çevresinde oluşturdukları tabakayla, pigmentlerin çarpışarak topaklaşmalarını önlerler (:uzaysal engellemeyle kararlılaştırma).
Zeytingillerden, kerestesi sert ve değerli bir ağaçtır. Öz odunu kahverengi, olgun odunu beyaz sarı, iri gözenekli ve yıl halkaları gayet belirgindir. Mobilya yapımında kullanılır, özgül ağırlığı 0,75 gr/mL’dir.
Siyahla hiç kirletilmemiş ve doygun dört temel rengi referans alarak oluşturulan bir renk tanımlama sistemi. NCS’de, yukarıdaki özelliklerde sarı, kırmızı, mavi ve yeşil standartlar oluşturulur. Bu standartları oluşturan boyalar değişik oranlarda karıştırılarak çeşitli tonlarda renkler edilir. Elde edilen her bir renk, renksiz vernikle çeşitli oranlarda karıştırılarak değişik doygunluklar elde edilebilir. Yine bu renker, siyahla çeşitli oranlarda kirletilebilir. Bu biçimde elde edilen renkler, NCS’de şöyle ifade edilir: Örneğin 2080-R70B. Yani renk % 20 oranında siyah içermektedir, % 80 oranında doygundur ve tonu % 70 oranında kırmızı (:Red, R) ile % 30 oranında mavinin (:Blue, B) karışımından oluşmaktadır. Ayrıca Bkz. Munsell renk sistemi, Renk tanımlama sistemleri
Bir boya filminin, parmakla temas edildiğinde iz kalmayacak derecede kurumasıdır. Dokunma kuruması testleri; (a) Kuruyan yüzeye işaret parmağıyla “orta şiddette” basınç uygulanarak, (b) Üzerine 250-500 gr/cm² basınç uygulanan bir pamuk parçasının, ters yüz edilen panele yapışıp yapışmadığına bakılarak yapılır.
Seri üretim hatlarında üretilen otomotiv ürünleri, beyaz eşya gibi yüksek miktarda boya kullanımını gerektirdiklerinden, boyanın uygulama noktasına aktarımı, dolaşım devreleriyle yapılır. Düz boru, dirsek, vana, pompa gibi elemanlardan oluşan bu devrelerde, boyanın kararlılığını bozan çeşitli hidrolik ve mekanik etkenler vardır. Dolaşım devrelerinde kararlılık özelliği, yaş boyanın bu etkenlere direncini belirler.
Özellikle ahşap yüzeyler üzerinde saydam bir organik kaplama gamı oluşturulmak isteniyorsa, yüzeye uygulanan saydam astar.
Çok sayıdaki örneği öğütülmüş doğal minerallerden oluşan(barit, kalsit, talk, kaolin, mika gibi), daha az sayıdaki tipleriyse sentetik yolla elde edilen (Blanc Fixe, litopon gibi) mikron boyutlu toz boya girdilerinin genel adı. Boya ortamında çözünmeyen dolguların temel kullanılma nedeni boya maliyetini düşürmek olup, bununla birlikte, boyanın bazı teknik özelliklerinin de iyileşmesi de bir diğer kullanım nedenini oluşturabilir. Pigmentsiz kaplamalarda kullanılan dolguların, renksiz ve saydam görüntünün etkilenmemesi için, renksiz olmaları ve kırma indislerinin, kullanılan bağlayıcının kırma indisine yakın olması önemlidir.
Kalsiyum ve magnezyum karbonatların birlikte çökelmesiyle oluşan kayaçlara dolomit adı verilir (CaCO3.MgCO3). kırma indisi: 1,60; özgül ağırlığı: 2,90. Mineralin öğütülmesiyle elde edilen dolgu, dış cephe inşaat boyalarında kullanılır.
Donuklaşma, boya yüzeyinde biriken bazı maddelerin parlaklığı düşürerek ya da gölgeli veya homojen olmayan bir görüntüye yol açarak oluşturduğu film kusurudur. Donuklaşmaya, genellikle, saydam olmayan yağlar ve mumlar gibi yabancı maddeler neden olur.
Bağlayıcı olarak kullanılan doymamış polyester reçinesine mekanik mukavemet sağlamak amacıyla örülü lif, tiftilmiş lif, kum gibi malzemenin karıştrılmasıyla oluşturulan bileşik malzeme grubuna verilen ad. Bu gruptan, cam elyafı takviyeli polyesterler (Fiber Reinforced Polyesters, FRP veya Glass-fiber Reinforced Polyesters, GRP) en yaygın olarak kullanılan türü oluştururlar.
Merkezi etrafında 1000 devir/dk ve üzerindeki hızlarla dönerken yüzeylerine beslenen sıvı boyayı merkezkaç etkisiyle, atomize damlacıklar halinde boyanacak yüzeye fırlatan boya uygulama cihazı. Döner diskler en fazla beyaz eşya sanayiinde ve diğer metal eşya sanayiinde kullanılırlar.
Şişirilip lifli hale dönüştürülen çam, meşe ve kayın yongalarının bir miktar tutkal ilâvesinin ardından yaş olarak preslenmesi sonucunda elde edilen bir yüzü perdahlı, diğer yüzü pürüzlü ahşap malzeme.
0,7 atm’den daha düşük pozitif basınçta hava kullanılarak, hava ile boyanın tabanca içinde karışmasıyla, atomizasyonun daha az hava kullanılarak yapılmasını sağlamak üzere tasarlanan boya püskürtme tabancaları. LVLP püskürtme tabancalarıyla hem yüksek aktarım etkinliği hem de yüksek yüzey kalitesi hedeflenmektedir.
Yüksek sıcaklıkta kürlenen organik kaplamaların, yetersiz sıcaklık ve süreye maruz kalması sonucunda yetersiz sertleşmesi.
Oda sıcaklığında defalarca uzunluğunun en az iki katına uzatılıp, serbest bırakıldığında tekrar orijinal uzunluğuna dönebilen doğal veya sentetik polimer. Vulkanize olmuş lastikler, genellikle elastomer özelliği gösterirler.
Boya sektöründe, genel olarak, bir yaş boyanın elektriği iletme direncinin belirtilmesi amacıyla kullanılan bir terimdir. Yaş boyanın elektrostatik yöntemle püskürtülebilmesi için, katot haline getirilmiş olan boyanacak eşya yüzeyine, elektriksel çekim kuvvetlerinin etkisiyle ulaşması gerekir. Bunun için de yaş boyanın elektriksel direncinin, belli bir değerin üzerinde olmaması gerekir. Başka bir deyişle, yeterince iletken olması gerekir. Ayrıca Bkz. İletkenlik
Su içinde emülsiyon halindeki bir boya banyosuna elektrot olarak daldırılan nesnenin harici akım uygulaması sayesinde, banyodaki boya zerrecikleriyle kaplanması.
Su içinde askıda bulunan elektrik yüklü emülsifiye parçacıkların, bir elektrik akımı uygulanması sonucunda, zıt yüklü oldukları elektroda doğru göçmeleri ve elektrot yüzeyinde toplanmaları olgusu. Elektrik alanı etkisindeki malzeme göçü, (+) yüklü parçacıkların katota yönelmesi şeklinde gerçekleşiyorsa, sürece kataforez adı verilir. Benzer biçimde (-) yüklü emülsiyon zereciklerinin anoda yöneldiği süreçler ise anaforez olarak adlandırılır.
Genellikle demir esaslı yüzeylerin bir elektroliz devresine katot olarak bağlanmak suretiyle, ince bir çinko tabakasıyla kaplanması sonucunda oluşan kaplama. Elektrogalvanizlemeyle, demir esaslı yüzey, üzerindeki çinko tabakası tarafından korunarak korozyon direnci kazanır.
Boyayı eksi yükle yükleyip veya püskürtülen boya hüzmesini iyonlaştırılmış hava bulutu (:Korona) ile çevreleyip, boyanacak nesneyi de artı yüklü elektrot olarak devreye bağlayarak yapılan püskürtme uygulamaları. Boyanın, elektriksel çekimle yüzeye yönelmesi nedeniyle aktarım kayıplarının en aza indiği elektrostatik sprey yöntemi, hem yaş hem de toz boyalar için uygulanır.
Alüminyumdan yapılmış nesneleri, bir elektroliz devresine anot olarak bağlayarak yüzeylerinde; yüzeye iyi tutunan, geçirimsiz ve korozyona dirençli bir oksit tabakası oluşturulur. Bu olguya eloxal (Electrolytic Oxidation of Aluminum=Aluminyumun elektrolitik oksidasyonu) ve oluşan yüzeylere de, anımsatıcı bir kısaltmayla eloksal yüzeyler denir.
Katı bir maddenin, bir akışkanın nüfuz etmesi sonucunda o akışkana doyurulması.
Bir sıvının, karışma özelliği göstermediği bir sıvı içinde, kolloidden daha irice damlacıklar içinde askıda kalmasıyla oluşan bir sistem.
Propilenin klorlanmasından yola çıkılarak elde edilen, epoksi reçinelerin ve epiklorhidrin lastiğinin üretiminde kullanılan bileşik.
Kimyasal adı: Klorometilokziran
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 116°C
Bisfenol A esaslı epoksi reçineleriyle yağ asitlerinin tepkimesi sonucunda elde edilen; çözgenle veya suyla inceltilen tipleri üretilebilen bir organik kaplama reçinesi. Kullanılan yağ asidine göre hava kurumalı veya fırın kurumalı epoksi ester reçineleri üretilebilmektedir.
Polimer zincirinin uçlarında iki veya daha fazla epoksi grupları içeren reçinelerdir. En çok kullanılan türü, epiklorohidrin’le (klorometil okziran), bisfenol A’nın (difenilolpropan) tepkimesi sonucunda elde edilir. Oluşan polimerik zincirin uzunluğuna göre sıvı ve katı epoksi reçineleri üretilebilmektedir. Organik kaplama alanında, epoksi reçineleri, poliamidler, poliaminoamidler, izosiyanat içeren bileşikler, amino reçineleri ve ketiminlerle tepkimeye sokulurlar. Emsalsiz yapışma, kimyasal direnç ve korozyon direnci sağlayan organik kaplamaları üretmekte kullanılırlar.
Sertleştirici olarak ketimin bileşiklerinin kullanıldığı epoksi esaslı kaplamalardır. Ketiminin, su veya nem varlığında amin ve ketona ayrışması sonucunda, tipik epoksi-amin tepkimesi üzerinden çapraz bağlanma gerçekleşir. Ayrıca Bkz. Nemle sertleşen kaplamalar
Birinci bileşeni epoksi reçinesi esaslı, ikinci bileşeni poliamid reçinesi esaslı olan iki bileşenli boyalar.
Sertleşmiş boya filminin esnekliğini belirlemek amacıyla uygulanan bazı mekanik testler. Esnekliği ölçen çeşitli testler (derin çekme, bükme, darbe vd.), bir diğer boya özelliği olan sağlamlığı da (:Toughness) ölçmeye yararlar.
Organik asitlerle, alkollerin yoğuşma tepkimesi sonucunda oluşan organik bileşikler:
Aktivasyon enerjisi, aktifleşme enerjisi olarak da anılır. Bir kimyasal tepkimenin, bir sıcaklıkta başlatılabilmesi için gereken en düşük enerji miktarıdır.
Metanol gibi etanol de çoğu organik polimer için iyi bir çözücü değildir. Ancak, aromatiklerle karışımları yüksek çözücü etkiye yol açarlar.
Kimyasal adı: Etil alkol
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 78,3°C; etere göre buharlaşma sayısı: 8,3; özgül ağırlığı: 0,789; kırma indisi: 1,3614; parlama noktası: 12°C
Pek çok selüloz türevi reçine, polivinil asetat, polyesterler dahil olmak üzere geniş bir organik polimer grubunu iyi çözen bir ester.
Kimyasal adı: Asetik asit etil esteri
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 77,2°C; etere göre buharlaşma sayısı: 2,9, özgül ağırlığı: 0,901; kırma indisi: 1,3725; parlama noktası: –4
Selüloz türevleri, epoksi reçineleri, polyester reçineleri esaslı kaplama sistemlerinde ve sulu sistemlerde kurumayı geciktirmek amacıyla, %1-2 gibi düşük oranlarda kullanılan eter alkol yapılı “kuyruk” çözgen.
Kimyasal adı: Dietilen glikol mono etil eter; 2-(2-etoksietoksi) etanol (Carbitol ticari adıyla da anılır).
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 202°C; etere göre buharlaşma sayısı: ~1200; özgül ağırlığı: 0,990; kırma indisi: 1,4270; parlama noktası: 90°C
Selüloz türevleri, polyester reçineleri ve kısa yağlı alkid reçineleri esaslı kaplama sistemlerinde kurumayı geciktirmek amacıyla %1-2 gibi düşük oranlarda kullanılan “kuyruk” çözgen.
Kimyasal adı: Dietilen glikol mono etil eter asetat; 2-(2-etoksietoksi) etil asetat.
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 217°C; etere göre buharlaşma sayısı: >1200; özgül ağırlığı: 1,009; kırma indisi: 1,4213; parlama noktası: 98°C
Nitroselüloz, polivinil alkol, epoksi reçineleriyle pek çok doğal reçineyi çözmede kullanılan eter alkol. İnsan sağlığına yönelik riskler oluşturması nedeniyle kullanımı kısıtlanmaktadır.
Kimyasal adı: Etilen glikol mono etil eter, etoksi etanol (Cellosolve ve oxitol isimleriyle de anılır).
Kimyasal formülü:
kaynama noktası: 135°C, etere göre buharlaşma sayısı: 43; özgül ağırlığı: 0930; kırma indisi: 1,4081; parlama noktası: 42°C.
Etil glikol’ün kullanım alanlarının yanısıra polyester ve kısa yağlı alkid reçinelerini de çözmede kullanılan eter asetat. İnsan sağlığına yönelik riskler oluşturması nedeniyle kullanımı kısıtlanmaktadır.
Kimyasal adı: Etilen glikol mono etil eter asetat; etoksi etil asetat (Cellosolve acetate olarak da anılır).
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 156,2°C; etere göre buharlaşma sayısı: 60; özgül ağırlığı: 0,975; kırma indisi: 1,4058; parlama noktası: 51°C.
Geç buharlaşan polar bir kuyruk çözgen gerektiği durumlarda, organik kaplama bileşiminde, genellikle %10’un altındaki miktarlarda, yer verilen çözgen. İzooktanol ve izooktil alkol de denir.
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 184°C; etere göre buharlaşma sayısı: ~600; özgül ağırlığı: 0,833; kırma indisi: 1,4328; parlama noktası: 74°C
Selülozun etanolle tepkimesi sonucunda elde edilen ve suda çözünebilen bir selüloz eter reçinesi. Sulu inşaat boyalarında bağlayıcı olarak ve kıvam (viskozite) artırıcı olarak kullanılırlar.
Silikanın etil gruplarıyla tepkimesi sonucunda elde edilen, yüksek korozyon direnci sağlayan kaplama bağlayıcısı grubu. En yaygın kullanılan örneği tetraetilortosilikat monomeridir. Çinko yüklemeli sulu astarların yapımında kullanılırlar.
Etilen oksidin hidratasyonuyla elde edilen, petrokimya ürünü bir poliol. Alkid ve polyester reçinelerinin üretiminde çok yaygın kullanılır. Kapalı devre antifriz çözeltilerindeki kullanımı da yaygındır.
Kimyasal adı: Etan-1,2-diol
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 197°C; özgül ağırlığı: 1,113; kırma indisi: 1,4310; parlama noktası: 110°C
Bir çeşit sentetik lastik. Etilen propilendien polimerinin polipropilenle çeşitli oranlarda alaşımları (PP/EPDM) hazırlanarak sağlamlık, esneklik, kırılganlık özellikleri amaca göre ayarlanmış plastikler elde edilir. PP/EPDM alaşımları, en yaygın olarak otomotiv tamponlarında kullanılırlar.
Evin parke, duvar, kapı gibi kısımlarıyla; mobilya, beyaz eşya; elektronik eşya gibi evde kullanılan nesnelerin boyalı yüzeylerini tahrip etme riski olan deterjan, alkol, amonyak, sodyum hipoklorit, sabun, yağ, sirke, vd. kimyasallar.
Mekanik enerji kullanılarak, akışkan ortam içinde bulunan pigment topaklarının parçacık boyutlarının küçültülmesi için uygulanan bir boya üretim adımı. Yaş boyada kullanılan pigmentlerin, reçine çözeltilerinden oluşan sıvı ortamda ezilmeleri dolayısıyla bu işlemler “yaş ezme (wet grinding)” olarak da adlandırılır.
Dispersiyon işlemi sonucunda elde edilen tanecik büyüklüğü aralığının üst sınırı. Örneğin, Ezme inceliğinin belirtilmesinde iki ölçek yaygın olarak kullanılır: Mikrometre temelindeki metrik ölçek ve Hegman ölçeği. Örneğin, bir pigment pastasındaki veya bir boyadaki taneciklerin hemen hemen tümünün 25µm veya daha küçük boyutta olması durumunda, ezme inceliği, metrik ölçekte 25µm, Hegman ölçeğinde 6 olarak belirtilir.
Pigment içeren boyaların veya boya yarı ürünlerinin sahip olduğu tanecik büyüklüğünün üst sınırını belirlemek için kullanılan laboratuvar cihazı. Ezme ölçerler, sıfırdan başlayarak gittikçe derinleşen oyuklar içeren çelik bir bloktan oluşurlar. Oyuğun derin ucuna doldurulan pigmentli sıvı bir bıçak yardımıyla oyuğun sığ ucuna doğru sıvazlanarak süpürülür. Taneciklerin görülmeye başladığı noktadaki oyuk derinliği ezme inceliği olarak kaydedilir.
Bir gemide, boş ve tam yüklü haldeki batma seviyelerini gösteren iki çizgi arasında kalan bölüme faça denir. Faça bölümündeki yüzeyler, refakat motorlarının, iskelelerin ve şamandıraların sürtünme etkilerine uğrar, ayrıca, yükleme durumuna göre, deniz suyu sıçrantısına maruz kalabilir veya suya batık çalışabilir.
Elektrostatik püskürtme uygulamalarında tabancayla, boyanacak eşya arasında oluşan elektriksel alan çizgileri, boyanın, eşya üzerindeki bazı girintilere ulaşmasını engelleyebilirler. Elektriksel alan çizgilerinin kafes telleri gibi biçimlenerek, içte kalan yüzeylere boya ulaşımını engellediği bu oluşuma “Faraday Kafesi” adı verilir.
Fenolik reçinelerin ham maddesi olarak kullanılan beyaz, kristal yapılı kimyasal madde.
Kimyasal formülü:
Fenolle aldehitlerin verdikleri tepkimeler sonucunda oluşan ve özellikle ısıl ve kimyasal dirençleri dikkat çekici olan reçinelerin genel adı.
Bir sapa tutturulmuş lifleri aracılığıyla boya uygulamak amacıyla kullanılan araç. Fırçaların, sulu boyalar için naylon veya polyester; çözgenli boyalar için ise polyester veya hayvan kılından liflere sahip olması tercih edilir.
Boyanın fırçayla uygulanmasının hemen ardından, yaş boya filmi üzerinde lif uçlarının izleri görülür. Bu izler filmin kuruması sürecinde kaybolmazsa, “fırça izi” adı verilen boya kusuru oluşur. Fırça izi kusuru, boyanın yüzey gerilimi düşürülerek, kıvamı azaltılarak ya da ağır çözgenler eklenerek çözümlenebilir.
Yüksek sıcaklıkta sertleşen boyaların sertleşmeleri için yüksek sıcaklıklardaki fırınlarda pişirilmesi işlemi.
Yaş boyanın veya toz boyanın yüzeylere ince bir tabaka halinde uygulanmasının ardından fiziksel süreçler (sıvı boyada çözgen buharlaşması, toz boyada soğuma) ve/veya kimyasal süreçler sonucunda yüzeye yapışan, sert ve dayanıklı bir filmin oluşması.
Organik kaplamanın hem yüzeye yapışan hem de kendi içsel bütünlüğünü ve sağlamlığını korumasını sağlayan ham madde: bağlayıcı Ayrıca Bkz. Bağlayıcı
Evvelce küçük taneciklere ezilerek disperse edilen pigmentlerin, dispersiyonun yeterince kararlı yapılamaması sonucunda, tekrar bir araya gelerek flokkülatlar oluşturmaları, yumaklaşmaları. Ayrıca Bkz. Flokülat
Pigment taneciklerinin noktasal temaslarla birbirlerine tutuşarak oluşturdukları, iç boşluklarında reçine ve çözgenden oluşan taşıyıcının bulunduğu pigment yumağı. Flokkülatlar, genellikle evvelce disperse edilmiş olan pigment taneciklerinin tekrar bir araya gelerek yumaklaşması sonucunda oluşurlar. Ayrıca Bkz. Pigment ve dolgu topakları
Renkli cisimlerin büyük çoğunluğu, üzerlerine düşen ışığın bir bölümünü soğurup kalanını yansıtırken, soğurdukları ışık enerjisini, ısı enerjisi biçiminde çevreye iade ederler. Az sayıda cisim ise üzerine düşen ışığın bir kısmını soğurup kalanını yansıtmasının yanısıra, soğurduğu ışık enerjisinin de büyük kısmını yine ışık enerjisi biçiminde iade ederler. Bu sonuncu olguya floresans adı verilir.
Floresant pigmentler, üzerlerine düşen ışığın içinde bulunan mor ötesi (UV) kısımları soğurduktan sonra, bu enerjinin bir kısmını ısıya çevirirken kalanını mavimsi bir görünür ışık olarak çevreye iade ederler. Dolayısıyla, floresant pigmentler, üzerlerine düşen görünür ışık miktarından daha fazlasını çevreye yaymış olurlar.
Tekrarlanan birimleri florlu bileşikler içeren polimerlerin genel adı. Yüksek ısıl direnç, kimyasal direnç ve dış ortam dirençlerine sahip organik kaplamaların üretiminde kullanılan bu polimerlerin başında politetrafloroetilen (PTFE), polivinilidendiflorür (PVDF veya PVF2), polivinilidenflorür (PVF) sayılmalıdır.
Polisiloksan yüzey katkılarında olduğu gibi, boya girdileriyle uyuşur olan düşük yüzey gerilimli bu katkılar da yüzeye göçerek film kusurlarının oluşumunu engellerler.
Bir kimyasal bileşiğin bir molekülünde bulunan fonksiyonel grupların toplam sayısına o bileşiğin fonksiyonalitesi adı verilir (:Toplam kimyasal bağ yapma kapasitesi).
Bir kimyasal bileşiğin yapısında bulunan ve kimyasal tepkime verme yatkınlığına sahip olacak biçimde bir araya gelen atomlar tarafından oluşturulan grupların genel adı (Örn: –OH, –COOH, –NCO, –HC=CH– gibi).
Metanolün katalitik yükseltgenmesiyle veya dehidrojenasyonuyla elde edilen reaktif gaz.



Melamin formaldehit, üre formaldehit, fenol formaldehit, vd. reçinelerin üretiminde kullanılan temel yapı taşı.
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: –21°C
Ayrıca Bkz. Paraformaldehit
Metal yüzeylerin boyanın yapışması için daha uygun hale getirilmesi ve korozyon yatkınlıklarının azaltılması (pasifleştirme) amacıyla yapılan yüzey hazırlama işlemi. Fosfatlama, ya demirfosfat çözeltileri kullanılarak, daha sınırlı koruma sağlayan dönüşüm kaplamaları (conversion coatings) biçiminde veya çinko, mangan ve nikelin fosfat tuzlarının birini ya da birkaçını içeren çözeltiler kullanılarak, daha kalın kaplamalar yapacak şekilde uygulanır. İkinci durumda, daha iyi bir yapışma yüzeyi ve daha yüksek korozyon direnci sağlanır.
Bazı cisimler, üzerlerine düşen ışığın bir bölümünü soğurup kalanını yansıtırken, soğurdukları ışık enerjisinin büyük bir bölümünü, floresanstakine benzer biçimde, ama bir sürelik gecikmenin ardından yine ışık enerjisi biçiminde çevreye geri verirler. Bu olguya fosforesans adı verilir. Ayrıca Bkz. Floresans
Fosforesant pigmentler, üzerlerine düşen ışığın içinde bulunan mor ötesi (UV) kısımları soğurduktan sonra, bu enerjinin bir kısmını ısı enerjisine çevirip çevreye geri verirler; kalan kısmınıysa, bir sürelik gecikmenin ardından mavimsi bir görünür ışık olarak yayarlar. Dolayısıyla, fosforesant pigmentler, bir ışık kaynağı ortadan kalktıktan sonra da, mavimsi ışıltılı bir tonda ışık yaymaya devam ederler.
Görünür bölge ve mor ötesi ışınların etkisiyle organik polimerlerin (bu arada sertleşmiş boya filmlerinin) daha küçük moleküllere parçalanması.
o-Ksilen’in veya naftalinin yükseltgenmesiyle elde edilir. Alkid reçinelerinin ve polyester reçinelerinin sentezinde en yaygın kullanılan poliasittir.
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 131°C
Hacim birimi. İngiliz galonu veya Emperyal galon 4,54 litreye; Amerikan galonu ise 3,785 litreye eşittir.
Soğuk haddelenmiş karbonlu çelik levhaları veya çeşitli karbonlu çelik (kara sac) eşyayı eritilmiş alüminyum, çinko, silikon alaşımı içeren banyolara doldurarak yapılan kaplamaların adı. U çinko, C,4 alüminyum ve %1,6 silikondan oluşan bu kaplamalara Aluzink veya Zincalume adları da verilir.
Boya uygulamalarında, kullanılan çözgen karışımının “hızlı” olması nedeniyle oluşabilen fırça izi, portakal kabuğu görüntüsü, pinhol, sütlenme vd. kusurların giderilmesi için boyaya eklenen ve yavaş buharlaşan çözgenlere verilen ad.
Sanayi Boyaları pazarının, teknik ya da ticari açıdan ayrıca gruplandırılmayan alt dilimlerini kapsayan pazar dilimi. Genel Sanayi Boyaları pazar diliminin içerdiği alt dilimler, İngiliz araştırma kurumu Paint Research Association (PRA)’ya göre şöyle sıralanabilir: Dayanıklı Tüketim Malları Boyaları; Isıtma, Havalandırma, Klimatizasyon Boyaları; Oto Yan Sanayii Boyaları; Metal Mobilya, Aksesuar ve Bağlantıları Boyaları, Genel Metal Sanayii Boyaları. Ancak, ülkemizdeki mevcut sanayi yapılanmasının, gelişmiş sanayi ülkelerindeki yapılara göre farklılıklar göstermesi nedeniyle, ayrı dilim olacak kadar büyüyememiş olan başka bazı etkinlik alanlarını da Genel Sanayi diliminin altında toplamak doğru olmaktadır. Bu nedenle, şirketimizdeki Genel Sanayi Boyaları etkinliği, aşağıdaki alt dilimlere hizmet edecek biçimde yapılandırılmıştır: Zirai Araç Boyaları, Ağır İş Makinaları Boyaları, Çelik Yapı Boyaları, İnşaat Malzemeleri Boyaları, Ev Aletleri Boyaları, Genel Metal Sanayii Boyaları. Ayrıca Bkz. Sanayi Boyaları
Konvansiyonel havalı tabancalarla püskürtülen yaş boya zerreciklerinin, uygulama yüzeyine yakın bölgede oluşan hava yastığına çarpmaları ya da yüzeye çarpıp dönen havayla birlikte geri sıçramaları sonucunda çevreye dağılması. Geri sıçrama etkisi, püskürtülen boyanın bir bölümünün, boyanmak istenen yüzeyin dışına gitmesiyle “aktarım etkinliği”nin azalmasına neden olur.
ABD’de bulunan ve ilaç ve gıda maddeleriyle ilgili standart, norm ve tavsiyeleri oluşturan kurum. FDA, gıda maddeleriyle temas edecek olan yüzeylere uygulanan boyalarla ilgili standartları ve sınırlamaları nedeniyle boya sanayii açısından önemli bir kuruluştur.
Kalınlıkları, ışığın dalga boyu civarında olan saydam ince levhalar üzerine düşen ışık ışınlarının, ince levhanın üst ve alt yüzeylerinden ayrı ayrı yansıyan kısımları “girişim” adı verilen bir fiziksel etkileşmeye uğrayarak farklı renkte algılanırlar. Özellikle, sedef ışıltılı mika pigmentlerde gözlenen bu olguyla oluşan renklere “girişim renkleri” adı verilir.
1 atmosfer basınç altında kaynama noktasına ısıtılan birim miktardaki sıvının tamamen buharlaşması için gereken ısı enerjisi (birimi: cal/g).
Glikol eterlerin asetik asitle tepkimeleri sonucunda oluşan ve hem eter hem de ester fonksiyonuna sahip bileşikler. (örneğin: Bütil glikol asetat (Etilen glikol monobütil eter asetat). Glikol eter esterleri, boya sanayiinde en yaygın kullanılan oksijenli çözgen grupları arasında yer alırlar.
Bir poliol grubu olan glikollerin (örn. etilen glikol ) girdikleri kimyasal tepkimeler sonucunda oluşan ve hem alkol hem de eter fonksiyonuna sahip olan bileşiklerdir.Örneğin etilen glikol monobütil eter molekül yapısı aşağıda verilmiştir. Glikol eterler, boya sanayiinde çok kullanılan bir oksijenli çözgen grubunu oluştururlar.
Bitkisel ve hayvansal yağların yapısında doğal olarak bulunur. Sentetik eldesi, propilenin yükseltgenmesiyle yapılır. Alkid reçineleri üretiminde en yaygın olarak kullanılan polioldür.
Kimyasal adı: Propan-1,2,3-triol veya 1,2,3-propantriol
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 18,2°C; kaynama noktası: 290°C
Renkli bir yüzeyden gelen ışınları, farklı yansıma açılarını ölçecek biçimde yerleştirilmiş detektörler aracılığıyla algılayıp renk ölçümü yapan spektrometre. Gonyospektrometreler, özellikle metal ya da sedef pigment içeren boyaların, açıya göre değişen renklerini ölçmekte kullanılırlar.
Alüminyum ve sedefsi pigment içeren bazkatlarda, düşük fim viskozitesi, homojen olmayan film kalınlığı gibi çeşitli etkenler bu pigmentlerin yüzeye paralel yönlenmesinin kalıcı olmasını engelliyorlar ise, yüzeye paralelliğin bozulduğu bölgelerde, yer yer bulutlanmış izlenimini veren, az ışıklı, az ışıltılı yüzey görüntüleri ile karşılaşılmaktadır. Bu olgu, “gölgelenme” kusuru olarak adlandırılır.
Boya formüllerine renk dışında, başka albenili görsel etkiler kazandırmak amacıyla eklenen pigmentlerdir. Bu amaçla, pulcuklar biçimindeki alüminyum pigmentler ve sedefsi bir ışıltı veren mika esaslı pigmentler yaygın olarak kullanılırlar. Metalik ve sedef (ya da mikamsı yapıdaki) pigmentli baz kat uygulamalarında, özel bir estetik beklenti söz konusudur: İngilizce Flip–flop ya da Türkçe söylenirse yanar döner özelliği. Cepheden bakıldığında yaklaşık bir ayna görüntüsünün, alt açıdan bakıldığında ise koyu, karanlık bir rengin algılanmasına yol açan bu boya davranışı, esas olarak, kullanılan alüminyum ya da sedef pulcukların eşyanın yüzeyine paralel şekilde yönlenmesiyle oluşur. Kullanılan boya bağlayıcılarının saydam bir film vermesi, bu etkinin daha da artmasını sağlar.
Sertleşmiş boya filminin görsel algılanışını etkileyen özelliklerin tümü. Bir boya veya verniğin değerlendirilmesinde önemli bulunan görsel özelliklerin başında renk, parlaklık, yayılma, görüntü netliği (DOI), pusluluk sayılabilir.
Yansıyan görüntünün kalitesini belirleyen üç kavramdan biri olan görüntü netliğinin eksikliği daha çok otomotiv orijinal vernikleriyle oto tamir verniklerinde önemsenen bir kusurdur. Görüntü netliğinde gözlenen eksiklik, parlak vernik yüzeyinden 20° açıyla yansıyan ana huzmenin çok yakın komşuluğunda yine bir miktar saçılmanın olmasıyla ortaya çıkar. Ancak, DOI eksikliğindeki saçılma, pusluluktakine göre çok daha dar bir açı aralığında gerçekleşir. DOI eksikliği, yansıyan görüntünün kenar çizgilerinde oluşan keskinliğin ve netliğin azalması biçiminde algılanır. Görüntü netliği eksikliğinin de aletsel ölçümü bazı cihaz üreticilerince üretilen DOI ölçerler tarafından yapılabilmektedir. Görüntü netliğinin (DOI’nin) eksikliği, vernik yüzeyindeki kimi çok ince kırışıklıkların yol açtığı ya da vernik filmi içinde yer alan yarı kristal yapılı katkı ve bağlayıcıların yol açtığı ışık saçınmalarından kaynaklanabilmektedir.
Işığın, insan gözü tarafından algılanabilen kısmının oluşturduğu dalgaboyu aralığı (~380 nm ile 780 nm arası). Cisimleri oluşturan atom ve moleküllerin yörünge elektronları, kendilerini uyaracak şiddette bir dış enerjiye maruz kaldıklarında ışıma yaparlar. En şiddetlilerini X-ışınlarının, en şiddetsizlerini radyo dalgalarının oluşturduğu bu ışımaların çok küçük bir bölümü insan gözünce algılanabilir.
Bir rengin, hiçbir ölçüm aleti kullanmaksızın, sadece, insan gözünün ayırdetme yeteneğiyle belirlenmesidir. Bu işlemle, aşağıdaki amaçlardan biri ya da birkaçına erişilmek istenir: (i) Gözlemlenen ve bileşimi bilinmeyen bir rengin hangi pigment veya boyar maddelerden oluştuğunun tahmin edilebilmesi. (ii) Gözlemlenen rengin, bir referans renkle uyum derecesinin belirlenmesi. (iii) Gözlemlenen rengin, referans renkle daha uyumlu hale getirilmesi için hangi renklendiricilerin ne oranda eklenmesinin gerekli olduğunun belirlenmesi.
Silikon yapılı başlatıcının, büyüyen iki zincirin ucunu, veya monomerle büyüyen zincir ucunu, büyüme süreci boyunca dönüşümlü olarak aktiflemesi sonucunda, polimerin farklı uçlardan yürümesi sonucunda gerçekleşen bir süreçtir. Grup aktarım polimerleşmesinde kullanılan monomerlerin karbonil veya nitril gruplarını içermesi gerekir. Bu şekilde büyüyen polimerlere canlı polimerler de denir.
Kerestesi çok ağır ve sağlamdır. Yapı marangozluğu ve mobilya üretiminde kullanılması uygun değildir. Küçük boyutlu fakat sağlam olması gereken yerlerde olumlu sonuç verir. Parke yapımında ve laboratuar aletlerinin ahşap aksamında kullanılır.
Geminin ambar ve/veya kamaralarının üstü, gezilecek kısmı.
Yaş boyaların uçucu olmayan kısımlarının hacminin, toplam boya hacmine oranı “hacimce katı madde” olarak tanımlanır.
Çeliğin sıcak haddelemeyle dövülerek levha halinde çekilmesi işlemleri sırasında oluşan ve bileşiminde çeliğin yanısıra demir oksitleriyle hadde yağları da bulunan yüzey tabakası.
Bir yüzey üzerine uygulandıktan bir süre sonra ortam koşullarında ve bir müdahale gerektirmeksizin kuruyup sert filmler verebilen organik kaplamaların genel adı. Dışarıdan bakıldığında, ikisinin de kendiliğinden kuruduğu algılandığı için, günlük hayatta, gerek çözgen buharlaşmasıyla gerekse hava oksijeniyle kuruyan boyalar “hava kurumalı” olarak nitelendirilirler.
Sıvı boyanın, basınçlı hava yardımıyla küçük damlacıklara parçalanarak yüzeylere püskürtülmesi esasına dayanan uygulamalar. Havalı sprey tabancaları kullanılarak, 2,5-5,5 atm. arasındaki hava basıncı vasıtasıyla yapılan uygulamalar, özellikle sanayi boyaları uygulamalarında yaygınlıkla kullanılır. Havalı püskürtme uygulamalarıyla, boya 20-50 mikrometre çapındaki damlacıklar halinde püskürtülür.
Boyanın 5-35 atmosfer arasında basınçlandırıldıktan sonra ince bir memeden geçirilip küçük tanecikler halinde püskürtülerek uygulanması. Havasız sprey uygulamalarında, havasız sprey tabancaları kullanılarak, boya, 70-150 mikrometre çapındaki damlacıklar halinde yüzeye püskürtülebilir. Bu uygulamalarda geri sıçrama etkisi, ve buna bağlı olarak sıçrantı kayıpları oranı havalı püskürtmelere oranla daha azdır.
Gliserinde bulunan üç hidroksil grubuyla, başta stearik asit olmak üzere hayvansal yağ asitlerinin esterleşme tepkimesi sonucunda oluşan ve hayvan gövdelerinde depolanan yağların genel adı.
100 mikrometrelik en derin ucunun “sıfır” rakamıyla, 0 mikrometrelik en sığ ucununsa “sekiz” rakamıyla işaretlendiği ezme inceliği ölçeği. Dolayısıyla, Hegman ölçeğinde, sıfırla sekiz arasındaki her birim, 12,5 mikrometrelik bir ezme inceliği farkına karşılık gelir.
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 35°C
Metanolle tamamen eterleşmeye tabi tutulan monomerik melamin formaldehit. Düşük molekül ağırlığı ve hem organik çözgenlerde hem de suda çözünür olması, yüksek katılı boya girdisi olarak kullanılmasına imkan verir. Tamamen eterleşmiş olması nedeniyle, bütillenmiş MF reçinelerine göre daha düşük olan tepkime yatkınlığını arttırmak için boya formüllerine asit katalizör eklenmesini gerektirir.
Esnek ve dış dayanımı yüksek poliüretan polimerler oluşturmakta kullanılan bir diizosiyanat. İnsan sağlığı açısından, poliüretan kaplamalarda sertleştirici olarak HMDI’nın kendisi yerine, uçucu olmayan biüret veya trimerleri kullanılır.
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 140-142°C
Doymuş polyester yapımında, polyestere esnek bir yapı kazandırmak amacıyla sınırlı miktarda kullanılan poliol.
Kimyasal formülü:

Boya sektöründe nadiren kullanılan alifatik hidrokarbon çözgen.
Kimyasal formülü:
Kaynama aralığı: 94-99°C; etere göre buharlaşma sayısı: 3; özgül ağırlığı: 0,715-0,725; kırma indisi: 1,397; parlama noktası: -5°C
Test edilen malzemenin mevcut özelliklerini bozucu dış etkenlerin şiddetini arttırarak, normal koşullarda uzun sürede oluşacak etkiyi daha kısa sürede sağlamayı hedefleyen testler (örn: hızlandırılmış çökme yatkınlığı testi, hızlandırılmış korozyon testi, vd.)
Hidroksil fonksiyonlu akrilik polimerlerin sentezinde kullanılan ester yapılı monomer.
Kimyasal formülü:
Özellikle lateks esaslı inşaat boyalarında reoloji düzenleyici ve kalınlaştırıcı olarak kullanılan selüloz türevi.
Suyu adsorplama ve absorplama (soğurma) yatkınlığında olan maddelerin genel adı.
Ricinus communis adı verilen tohumlardan elde edilen bitkisel yağ. İçeriğindeki yağ asitlerinin % 90’a yakınını OH fonksiyonlu ve tek doymamışlıklı risinoleik asitin oluşturması nedeniyle, fırın kurumalı veya iki bileşenli alkid boyaların yapımında kullanılır. Dehidratasyon yöntemiyle, molekülünden bir H2O eksilen hint yağı, bu işlem sonucunda OH grubunu ve bir H atomunu yitirir. OH ve H kaybının ardından oluşan yeni karbon=karbon çift bağıyla, çift bağ sayısı ikiye çıktığı için yeni molekül kuruyan yağ özelliğini kazanır ve “dehidrate hint yağı ” olarak ayrıca kullanılır.
Hint yağındaki OH grupları üzerinden boya bağlayıcılarıyla hidrojen bağları kurma yatkınlığında olan bu katkılar, boyaya tiksotropik bir yapı kazandırırlar. Boya üretimi sırasındaki yüksek sıcaklıklara hassas olmaları, zayıf yanlarını oluşturur.
Bir polimer, tek bir monomerin (Örneğin A’nın) tekrarlanmasıyla (-AAAAA- gibi) büyüyorsa, homopolimer adını alır (Örneğin, polietilen, polipropilen gibi).
İç odunu ile dış odun aynı renktedir. Sıkı ve ince yapılı, orta sert bir ağaçtır. Esnek ve sağlamdır. Torna işlerinde güçlük çıkarır. Açık havaya dayanıksızdır çabuk çürür. İyi bir mobilyalık ağaçtır. Oturma takımlarında, oymalı işlerde, müzik aletlerinde, kızak ve kayak, kontrplâk üretiminde, fıçı, makara mekik, ayakkabı kalıbı yapımında kullanılır.
Odunu çok yumuşak bir ağaçtır. Yıl halkaları belirgin değildir. Dokusu gayet küçük gözenekli ve görünüşü düzgündür. Sıkı ve ince yapılıdır. Esnektir. Kururken çok çeker. Açık havada ve değişen hava şartlarında kısa zamanda bozulur. Fiziksel koşullara dayanımı düşüktür. Kerestesi beyazımsı sarı ve kırmızımsı beyazdır. Hafif, yumuşak, kolay işlenir bir ağaçtır. Oymacılık, heykeltıraşlık, mankencilik işleri ile resim masası gibi eşya imâlinde kullanılır.
Diğer adı "Özgül ısı" dır. Bir saf maddenin bir gramının sıcaklığını 1°C yükseltmek için gereken ısı miktarı.
1) Isı etkisiyle polimerleşerek sertleşmeye ve çözgenlerde çözünmez bir yapıya dönüşmeye uygun özelliklere sahip olan reaktif kimyasal maddelerin genel adı; 2) Isı etkisiyle polimerleşerek sert ve çözünmez bir hal alan katı polimerik maddelerin genel adı.
Tekrarlanabilir biçimde ısıtıldıkça yumuşayıp, soğuduğunda eski sertliğine dönebilen maddelerin genel adı.
Yüzeye uygulanan boyanın, uygulama sırasında veya hemen sonrasında yüzey üzerinde homojen bir ince film vermek yerine yüzeyden kaçması biçiminde gözlenen bir film kusuru. Islatamama sorunu, yaş boya yüzey geriliminin, uygulama yüzeyinin yüzey geriliminden yüksek olduğu durumlarda ortaya çıkar.
Pigment ve dolguların, reçine ve çözgenden oluşan akışkan içindeki dispersiyonunu (a) daha kısa zamanda ve daha az enerji harcayarak gerçekleştirmek, (b) daha uzun süre kararlı kılabilmek amacıyla boya formüllerine eklenen katkıların genel adı.
Bir akışkanın, üzerine uygulandığı yüzeyden daha düşük bir yüzey gerilimine sahip olması nedeniyle, anılan yüzeyin üzerinde ince bir tabaka halinde yayılması.
Başta boyar maddeler ve pigmentler olmak üzere organik kaplamaların bileşiminde yer alan girdilerin güneş ışığının yıpratıcı etkisine karşı dayanıklılıkları ışık haslığı terimiyle ifade edilir. Ayrıca, bir yüzeye uygulanıp sertleşmiş boya filminin ışık dayanımı için de, ışık haslığı terimi kullanılır.
Bir rengi tanımlamada kullanılan bileşenlerden biri (diğer ikisi, “renk tonu” ve “renk doygunluğu”dur) ışıklılığın en yüksek olduğu durum beyaza, en düşük olduğu durum ise siyaha karşılık gelir. Dolayısıyla, bir rengin ışıklılığıyla kastedilen, o rengin siyah-beyaz ekseni üzerindeki koyuluk-açıklık durumudur.
Film oluşturacak tepkenlerin ışıma (radyasyon) enerjisi yardımıyla tepkimeye girerek sert film verdikleri kaplamalar. Başlıca iki tipini, morötesi (UV) ışınlarla sertleşen kaplamalar ve elektron ışınlarıyla (EB) sertleşen kaplamalar oluşturur.
Oda sıcaklığında çapraz bağlanma tepkimesi verebilen reaktif gruplara sahip bağlayıcıların aynı kap içinde depolanması, karışımın, kısa sürede jel olmasına yol açar. Bu nedenle, reaktif grup içeren bağlayıcıların, iki ayrı bileşenin içinde yer aldığı kaplamalara bu ad verilir. Yaygın olarak 2K boyalar, 2K vernikler vb. biçiminde de anılırlar. Reaktif grupların kendi başlarına oda sıcaklığında tepkimeye girmeyip bir katalizör varlığında tepkime verdikleri durumlarda, ikinci bileşenin içinde katalizör depolanabilir. Nadir durumlarda da hem reaktif grupların, hem de katalizörün ayrı depolanması gerekir.
Boya sektöründe daha sık olarak, yaş boyanın veya kuru filmin elektriksel iletkenliğinin belirtilmesi amacıyla kullanılır. 1) Çözgenli bir boyanın elektrostatik püskürtme yöntemiyle uygulanabilmesi için, çözgenli yaş boyanın elektriksel iletkenliğinin uygun olması önemlidir. 2) Kuru filmin elektriksel iletkenliğiyse özellikle şu açıdan önemlidir: Uygulanmış boyanın kuru filmi yeterince iletkense, üzerine ikinci bir katın elektrostatik püskürtmeyle veya elektroforez yöntemiyle uygulanması mümkün olur.
Yaş boyanın, uygulama için uygun viskoziteye getirilmesi amacıyla kullanılan çözgen veya çözgen karışımı.
Yaş boyaya, istenen uygulama kıvamına getirilebilmesi için eklenmesi gereken inceltici ağırlığının, inceltilmemiş boya ağırlığına yüzde cinsinden oranı.
Metal yüzeylerin korozyon dirençlerinin artırılması ve yapılacak organik kaplama uygulamasının iyi bir yapışma sağlaması için uygulanan bir grup yüzey işleminin genel adı. Fosforik asitçe zengin bileşimler kullanılarak elde edilen demir fosfat kaplamalar, yüzeyde mevcut demir atomlarının demir fosfat bileşiklerine dönüşmesini sağlayarak oluşurlar. Çinko fosfat kaplamalar veya fosfat-nikel-mangan (trikatyon) fosfat kaplamalar ise yüzeyde daha kalın bir kristal tabakası oluşturarak, demir fosfata oranla daha yüksek korozyon dirençleri sağlarlar.
Çoğunluğunu metal oksitlerin, metal oksit karışımlarının ve karbon siyahının oluşturduğu, inorganik esaslı pigmentler. Günümüzde kullanılan inorganik renk pigmentlerinin tümüne yakını, sentetik olarak üretilmektedirler.
Bina inşaatlarının beton, sıvalı beton, demir ve ahşaptan mamul iç ve dış yüzeylerine birincil olarak süsleme (:Dekorasyon), ikincil olarak da koruma amacıyla, inşaat ortamında uygulanan boyaların genel adı. Aynı boya grubu dekoratif boyalar olarak da adlandırılır.
Fırçayla uygulanan boyalarda, fırça izleriyle paralel doğrultuda oluşan ve adeta iplik şeklinde gözlenen pırıltılı izler biçimindeki boya film kusuru. Fırçayla uygulanan boyalardaki bu kusura, formülasyonda yer alan iri taneli dolgular yol açar. Ayrıca, daldırma ve akıtmayla uygulanan boyalarda da, benzer dikey çizgiler oluşabilir. Bu durumda, kusura yol açan sebep yüzey gerilim farklılıklarıdır.
Boyanmış parçaların istiflenebilecek hale gelmesi için gerekli kurumaya istif kuruması, bu duruma erişmek için geçecek süreye istif kuruma süresi adı verilir. İstif kuruma süresinin ölçülmesi için boyalı parçalar boyalı yüzleri temas edecek biçimde istiflenerek, üzerlerine yerleştirilen bir kütlenin oluşturduğu basınç altında (örn. 50 kg/m²) 24 saat bekletilirler. Daha sonra, birbirlerinden kolayca ayrılıp ayrılmadığına ve birbirinden ayrılan yüzeylerdeki boyalarda kopma, vd kusurların ortaya çıkıp çıkmadığına bakılır.
Boyanmış parçaların, birbirlerine yapışmaksızın üstüste istiflenebileceği kuruluk durumu “istiflenebilirlik” olarak tanımlanır. Bir boyanın, belli bir eşya için sağlayabileceği emniyetli istiflenebilme zamanı, “istif kuruması testi” yapılarak laboratuvar koşullarında belirlenir.
100 gram yağdaki çift bağların doyurulması için gereken “gram cinsinden iyot miktarı”na iyot değeri denir. İyot değeri genellikle, oksidasyon kuruma kapasitesiyle doğru orantılı olarak artar.
Çözme gücü açısından n-bütanole benzerlik gösteren bir alkol.
Kimyasal adı: Izobütil alkol, 2-metilpropan-1-ol
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 108°C; etere göre buharlaşma sayısı: 25, özgül ağırlığı: 0,803; kırma indisi: 1,3959; parlama noktası: 27°C
Çözme özellikleri açısından n-bütil asetatla benzerlik gösteren bir asetat.
Kimyasal adı: Asetik asit izobütil esteri
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 117,2°C; etere göre buharlaşma sayısı: 7,7; özgül ağırlığı: 0,870; kırma indisi: 1,3902; parlama noktası: 18°C
Çözme özellikleri, bütil asetatınkiyle benzer olan, biraz daha zayıf bir çözücü.
Kimyasal adı: İzobütirik asit izobütil esteri
Kimyasal formülü: C8H16O2
Kaynama noktası: 140,7°C; etere göre buharlaşma sayısı: 21; özgül ağırlığı: 0,853; kırma indisi: 1,3999; parlama noktası: 37°C
Boyalara sağladığı dış dayanım özelliği, hekzametilen diizosiyanat (HMDI) kadar yüksek olan, esnekliğiyse HMDI’dan biraz daha düşük olan bir poliizosiyanat. Poliüretan kaplamalarda, kendisi yerine prepolimerleri kullanılarak insan sağlığı açısından emniyetli bir durum sağlanır. Monomerik IPDI, diğer monomerik izosiyanatlar gibi, oda sıcaklığında kısmen buharlaşır ve insan sağlığı için risk oluşturur.
Kimyasal adı: 5-izosiyanato-1-(izosiyanatometıl)-1,3,3-trimetilsiklohekzan
Kimyasal formülü:
m-Ksilenin yükseltgenmesiyle elde edilir. Doymamış polyester ve alkid formüllerinde, ftalik anhidrit yerine kullanıldığında ısıl ve kimyasal direnci daha yüksek, mekanik sağlamlığı biraz daha iyi reçineler elde edilir.
Kimyasal adı: Benzen-1,3-dikarboksilik asit
Kimyasal formülü:
Erime noktası: 347°C

Üre ve melamin formaldehit reçineleriyle polivinil asetatı ve polivinil bütirali çözen; ayrıca, aromatik çözgenlerle birlikte kullanıldığında organik kaplama reçinelerinin inceltilmesinde yaygın olarak kullanılan bir alkol.
Kimyasal adı: İzopropil alkol, propan-2-ol
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 82,4°C; etere göre buharlaşma sayısı: 10; özgül ağırlığı: 0,785; kırma indisi: 1,3772; parlama noktası: 12°C
Poliizosiyanat monomerlerinin, sahip oldukları izosiyanat (NCO) gruplarının bir kısmı üzerinden kendi türdeşleriyle veya poliollerle tepkimeye girerek oluşturdukları NCO fonksiyonlu bileşiklerin genel adı (Örn: Toluendiizosiyanat ve trimetilol propan prepolimerleri, hekza metilendiizosiyanatın biüreleri, izoforon diizosiyanat ve suyun prepolimerleri gibi).
Boyanın içerdiği bağlayıcıların çapraz bağlanmasıyla çözünmez boya filmleri oluşturulmak amaçlanır. Bu yöntemle, sertleştirilmiş filmlerde, bulunan bağlayıcıların ne oranda çapraz bağlandıklarının belirlenmesi, boya filminin kullanım alanındaki performansı üzerinde çok etkili olur. Bunun için, film içinde kalan çapraz bağlanmamış bağlayıcıyı çözebilecek bir çözgen ya da çözgen karışımı seçilir. Yüzeyden kazınan boya filmi parçaları, bu çözgen (karışımı) ile buhar fazında ekstraksiyona tabi tutularak, çapraz bağlanmaya uğramadığı için çözünen bağlayıcılar ve bunlara tutunan pigment ve dolgu gibi bileşenler filmden uzaklaştırılır. Kalan kısmın başlangıçtaki örnek miktarına göre ağırlıkça yüzde oranı, boyanın jel kesri olarak belirlenir.
Sertleşmiş boya filminde, içi gaz veya sıvı dolu kabarcıkların oluşması. Uygulanma yüzeyinde noktasal korozyonun gelişmesi; uygulanma yüzeyi üzerinde veya yaş boyanın içinde suda çözünebilen tuzların bulunması, boya filminde, içi sıvı dolu kabarcıkların oluşumuna yol açan sebepler arasında anılabilir. Ayrıca, başta fırın kurumalı boyalarda, kalın boya filmini aşıp çıkamayan çözgenlerin varlığı gibi nedenler de içinde gaz bulunan kabarcık oluşumuna yol açarlar. Kabarcık oluşumu, boyanın koruyucu ve süsleyici işlevlerini azaltan bir film kusurudur.
Kısmen çapraz bağlanmış bir kuru filmin, üzerine kuvvetli çözgenler içeren bir yaş boya uygulandığında, çözgen etkisiyle önce şişmesi, sonra da, buruşuk bir deri görüntüsü verecek biçimde kurumasıyla oluşan bir kuru film kusuru.
Hava oksijeniyle sertleşen boyaların, raf ömürleri boyunca, ambalajları içinde kabuk (ya da kaymak) bağlamalarını önlemek amacıyla bu tür boyalara eklenen katkıların genel adı.
Kâğıt yüzeylerinin gerek nem, yağ vd. tahrip edici etkilerden korunması, gerekse daha albenili bir görünüm alması için ince bir tabaka halinde kullanılan parlak, ipek mat, tam mat vd. parlaklıkta vernikler. Daha çok ambalaj amaçlı kâğıtların ve broşür, katalog, dergi kapağı gibi kâğıtların kaplanmasında kullanılan kâğıt kaplamalarının önemli bir bölümü UV’yle sertleşen polimerler kullanılarak üretilirler.
Sertleşmiş organik kaplama filminin yüzey sertliğini, standard sertlikteki kurşun kalemler kullanılarak belirlemeye yarayan bir test. Kalem sertliği testlerinde, yumuşaktan serte doğru aşağıdaki standard sertlikteki kalemler kullanılır: 6B, 5B, 4B, 3B, 2B, B, HB, F, H, 2H, 3H, 4H, 5H, 6H. Zımpara kağıdı kullanılarak ucu kare kesiti verecek biçimde şekillendirilen kalemlerle boyalı yüzey çizilir. Boya yüzeyinde kalıcı iz bırakan en yumuşak kalemden bir kademe yumuşak olan sertlik derecesi, filmin kalem sertliği olarak belirlenir.
Özellikle plastik parçaların, biçim verilmek amacıyla kalıplanmaları öncesinde, şekillenecek olan parçanın kalıptan kolayca ayrılmasını sağlamak amacıyla kalıp iç yüzeylerine sürülen malzeme. Kalıp ayırıcılar, kalıplanan malzemenin yapışmaması için, genellikle, düşük yüzey gerilimli maddelerden seçilirler. Boyanacak yüzeylerdeki kalıp ayırıcı kalıntılarının iyi giderilmemesi krater, portakallanma, yapışma zayıflığı gibi yüzey kusurlarına yol açabilmektedir.
Özellikle plastik parçaların, biçim verilmek amacıyla kalıplanmaları öncesinde, şekillenecek olan parçanın kalıptan kolayca ayrılmasını sağlamak amacıyla kalıp iç yüzeylerine sürülen malzeme. Kalıp ayırıcılar, kalıplanan malzemenin yapışmaması için, genellikle, düşük yüzey gerilimli maddelerden seçilirler. Boyanacak yüzeylerdeki kalıp ayırıcı kalıntılarının iyi giderilmemesi krater, portakallanma, yapışma zayıflığı gibi yüzey kusurlarına yol açabilmektedir.
Rombik yapılı kireç taşı (CaCO3) cevheri. Kırma indisi: 1,60; özgül ağırlığı: 2,70-2,71; yağ absorpsiyonu:17±2 g/100 g kalsit. Cevherin öğütülmesiyle elde edilen dolgu özellikle inşaat boyalarında yaygın olarak kullanılır.
Kristal suyu içeren alüminyum silikat minerali kaolin olarak anılır (Al2O3.2SiO2.2H2O). Kırma indisi: 1,56; özgül ağırlığı:: 2,58; yağ absorpsiyonu: 40 g/100 g kaolin. Mineralin öğütülmesiyle elde edilen dolgu, ağırlıklı olarak kâğıt sanayiinde kullanılmakla birlikte; boya sanayiinde de, dış cephe inşaat boyalarında kullanılır.
Sıvı petrol damıtma ürünlerinin, doğal gazın veya asetilenin karbon ve hidrojene parçalanmasıyla hidrojen gazı açığa çıkar ve karbon siyahı (:is) oluşur. Karbon siyahı boya sanayiinde yaygın kullanılan bir siyah pigmenttir.
Dilimizde kara sac olarak da bilinen karbonlu çelikler, demirin, %0,05-%2,00 oranı arasında karbonla yaptığı alaşım sonucunda elde edilirler. Mekanik dayanımları ve korozyon dirençleri, saf demire göre üstündür. Karbonlu çeliklerin bileşimine demir ve karbonun yanısıra mangan, silis ve bakır da eklenir.
Sıvı boyanın üretimi sırasında ya da uygulanması öncesinde homojenleştirilmesi için kullanılan ve bir motor, motora düşey konumda bağlanmış bir mil, bir de mile bağlı karıştırıcı bıçağından oluşan cihaz. Karıştırıcı bıçağının tipine göre, pervane tipi karıştırıcı, dişli karıştırıcı, türbin karıştırıcı, çapa tipi karıştırıcı gibi çeşitleri kullanılır.
Karine, gemi gövdelerinin sürekli suyun altında kalan omurga bölümüne denir. Bu nedenle, karinenin dış yüzeyleri, sürekli olarak, tuzlu suyun, biyolojik birikintilerin, gemi hareket halindeyken veya deniz dalgalıyken oluşan sürtünmenin etkisi altında kalır.
Kontrollü bir gözenek yapısına sahip olacak biçimde üretilen kartuşlar kullanılarak boyanın basınç altında ve “derinlemesine filtrasyon” yöntemiyle süzülmesi. Günümüzde, bu amaçla yapılan boya süzme işlemlerinde, gözenek açıklığı 1µm’den 100µm’ye kadar değişen süzme kartuşları kullanılmaktadır.
Sulu ortamlarda (+) yükle yüklenmiş asıltılar halinde bulunan organik polimer içeren zerreciklerin, doğru akım altında, elektrolitik devrenin katotuna doğru ilerleyip katotta indirgenerek katot yüzeylerinde çökelmesi biçiminde yürüyen fizikokimyasal sürece kataforez denir. Ayrıca Bkz. Kataforetik kaplamalar
Çapraz bağlanma tepkimesini hızlandırması için organik kaplama formüllerine eklenen katkı. Katalizörler doğrudan boya bileşiminde yer alabildikleri gibi, ayrı bir ambalaj içine konularak, uygulamadan kısa süre önce diğer boya bileşenlerine eklenebilirler.
Organik kaplamaların suya direncini belirlemek amacıyla uygulanan bir testtir. Kataplazma testinde, su emdirilmiş hidrofil pamuk kullanılarak oluşturulan lâpanın üzeri, suyun buharlaşmaması için bir polimer filmiyle iyice örtülür. Daha sonra, bu lâpa, belirlenen bir sıcaklıkta (50°C, 60°C, 70°C, 80°C, ...) kaplama filmi üzerinde bir süre (Örn. 8 saat) bırakılarak etkilenme düzeyi (yumuşama, kabarma, renk değişimi, ...) belirlenir.
Yüz birim yaş boyanın veya yüz birim bağlayıcı çözeltisinin içinde bulunan, çözgenden arındırılmış bağlayıcı miktarı.
Doymamışlık içeren reaktif moleküllerin, başlatıcı (initiator) olarak anılan kimyasallar yardımıyla aktifleşerek, doymamışlıkları üzerinden eklenme suretiyle katılmaları sonucu polimerleşmeleridir. Katılma yoluyla polimerleşme süreci dört aşamadan oluşur: başlangıç, ilerleme, zincir aktarımı, sonlanma. Başlatıcının etkisiyle, serbest radikal veya organik katyon ya da organik anyon oluşturan reaktif moleküllerin yol açtığı katılma polimerleşmeleri, sırasıyla şu özel isimlerle anılır: Serbest radikal polimerleşmesi, katyonik polimerleşme, anyonik polimerleşme.
Organik kaplama formüllerinde, genellikle yüzde ikiden fazla olmayan küçük miktarlarda yer alan, ancak boyanın teknik özelliklerinde önemli değişikliklere yol açan girdilerin genel adı. Katkılar, boyaların üretimleri ve uygulanmaları sırasında; depolanmaları ve kullanım ömürleri boyunca istenen özelliklere sahip kılınmaları amacıyla kullanılırlar.
Sulu ortamda (+) yüklü asıltılar halinde bulunan boya zerreciklerinin, doğru akım altındaki bir devreye katot olacak biçimde bağlanan iletken yüzeyli eşyayı kaplamasıyla oluşturulan organik kaplamalar. Katodik elektro kaplamalar, en yaygın olarak otomobil gövdelerinde kullanılırlar. Yapışmanın mükemmelliği, bu kaplamaların çok yüksek korozyon dirençleri sağlamasına yol açar. Bu kaplamalara kataforetik kaplamalar da denir.
Korozyona uğraması istenmeyen bir metal, bir elektrolitik devrenin katodu haline getirilerek korozyon hızının çok yavaşlaması sağlanır. Bu yönteme katodik koruma adı verilir. Katodik koruma, korunacak metali bir inert elektrotla devre yapacak hale getirdikten sonra dışarıdan gerilim uygulanarak katot yapmak suretiyle sağlanabilir. Bir başka yöntem de, korunacak metali, daha aktif bir metalle (buna kurban anot adı verilir) bir elektrokimyasal pil oluşturacak biçimde bağlamaktır.
Katot yüzeylerinde, elektriksel iletkenliği düşük birikimler oluşması sonucunda korozyon hızının düşmesine yol açan süreç katodik polarizasyon olarak adlandırılır.
Elektrokimyasal devrede yer alan temel elektrotlardan biri. Üzerinde gerçekleşen net tepkimenin bir indirgenme tepkimesi olduğu elektrot katot olarak tanımlanır.
Doğal kauçuk ve lastik de denir. Kauçuk ağacının (hevea brusiliensis) özsuyunun su uçurulduktan sonra kalan kısmı. Kimyasal olarak poliizoprenden oluşan kauçuk, kükürt bileşikleriyle çapraz bağlanarak çok dayanıklı bir elastomere dönüşür. Kükürt bileşikleriyle çapraz bağlanma işlemine vulkanizasyon, bu işleme uğratılan kauçuğa da vulkanize kauçuk adı verilir.
Türüne göre beyaz, kirli beyaz, sarımsı beyaz olan kavakta bazen kahverengi göbek oduna rastlanır. Yıl halkaları ve damarları belirli görüntü vermezler. Çok yumuşak, kaba ve gevşek yapılıdır. Tutkalla iyi bağlantı kurar. Fiziksel dayanımı düşüktür. Kalın çaplı kavaklar genellikle kaplama ve kontrplak endüstrisinde değerlendirilmektedir. Kibrit yapımında kavak odunu kullanılmaktadır. Ayrıca, ambalaj sandığı, kuru madde depolanan fıçı ve sunta yapımında kullanılır.
Kayın ağacının odunu çok ağır ve sağlamdır. Öz odunu kırmızımsı kahverengidir. Sert dokusu nedeniyle uzun ömürlü ve sağlamdır. Lifleri iyi vernik kabul eder. Her türlü masif doğrama ve mobilyanın yanısıra, lambri, alet sapı, tornacılıkta ve müzik aletleri yapımında kullanılır.
Saf bir sıvının buhar basıncının toplam dış basınca ulaştığı sıcaklık “kaynama noktası” olarak tanımlanır. Bu sıcaklıkta sıvı kaynayarak hızla buharlaşır.
Saf olmayan sıvıların kaynaması, tek bir sıcaklık yerine bir sıcaklık aralığında gerçekleşir. Bu sıcaklık aralığına “kaynama aralığı” denir.
Sulu lateks veya sulu emülsiyon boyalarında, yaş boyanın kuru filme dönüşmesi sürecinde, emülsifiye haldeki polimer küreciklerinin kaynaşarak film oluşturması. Kaynaşma (koalesans) yoluyla sertleşmenin düşük ortam sıcaklıklarında da yürüyebilmesi için lateks esaslı inşaat boyası formüllerine bir miktar glikol türü çözgen girişine sıklıkla başvurulur.
Bileşenleri arasında bir kimyasal tepkime yürümekte olan bir akışkanın akış davranışında, tepkime ilerledikçe oluşan değişiklikleri inceleyen bilim dalı. Kimyasal tepkimeler sonucunda film oluşturan organik kaplamaların film oluşum süreçleri boyunca akış davranışlarını incelemede de kullanılır.
Daha çok deniz suyuna batık olarak kullanılan yüzeylere uygulanan bu sınıftaki boyalar, deniz suyu içinde kontrollü biçimde hidrolizlenen bağlayıcılar kullanılarak tasarlanıp üretilirler. Suyla teması sonucunda en üst tabakanın bağlayıcısının filmi terketmesiyle birlikte, yüzeye tutunan birikintiler de uzaklaşırlar. Böylece temiz ve parlak bir yüzey ortaya çıkar.
Bir maddenin birbirine komşu konumdaki parçacıklarını, farklı büyüklükte paralel kuvvetler uygulamak suretiyle, birbirine göre farklı hızlara sahip kılarak ayırma (Örneğin, günlük hayatta, makasın iki bacağının, kağıt yüzeyine dik iki zıt yönde kuvvet uygulayarak kağıt parçasını kestiğini söyleriz. Bu kuvvetlere “kesme kuvvetleri” adı verilir. Bir karıştırıcıyla boya karıştırılırken de, karıştırıcı bıçağı tarafından, boya kütlesine kesme kuvvetleri uygulanır.).
Kesme kuvvetine maruz kaldığında (örneğin karıştırma veya çalkalama altında) kıvamları azalan yani incelen akışkanlardır. Kesme kuvveti ortadan kalktıktan hemen veya bir müddet sonra tekrar başlangıçtaki yüksek kıvamlarını kazanırlar. Eski kıvamlarına geri dönmeleri hemen olmayıp bir müddet sonra gerçekleşen psüdoplastik akışkanlara tiksotropik akışkanlar adı verilir. Boyaların önemli bir bölümü bu davranış özelliğine sahiptirler.
Karıştırma, çalkalama vd. kesme kuvvetlerine maruz kaldıklarında kıvamları artan yani kalınlaşan akışkanlardır. Kesme kuvveti ortadan kalktıktan sonra başlangıç kıvamlarına geri dönerler. Yüksek oranda pigment içeren bazı pigment pastaları bu davranışı gösterirler.
Kerestesi esmer – sarı – beyaz arası bir görünüştedir. İşlenmesi kolay, ağır ve biraz gevrektir. Suya karşı dayanıklılığı iyidir. Yıl halkaları belirgin ve düzgündür. Kaplama, masif mobilya ve iç süsleme işlerinde kullanılır. Dayanıklı ve uzun ömürlü mobilyalar yapmaya uygundur. Çok iyi boyanır. İyi verniklenir.
Sanayi ortamlarındaki yoğun baca atıklarının yol açabildiği kükürt dioksitin asidik yıpratma etkisine karşı boyaların direncini öngörmek amacıyla yürütülen özel bir korozyon testi.
Yapısında bir karbonil grubu (C=O) bulunan ve genel formülü aşağıdaki gibi olan organik kimyasal bileşikler.
Özellikle kırışıklık görüntüsü verecek biçimde tasarlanıp üretilen boya. Kırışık boyalar, boya filminin üst yüzeyinin, filmin geneline göre daha hızlı kurumasını sağlayacak biçimde tasarlanırlar.
Bir yaş boya filminin, havayla temas halindeki yüzey tabakasının, filmin alt kısımlarından daha hızlı kuruyup sertleşmesi sürecinde, kabarmadakine benzer buruşuk/kırışık bir deri görüntüsü alması biçimindeki bir kuru film kusurudur.
Bir cismin kırma indisi, ışığın boşluktaki hızının, o cisim içindeki hızına oranıdır. Bir başka tanımı da, boşluk içinde ilerlerken cismin yüzeyine çarpan ışığın normalle yaptığı açının sinüsünün, kırılmış ışığın normalle yaptığı açının sinüsüne oranı olarak yapılır:
Enlemesine kesilen bir ağacın kesitinde yer alan iç içe halkalardan daha sert, koyu renkli ve sıkı dokulu olan ve kış mevsiminde büyüyen kısmı temsil eden halkaların adı.
Kızıl sürgünleri nedeniyle bu adla anılır. Odunu reçinelidir. Gövdesi eğri ve budaklı olduğundan daha çok kaba yapı ve ambalaj sandığı imalinde kullanılır.
Organik kaplama filmlerinin, kullanım ömürleri boyunca maruz kalmaları olası kimyasal maddelere karşı göstermeleri öngörülen direnç. Sınai boyalar için çeşitli asit dirençleri, alkali dirençleri, yakıt ve çözgen dirençleri; evlerde kullanılan boyalar için de, alkol, ketçap, yağ, ter, salça dirençleri bu kapsamda sayılabilir.
Boyanın uygulanması sonucunda oluşan filmin, kendisinden beklenen kimyasal dirençlere ulaşabilmesi için gerekli kuruma ve sertleşme durumu kimyasal kuruma, bu durumun oluşacağı süreyse kimyasal kuruma süresi adı verilir. Kimyasal kuruma süresi, boya filminin kimyasal direnci ölçülerek belirlenir.
Sağlam ve kırmızımsı renkli, düzgün dokulu odunu yüksek kaliteli mobilya yabımında ve iç dekorasyon işlerinde masif veya kaplama olarak kullanılır. Tornalı, kakmalı, oymalı işlerde, müzik aletleri ve bilimsel aletlerin yapımında modelcilikte aranan bir gereçtir. Kaliteli işlerde kirazın yalnız göbek odunu kullanılmalıdır İyi boyanır ve iyi verniklenir.
Doğal kauçuğun klorla tepkimesi sonucunda elde edilen, %65 civarında klor içeren, aromatik çözgenlerde çözünebilen sert termoplastik reçine. Kimyasal direnci ve su direnci dikkat çekicidir. Sentetik kauçuğun klorlanmasıyla elde edilen benzer işleve sahip ticari ürünler de mevcuttur.
Elmas uç üzerine bir ağırlık yükleyerek organik kaplama filminde bir batma izi bırakarak ölçülen sertlik. Knoop sertliği, ucun üzerindeki ağırlığı oluşturan kütlenin, ortaya çıkan batma izinin alanına bölünmesiyle hesaplanır.
Aynı cinsten moleküllerin birbirlerine uyguladıkları ve sonuç olarak bu moleküllerin oluşturduğu yığının gerek sıvı gerekse katı fazda bir bütün halde kalmasına yol açan çekmeye kohezyon adı verilir. Kohezyon olgusuna yol açan ve benzer moleküllerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvvetlerineyse kohezif kuvvetler denir.
Bir molekül üzerindeki çeşitli fonksiyonel gruplar, kimyasal karakterleri dolayısıyla, aynı molekül üzerinde bulunan komşu grupların, başka bileşiklerle tepkime verme yatkınlığını olumlu ya da olumsuz etkileyebilirler. Bu etkiye “komşu grup etkisi” adı verilir.
Birbirini izleyen bağlar arasında yer alan çift bağların “birer atlamalı” dizilmesi durumunda, bu çift bağların birbirine karşı konumunu belirtmek amacıyla kullanılan terim. Ayrıca Bkz. Konjuge yağ asitleri
Karbon-karbon bağlarından oluşan ana zincirleri üzerindeki çift bağların, “birer atlamalı” dizildiği (C–C=C–C=C– gibi) yağ asitleri. Örneğin eleostearik asit, likanik asit gibi. Eşlenik yağ asitleri de denir.
Yapısında konjuge yağ asitlerinin ağırlıklı olarak yer aldığı yağlar. Eşlenik yağlar terimi de kullanılmaktadır.
Ahşap malzeme elde edilmesi sırasında, kesme doğrultusunun, ağacın lifleriyle dik açı yapacak yönde olması halinde, bu kesme işlemine ahşap sanayiinde kontra kesim adı verilir. Ayrıca Bkz. Suyuna kesim
Üzerindeki pigment seven gruplar üzerinden, aynı anda birden fazla pigment taneciğine tutunan dispersiyon katkıları aracılığıyla, bu pigment tanecikleri kontrollü bir flokkülasyon halinde tutulurlar. Deflokkülasyon biçimindeki dispersiyon yaklaşımına göre daha iri ezme incelikleri elde edilir; buna karşın, boyanın sert çökme yatkınlığı azaltılır. Kontrollü flokkülasyon, astar pigment ve dolgularının dispersiyonu sırasında yaygın kullanılan bir tekniktir.
Yarısı kontra yarısı ise suyuna kesilmiş 1’er mm kalınlıktaki ince ahşap levhaların üstüste şaşırtmalı olarak serilip tutkallanarak preslenmeleri sonucunda elde edilen ahşap plâkalar.
Boya ve verniklerin, havalı tabancalar kullanılarak, 2,5-5,5 atmosfer basınçtaki havanın yardımıyla küçük damlacıklar halinde püskürtülerek uygulanması. Boyanın tabancaya beslenmesi ya tabancanın üzerine yerleştirilen bir kaptan yer çekimi yardımıyla; veya tabancanın altına yerleştirilen bir kaptan emme etkisi kullanılarak; ya da boya basınçlandırılarak sağlanır.
İç hacimlerinde, yanma sonucu oluşan sıcak yanma gazları ya da ısıtılmış hava bulunan ısıtma fırınları. Bu fırınlardaki sıcak yanma gazları veya hava, fırında bulunan “fırın kurumalı boya” uygulanmış nesneleri ısıtarak boyanın kuruyup sertleşmesini sağlar.
Bir polimerin tekrarlanan kimyasal birimleri, birden fazla çeşitteyseler (örneğin A, B gibi), oluşan –ABABAB– veya –AAABBBAAA– biçimli polimerlere kopolimer adı verilir (örn. etilen vinilasetat kopolimeri).
Yüksek gerilim uygulanarak iyonlaştırılan hava moleküllerinin, tabancadan püskürtülen toz boya zerrelerini de yükleyerek, (+) yükle yüklenen nesne yüzeyini çok az kayıpla kaplamaları için kullanılan bir elektrostatik kaplama yöntemi.
İki elektrodunu farklı metallerin oluşturduğu ve daha aktif olan elektrodun, doğallıkla, anot konumuna geçerek korozyona uğradığı bir elektrokimyasal devre.
Boyalı veya boyasız malzemeleri, şiddetlendirilmiş korozyon yapıcı ortamlara maruz bırakarak, korozyon dirençlerini, gerçek ortamlardaki korozyona uğrama sürelerinden onlarca kez daha kısa sürelerde belirlemeyi hedefleyen laboratuvar testleri.
Odununun dokusu kabadır. Reçine damarları yoktur. Kerestesi sarımsı beyaz renkte ve mattır. Senelik halkaları belirli olup aralarında renk farkı az olduğundan kaplama işlerinde de kullanılır.
Yaş boyada oluşan mikroköpüklerin yüzeylerinde birikip bunların yüzey gerilimlerini düşüren ve dolayısıyla da birleşip büyüyerek yüzeye göçmek suretiyle boya bünyesini terketmelerini sağlayan katkılar (Örn: Sınırlı uyuşur polieterler, poliakrilatlar, polimetilalkilsiloksanlar).
Boyanın üretilmesi veya uygulanması sırasında, sıvı boya içerisine hapsolan havanın yol açtığı köpüklerin patlayıp kaybolmaya karşı dirençleri “köpük kararlılığı” olarak anılır. Yüzey gerilimini çok etkin düşüren, boyayla uyuşurluğu yüksek silikon katkılarının köpük kararlılığını artırdığı bilinmektedir.
Sulu boyalardaki köpükler, köpük gidericilerle yüzeye taşınsalar da kolayca patlayamazlar. Bu nedenle, yüzeye ulaşan köpükleri patlatmak amacıyla ayrıca köpük kesici katkıların da kullanılması gerekebilir (Örn: Madeni yağlar, sınırlı uyuşurluğa sahip dimetilpolisiloksanlar).
Boya filmi üzerindeki noktasal yüzey gerilim düşüklüklerine bağlı olarak oluşan, minik bir yanardağ ağzını andıran, kâse biçimli küçük çöküntülere krater adı verilir. Jel parçacıkları, yağlar, harici kirlilikler, lifler, boyayla uyuşmayan silikon bulaşıklıkları, başka boyaların sprey tozları tipik krater yapıcılar arasında sayılabilir.
Boya içinde mevcut olan bağlayıcının tümünün, pigment yüzeylerinin ıslatılması ve pigment gözeneklerinin doldurulması için harcandığı, bunun dışında hiç serbest bağlayıcının kalmadığı durumdaki pigment hacim derişimi.
Herhangi bir renk için aletsel olarak belirlenen X, Y ve Z üçlü uyarıcı değerlerini, toplamı biri veren ondalık kesirlere dönüştürmek suretiyle elde edilen renk parametreleri. Böylelikle, rengi üç boyutta tanımlayan üçlü uyarıcı değerler yerine, iki boyutlu daha basit bir renk koordinat sistemi oluşturulmuş olur.
Güneş ışığı etkisinin ksenon lambalarıyla hızlandırılarak benzeştirilmesini (simüle edilmesini) hedefleyen hızlandırılmış dış dayanım testi.
Aromatikçe zengin petrollerden ve kömür katranından elde edilen çözgen. Boya sanayiinde, ksilen adıyla kullanılan çözgen, aslında formüllü üç izomerin karışımıdır.





Boya sanayiinde kullanılan karışım ksilenin bazı özellikleri şöyle verilebilir:
Kaynama aralığı: 137-143°C; etere göre buharlaşma sayısı: 13; özgül ağırlığı: 0,871; kırma indisi: 1,4980; parlama noktası: 25°C
Boyanacak metal, beton vd. yüzeylerin kir, yağ, pas vd.’den arındırılması ve boya tutunmasını iyileştirmek için yüzeyin pürüzlendirilmesi amacıyla yapılan yüzey hazırlama işlemi. Kumlama işleminde silika içeriği çok yüksek kumlar, sert metalik aşındırıcılar, daha duyarlı yüzeyler için (örn: Uçak gövdesi) fındık kabuğu, plastik granül, vd, basınçlı hava yardımıyla, boyanacak yüzeye püskürtülürler. Bu tür yüzey hazırlama ile ilgili olarak SSPC (Steel Structures Painting Counsel) tarafından yayımlanan standartlar sanayide yaygın olarak kullanılırlar.
Silika içeriği yüksek kumların öğütücü olarak kullanılmasıyla pigment topaklarının ezilmesinin hedeflendiği değirmenler. Ayrıca Bkz. Boncuklu değirmen
Elektrokimyasal açıdan daha aktif olan bir metal veya alaşım, korunmak istenen daha değerli metal eşya ile bir korozyon devresi oluşturacak biçimde temas ettirilirler. Bu durumda, aktif metal anot konumuna geçer ve belli bir hızla korozyona uğrayarak zamanla tükenir. Bu arada diğer metalin korozyona uğraması engellenmiş olur. Devreye bağlanıp anot konumuna geçen malzemeye “kurban anot” adı verilir.
Bir yüzeye uygulanan boyanın kuru ve sert bir filme dönüştükten sonraki kalınlığı. Kuru film kalınlıkları, tahribatlı ve tahribatsız yöntemlerle ölçülebilirler.
Kuruyan yağların tanımlanmasında, Grieves’in “kuruma indisi” genel kabul görür:

Kuruma İndisi=(2 çift bağlı yağ asidi yüzdesi)+2x(3 çift bağlı yağ asidi yüzdesi)

Kuruma indisi 70’ten büyük yağlar, kuruyan yağlardır. Grieves’in formülü, konjuge doymamışlığı olan yağ asitlerini içeren yağlara uygulanamaz. Kuruma yatkınlığını belirlemede “iyot değeri”nden de yararlanılır.
Yaş boyanın uygulanmasının ardından istenen kuruma düzeyine erişilme süresi kuruma süresi, kuruma zamanı olarak anılır. İstenen kuruma düzeyine bağlı olarak bir organik kaplama için toz kuruması süresi, dokunma kuruması süresi, montaj kuruması süresi, istif kuruması süresi ve kimyasal kuruma süresi gibi farklı kuruma sürelerinden söz edilebilir.
Omurgası üzerine eklenen yağ asitleri doymuş yapıda olan alkid reçineleri. Kurumayan alkid reçineleri hava oksijeniyle polimerleşmedikleri için, amino reçineleriyle çapraz bağlanmaya uğrayan fırın kurumalı boyalarda ve izosiyanat esaslı sertleştiricilerle sertleştirilen iki bileşenli boyalarda kullanılırlar.
Gliserinin, üzerlerinde doymamışlık içermeyen veya çok sınırlı doymamışlık içeren yağ asitleriyle tepkimeye girmesi sonucunda oluşan yağların genel adı. Kurumayan yağlar için, kuruyan yağlarda olduğu türden objektif bir tanım yoktur. Ancak, pratik açıdan, içerilen yağ asitlerinin bünyesinde 1 veya daha az ortalama doymamışlık olan yağlar, “Kurumayan yağlar” olarak sınıflandırılabilir.
Oksidatif kuruma süreçlerini katalizleyen organik kaplama katkılarına verilen genel ad. Ticari olarak kullanılan kurutucuların tümüne yakını, boya çözgenlerinde çözünebilen metal sabunlarından oluşur. Kobalt, mangan, kurşun, çinko, zirkonyum, kalsiyum gibi metallerin oktoik asitle ve naftanik asitle yaptıkları sabunlar başlıca kurutucular arasında sayılmalıdırlar.
Omurgası üzerine eklenen yağ asitleri iki veya daha fazla doymamışlık içeren alkid reçineleri, hava oksijeniyle sertleşen filmler verme yatkınlığına sahiptirler. Genel kabule göre, omurgası üzerindeki yağ asitlerinin ortalama kuruma indisi 70 ve üzerinde olan alkid reçineleri “kuruyan” olarak adlandırılır.
Gliserin molekülüne, üç hidroksili üzerinden bağlanan yağ asitleri üzerinde doymamışlıkların bulunduğu doğal bitkisel yağlar. Kuruyan yağlar, havanın oksijeniyle,yağ asitleri üzerindeki çift bağların açılmasıyla tepkimeye girip polimerleşerek kururlar.
Organik kaplama formüllerine az miktarda girilen; genellikle, formül içinde yer alan diğer çözgenlere göre daha az uçucu olduğu için kuruyan boya filmini en son terkeden çözgen.
Organik kaplama malzemesinin, içerdiği bağlayıcının parçalanacağı veya yanacağı sıcaklığa kadar ısıtılmasıyla kül oranı belirlenir. Bu amaçla, 2 gr’lık örnek 800°C sıcaklıkta 5-6 saat süreyle ısıtılır ve kalan kül miktarının orijinal örnek miktarına yüzde oranı “kül oranı” olarak belirlenir.
Uygulamayla, akışkan organik kaplamanın yüzeyde oluşturduğu filmin, polimerleşme tepkimeleri sonucunda termoset karakterli bir sert filme dönüşmesi süreci.
Boya filmi içinde hapis kalan gaz ve çözgen buharının, kısmen sertleşmiş filmi terkederken açtığı delik, filmin kısmen yayılması sonucunda yayvan bir çukurcuğa dönüşebilir. Bu yüzey kusuru “küvetçik” olarak adlandırılır. Küvetçik kusuruna, içinde çözgen buharı ve hava hapis kalmış olan fırın kurumalı boya filmleriyle, içinde karbon dioksit gazı hapis kalmış olan poliüretan boya filmlerinde rastlanır.
Kerestesi esnek ve sağlamdır. Nem direnci yüksektir. Her türlü yapı işinde, iç ve dış doğramalarda, döşemelerde, merdivenlerde çok kullanılır. Cilâ kabul ettiğinden mobilya işlerinde de kullanılır. Sanayide kontrplak ve kibrit çöpü imâlinde, kâğıt ve sunî ipek elde etmede geniş kullanım alanlarına sahiptir.
Türk mobilya sektöründe, boya uygulamacılarının pigmentli son kat boyalara verdikleri genel ad.
Çok dayanıklı ve elastik yapılı organik polimerlerin genel adı. En yaygın kullanılan lâstik doğal bir madde olan kauçuktur. Doğal veya sentetik lâstiklerin, vulkanizasyon yoluyla çapraz bağlanmaya uğratılmasıyla sağlamlıkları, esneklik modülleri ve kimyasal dayanımları artırılır. Lâstikler, özellikle de vulkanize edilmiş lâstikler elastomer adıyla da anılırlar.
Başta doğal ve sentetik kauçuklar olmak üzere çeşitli katı polimer parçacıklarının su içinde kararlı biçimde disperse edilmesiyle elde edilen bağlayıcılar.
Katı polimer parçacıklarının su içindeki asıltıları olan lateks bağlayıcılar kullanılarak üretilen boyalar.
BaSO4.ZnS. Karma kristal; kırma indisi: 1,84; özgül ağırlığı: ~ 4,3; yağ absorpsiyonu: 11-17 g/100 g litopon. Çinko sülfür (Zn2S) ile baryum sülfat’ın (BaSO4) birlikte çöktürülmesi sonucunda elde edilen litopon, titanyum dioksitin yaygınlaşması öncesinde daha çok kullanılan az örtücü bir beyaz dolgudur.
Uygulama yüzeylerinin içerebildiği pürüz, çatlak ve çukurların doldurulması amacıyla kullanılan ve kritik pigment hacim derişiminin (CPVC) üzerinde dolgu içeren organik kaplama malzemesi. Macunlar, yüksek viskoziteleri nedeniyle spatula ve silindirlerle uygulanabilirler.
Yarı dolu bir şarap şişesi çalkalandıktan sonra ağzı kapalı olacak şekilde başaşağı döndürülürse, bir süre sonra, şişe içindeki şarabın, yer çekimine karşı, yan yüzeylere “tırmandığı” gözlenir. Fizikokimyasal mekanizmasını, 1900’lü yılların başında İtalyan fizikçi Carlo Marangoni’nin çözümlemesi nedeniyle bu olgu “Marangoni Olayı” olarak anılır. Kısmen şarap dolu şişenin yan iç yüzeylerinde ince bir yaş film halinde mevcut olan şarabın içindeki alkol sudan daha hızlı buharlaşır. Bunun sonucunda, o bölgelerdeki filmde alkol oranı azalıp su oranı artar. Saf suyun yüzey gerilimi, saf etanolün yüzey geriliminden yüksektir. Dolayısıyla, alkolün buharlaşarak terkettiği sıvının yüzey gerilimi artar. Yüzey gerilimi daha düşük olan şarap kütlesinden, yan yüzeylerdeki daha yüksek yüzey gerilimli ince sıvı filmine doğru bir şarap akışı oluşur ve Marangoni olayı gerçekleşir.
Tomruktan kesilen keresteye biçim vermek veya farklı kereste parçalarını birleştirmek suretiyle elde edilen ahşap malzeme. MDF, sunta, duralit vd. doğal olmayan malzemelerden farklı olarak masif malzemenin dokusu doğal ahşap dokusudur.
Yüksek miktarda dolgu içeren, macunsu elastik organik kaplama malzemelerinin genel adı. Mastikler, bir kaç parçadan oluşan nesnelerin birleşme noktalarına veya tüm yüzeylerine esnek biçimde doldurularak su, kimyasal madde, ısı ve ses yalıtımı sağlamak amacıyla kullanılırlar.
Organik kaplama filmi üzerine düşen ışığın, çeşitli yönlere doğru saçılarak yansıması anlamına gelen matlık olgusu, bazı katkılar kullanılarak kontrollü biçimde gerçekleştirilir. Matlaştırıcı katkılar denilen bu katkıların başlıcalarını mikronize silikon tanecikleri ve çeşitli mumsu yapıda polimerler (wax’lar) oluştururlar.
Yüzey üzerine düşen ışığın, geliş açısıyla simetrik olarak yansımak yerine, çeşitli açılardan saçılarak yansıması durumuna matlık denir. Boya ve vernik filmleri, sahip oldukları matlık derecesine göre, ipek mat, yarı mat, mat, yumurta kabuğu matlığında gibi terimlerle nitelendirilirler. Ancak, bu matlık sınıflarının karşılık geldiği parlaklık düzeyi hakkında, sektörün ortaklaşa benimsediği net değerler yoktur. Yaygın bir yanlış algılama, mat yüzeylerin daha az ışık yansıttığı biçimindedir. Oysa, mat bir yüzey, aynı renkteki parlak bir yüzeyle aynı miktarda ışığı yansıtır. Fark, mat yüzeylerin yansıttığı ışığın tüm açılardan, parlak yüzeyin yansıttığı ışığın ise geliş açısına eşit ters yöndeki açıdan göze ulaşmasıdır. Bir yüzeyden yansıyan ışık miktarı, o yüzeyin parlaklığına değil, rengine göre değişir.
Kerestesi sıkı yapılı, esnekliği azdır. Kolay işlenir. Bol tanelidir. Bu yüzden en iyi boyanan ağaçlardandır. İyi verniklenir. Değişen hava koşullarında bile büyük dayanım gösterir. Çivi, vida ve tutkalla bağlanır. Kuruma niteliği iyidir. Oyma ve tornada başarılı sonuçlar verir.
Amonyağın mevcudiyetinde ürenin ısıtılmasıyla elde edilen ve melamin formaldehit reçinelerinin üretiminde kullanılan simetrik triazin bileşiği.
Kimyasal adı: 1,3,5-Triamino-2,4,6-triazin

Erime noktası: 354°C
Melaminle formaldehidin polimerleşmesi sonucunda oluşurlar. Fırın kurumalı organik kaplamalarda en yaygın kullanılan çapraz bağlayıcılardır. Boya çözgenlerinde çözünürlüğünü ve polimerik uyuşurluğu artırmak amacıyle çeşitli alkollerle modifiye edilerek kullanılırlar.
Kerestesinin dokusu sık, lifleri kalın, kısa ve esnektir. Bünyesindeki tanen, ağacı çürümekten korur. Yapıda daha çok kullanılan cinsi beyaz ve kara meşedir. Kerestesi sert ve ağırdır. Nem direnci yüksektir. Pahalı olduğundan daha çok önemli ve aşınmaya dayanım gerektiren yerlerde kullanılır. Kaplama ve masif olarak klasik mobilya yapımında, su yapıları, köprü ayakları, iskele kazıkları, gemi tekneleri, fıçı imali, arabacılık işleri, travers ve maden ocağı dikmelerinde tercihen kullanılır.
Akrilik polimerlerin sentezinde yaygın kullanılan bir asidik monomer
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 14°C; kaynama noktası: 163°C
Değişik amaçla kullanılan metal ambalajların iç ve dış yüzeylerinin kaplanmasında kullanılan organik kaplamalar “Metal Ambalaj Boyaları”, “Teneke Lâkları” veya “Teneke Boyaları” olarak adlandırılırlar. Metal ambalaj boyaları, ambalajlanan malzemeyle, metal ambalaj malzemesi arasında bir yalıtım sağlamak, ambalaj malzemesinin dış yüzeylerinin paslanmasını önlemek ve ambalajı süslemek amacıyla kullanılır.
Bazı boyalara metal nesnelerin sürtülmesi sonucunda, boyalı yüzeyde kurşun kalem izine benzeyen çiziklerin oluşması. Özellikle beyaz tonlara yakın yüzeylerde görülen metal çizmesi kusuru, boyaların içeriğinde kaydırıcı katkılara, pulsu yapılı kaolin gibi dolgulara veya uygun reçinelere yer verilerek büyük ölçüde önlenebilmektedir.
İçeriğinde bulunan, pulcuk yapılı alüminyum pigmentler dolayısıyla yeni kumlanmış pırıltılı bir metal yüzeyini andıran görüntüler veren boyaların genel adı.
Metallerin, elektrokimyasal süreçlerin etkisiyle aşınarak yenmesi metalik korozyon olarak tanımlanır. Metallerin, elektrokimyasal süreçler sonucunda yükseltgenmeleriyle metal oksitler veya başka metal tuzları oluşur. Korozyon ürünleri olarak adlandırılan bu bileşiklerden metal oksitleri, “pas” genel ismiyle anılırlar.
Organik polimerlerin çoğu için iyi bir çözücü olmadığından boya sanayiinde kulanımı nadirdir.
Kimyasal adı: Metil alkol
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 64,7°C; etere göre buharlaşma sayısı; 6,3; özgül ağırlığı; 0,792; kırma indisi: 1,3287; parlama noktası: 11°C
Asetonla benzer çözücülük özelliklerine sahip, bir miktar daha az uçucu keton.
Kimyasal adı: Bütan-2-on (MEK kısaltılmış adıyla da anılır)
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 79,6°C; etere göre buharlaşma sayısı: 2,6; özgül ağırlığı: 0,805; kırma indisi. 1,3788; parlama noktası: -1°C
Selüloz türevi reçineleri, polivinil asetatı, epoksi reçinelerini çözmekte kullanılan glikol eter. İnsan sağlığına yönelik riskleri nedeniyle kullanımı kısıtlanmaktadır.
Kimyasal adı: Etilen glikol mono metil eter ; 2-metoksi etanol (Methyl cellosolve olarak da anılır)
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 124,5°C; etere göre buharlaşma sayısı: 34; özgül ağırlığı: 0,964; kırma indisi:1,4021; parlama noktası: 37°C
Metil glikolün kullanıldığı alanlarda kullanılan bir eter asetat. İnsan sağlığına yönelik riskler nedeniyle kullanımı kısıtlanmaktadır.
Kimyasal adı: Etilen glikol mono metil eter asetat, metoksietil asetat (Methyl cellosolve acetate olarak da anılır).
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 145°C; etere göre buharlaşma sayısı: 35; özgül ağırlığı: 1,005; kırma indisi: 1,4019; parlama noktası: 47°C
Asetonun çözdüğü polimer gruplarına, biraz daha düşük çözücülükle etki eden keton.
Kimyasal adı: 4-metil pentan-2-on (MIBK kısaltmasıyla da anılır).
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 117°C; etere göre buharlaşma sayısı: 7,0; özgül ağırlığı: 0,801; kırma indisi: 1,3958; parlama noktası: 14°C
Polimetil metakrilatın monomeri olmasının yanısıra pek çok akrilik kopolimerin sentezinde de kullanılan ester yapılı monomer.
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 100,5°C

Katkı amacıyla boya formüllerinde kullanılan kuvvetli çözücü keton.
Kimyasal adı: 1-Metil-2-Pirolidon
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 202°C; etere göre buharlaşma sauısı: 360; özgül ağırlığı: 1,028: kırma indisi: 1,4680; parlama noktası: 91°C
Etilen glikol ile benzer çözme özelliklerine sahip bir glikol eter.
Kimyasal adı: Propilen glikol mono metil eter
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 121°C; etere göre buharlaşma hızı: 25°C; özgül ağırlığı: 0,922; kırma indisi; 1,4040; parlama noktası: 30°C
Selüloz türevi reçineleri, polivinil alkolü, polyester ve kısa yağlı alkid reçinelerini çözmekte kullanılan, ayrıca sulu organik kaplamalarda yardımcı çözgen (co-solvent) olarak kullanılan bir glikol eter esteri.
Kimyasal adı: Propilen glikol monometil eter asetat
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 146°C; etere göre buharlaşma sayısı: 33; özgül ağırlığı: 0,966; kırma indisi: 1,4020; parlama noktası: 45°C
Muskovit adı verilen kayaçlarda bulunan ve ağırlıklı olarak alüminyum potasyum silikat (Al3KSi3H2O12)’tan oluşan bir mineral. Rengi açık kahverengi; yapraksı yapılı; kırma indisi: 1,58-1,61; özgül ağırlığı: ~2,80; yağ absorpsiyonu: ~65 g/100 g mika. Boyalarda sınırlı bir kullanımı vardır.
Keskin başlı bir batıcı ucun üzerine çok küçük artışlarla artan yük uygulayarak, ucun boya filmi içindeki hareketini kaydeden cihazlarla uygulanan test. Bu testle, kaplamanın mikro batma sertliğinin ölçülmesinin yanısıra, filmin, esnek ve plastik davranış eşiklerinin de bilinmesi mümkün olur.
Bir milimetrenin binde biri uzunluğundaki bir ölçü birimi
Tek bir dalga boyundaki ışık ışınlarından oluşan ışık. Monokromatik ışık, bazı saf metallerin ısıtılması sonucunda oluşan ışıma sonucunda ya da çok dalga boylu ışık demetlerinin prizmalardan (veya monokromatörlerden) geçirilmesiyle elde edilirler.
Boya uygulanmış bir parça üzerindeki boya filminin, parçanın montajı sırasında olabilecek sıkıca tutma, tutarak kaldırma, itme gibi etkiler sonucunda hasarlanmayacak ölçüde kuruyup sertleşmesi durumu. Her parçanın montajı sırasında çok farklı etkenler söz konusu olduğundan, standart bir test yöntemi yerine amaca özel test yöntemlerinin kullanılmasıyla sıkça karşılaşılır.
Morötesi (ultraviolet, UV) ışınlarına maruz kalan organik kaplama filmlerinin, bu etki altında uğrayacakları tahribatı önlemek amacıyla kullanılan katkıların genel adı. Esasen iki alt türü vardır, morötesi soğurucular (UV absorplayıcılar’da denmektedir), soğurdukları morötesi ışınların enerjisini ısı enerjisine dönüştürerek çevrelerine yayarlar. Başlıca türlerini benzofenon ve benzotriazol türevleri oluşturur. Serbest radikal toplayıcılar (İng: Free Radical Scavengers) ise, morötesi ışınların oluşturduğu serbest radikallerle çarpışarak onları yok ederken kendileri de parçalanırlar. Ancak, böylelikle, serbest radikallerin kaplamayı tahrip etmesini de önlerler. Bu amaçla “Perdelenmiş amin esaslı ışık stabilizörler (Hindered amine light stabilizer, HALS)” kullanılır.
Bir motor etkisiyle hareket eden, insan ve eşya taşımakta kullanılan ve karayollarında seyreden en az dört tekerlekli araçlardır. Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Derneği (OICA), motorlu taşıtları şöyle sınıflandırmaktadır:

Hafif ticari araçlarla diğer ticari araçlar arasındaki ayrım, araçların taşıma kapasitesine göre yapılır. Ayrımda kullanılan rakam, ülkeden ülkeye 3,5 ton’la 7,0 ton arasında değişir. Ülkemizde, 3,5 ton’dan düşük taşıma kapasiteli ticari araçlar hafif ticari araç olarak tanımlanırlar.
Oda sıcaklığında katı olup 50-100°C civarında yumuşayan, nispeten düşük molekül ağırlıklı polimerik maddelerin genel adı. Mumlar, geleneksel olarak hayvansal kaynaklardan (bal arısı mumu, ispermeçet balinası mumu gibi), bitkisel kaynaklardan (palmiye yapraklarından elde edilen kornoba mumu gibi), petrol ürünlerinden (parafin gibi) elde edilir. Mumlar, kimyasal olarak, hidrokarbon, ester, alkol ve karboksilik asitlerin veya bunların karışımlarının polimerleşmesinden oluşur. Yukarıdaki doğal mumların yanısıra, amaca özel üretilen sentetik mumlar da vardır. Bunların bir bölümü boya katkısı olarak da kullanılır. Ayrıca Bkz. Sentetik mumlar
Renk tonu belirlenmiş şu sekiz temel rengi referans alarak oluşturulan bir “görsel” renk tanımlama sistemi: Mavi, turkuaz, yeşil, yeşilimsi sarı, sarı, turuncu, kırmızı, kırmızımsı mor, mor, morumsu mavi. Bu temel renklerin her biri, pigmentsiz vernikle seyreltilerek doygunlukları azaltılabilir; siyahla karıştırılarak da kirletilebilirler. Munsell renk sisteminde, örneğin GY 5/6 olarak tanımlanan bir renk için yeşilimsi sarı (:Greenish yellow, GY) tonda P oranında siyahla kirletilmiş ve ` oranında doygundur denir. Munsell renk sistemi ABD’de yaygın olarak kullanılır. Avrupa’da ise, görsel renk tanımlama sistemi olarak, daha fazla, Doğal Renk Sistemi (NCS) kullanılır. NCS, Munsell sistemine oranla, daha ayrıntılı tanımlama yapma olanağı sağlar. Ayrıca Bkz. Doğal renk sistemi, Renk tanımlama sistemleri
Jenerik olarak poliamidler olarak bilinen polimer ailesine verilen genel ad. Naylon tipleri, dünyada en fazla kullanılan polimerler arasındadır.
Sertleşmiş boya filminin, ortam neminin yıpratıcı etkisine direnci. Boyalı panellerin nem direnci testi, sıcaklığın ve bağıl nemin sabit tutulduğu kapalı test kabinlerinde yapılır. Belirli bir süre kabinde tutulan boya filminin, bu süre sonunda parlaklığında, sertliğinde, yapışmasında, görünümünde oluşan değişiklikler belirlenir. Ayrıca Bkz. Yoğuşmalı nem testi , Yoğuşmasız nem testi
İzosiyanat fonksiyonlu reçineler hava nemiyle tepkimeye girerek poliüre esaslı bir çapraz bağlanmaya uğrarlar. Bu reçineleri içeren kaplamalar “Nemle Sertleşen Kaplamalar” olarak adlandırılırlar. Epoksi-ketimin esaslı iki bileşenli kaplamalar da, ketiminin suyla tepkimeye girmesi sonucunda oluşan amin grupları üzerinden sertleştikleri için, nemle sertleşen kaplamalar olarak anılırlar.
İzosiyanat fonksiyonlu reçinelerin nemle girdikleri tepkime sonucunda poliüre bileşikleri oluşmasına karşın, bu bağlayıcıları içeren kaplamalara, yaygın bir yanlış adlandırmayla “Nemle sertleşen poliüretan kaplamalar” denilmektedir.
İzobütiraldehitin formaldehitle tepkimesi sonucunda elde edilen bir poliol. Polyester reçinesi ham maddesi olarak kullanılır.
Kimyasal adı: 2,2-dimetilpropan_1,3_diol
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 128°C
Kıvamları yani viskoziteleri, uğradıkları kesme gerilmelerinden etkilenmeden sabit kalan akışkanlar. Bu akışkanlara, Newton’un kuramındaki modele uydukları için “Nevtonyan” adı verilir.
Bazı akışkanların kıvamları, uygulanan kesme gerilmesine bağlı olarak değişebilir. Bu tür akışkanlara Nevtonyan olmayan akışkanlar denir. Nevtonyan olmayan akışkanlar, kesmeyle incelen (psüdoplastik), kesmeyle kalınlaşan (dilatant), plastik vd. davranışlar gösterirler.
Ayrıca Bkz. Kesmeyle incelen akışkanlar, Kesmeyle kalınlaşan akışkanlar, Tiksotropi
Fenol bileşikleriyel formaldehitin, fenol/formaldehit oranı 1’den önemli ölçüde fazla olacak biçimde tepkimeye sokuldukları ve dolayısıyla uçlarında OH fonksiyonel grubu bulunan reçinelerin genel adı.



Bir maddenin karşı direncini yenerek içine girmek, içine işlemek.
“Kuruyan yağlar” olarak adlandırılan yağlarla “kuruyan alkid”ve “yarı kuruyan alkid” olarak anılan alkidler hava oksijeniyle tepkimeye girerek, yağ asitlerindeki doymamış bağlar üzerinden polimerleşirler. Organik kaplama filmlerinin kuruması, bu işleyiş sonucunda gerçekleşmekteyse, bu sürece oksidatif kuruma, oto-oksidatif kuruma, hava oksijeniyle kuruma gibi adlar verilir.
Ayrıca Bkz. Hava kurumalı, Kuruyan yağlar, Kuruyan alkid reçineleri, Yarı kuruyan alkid reçineleri
Epoksi reçinelerinin uçlarında bulunan halkalı yapıdaki eter grubu. Epoksi grubu veya halkalı eter (cyclic ether) grubu olarak da anılır.
Kimyasal formülü:
Sınırlı sayıdaki monomerin tepkimeye girmesi sonucunda oluşan ama polimer sayılmaya yetecek büyüklükte olmayan kimyasallara verilen genel ad. Genel kabul gören nesnel bir oligomer tanımı olmamakla birlikte, oligomer molekül ağırlıkları birkaç yüz ile birkaç bin arasında değişir ve oligomer molekülü içindeki monomerik birim sayısı, genellikle, 2 ile 20 arasında değişir.
Saydam olmama durumu, ışık geçirmeme özelliği. Bir madde, yüzeyine düşen ışığın tümünü yansıtma, kırma ve soğurma yoluyla tüketiyorsa söz konusu maddenin opak olduğu ifade edilir.
1) Omurgasını organik polimer, oligomer veya monomer esaslı bağlayıcıların oluşturduğu kaplama malzemelerinin genel adı. Bileşiminde pigment bulunmayan organik kaplama malzemeleri vernik, bileşiminde pigment de bulunan organik kaplama malzemeleriyse boya adını alır.
2) Organik kaplama malzemesinin, film oluşum süreci sonrasında oluşturduğu film. Ayrıca Bkz. Macun, Toz Boya
Basit organik moleküllerden sentezlenerek elde edilen ve çok geniş renk çeşitlilikleriyle boya sanayiindeki estetik olanakları büyük ölçüde artıran renk pigmentleri grubu.
Yüzeyleri OH gruplarınca zengin olan doğal killer, amonyum tuzlarıyla organik modifikasyona uğratılarak boyayla uyuşur hale getirilirler. Oluşturdukları hidrojen bağlarıyla, boyaya kesmeyle incelen ve tiksotropik özellik kazandırırlar.
Bir ucunda, polar gruplara ilgisi yüksek silan grupları diğer ucunda da, içinde kullanılacağı yaş boyanın ana bağlayıcısıyla uyuşurluğu yüksek bir hidrokarbon kısım bulunan bileşikler. Özellikle metal, cam, beton gibi polar gruplarca zengin yüzeylere uygulanacak kaplamaların yapışmasını kuvvetlendirmek amacıyla boya formüllerine katkı olarak girilebilirler.
Aromatik ağırlıklı petrol damıtma ürünlerinin bir karışımı. Kimyasal yapısı: Net bir kimyasal yapıdan söz edilemez. Kaynama aralığı: ~180-210°C; etere göre buharlaşma sayısı: 115 (Solvesso 150 için), 148 (Shelsol AB için); özgül ağırlığı: 0,894-0,895; kırma indisi: 1,512; parlama noktası: 62°C
Buharda liflere ayrılan yongaların, üre formaldehit bağlayıcısı ve bir miktar da parafin mumu ilavesiyle sıcak pres altında kurutulmasıyla elde edilen levha biçimli ürün. Yoğunluğu 600 – 800 kg/m3’ tür. Yongaların lifler halinde tiftilmiş olması, mekanik dayanımının ve nem direncinin, sunta gibi diğer yonga levhalara göre çok daha yüksek olmasını sağlar. Banyo ve mutfak dolapları, çekmece, bazı mobilya kısımları, raflar, kitaplıklar ve ofis mobilyalarıyla iç dekorasyon işlerinde kullanılır.
Otomotiv ürünlerinin, üretilmeleri sırasında boyanmalarının ardından, kaza, çizilme vd. nedenlerle kısmen boyanmaları ya da çeşitli nedenlerle tamamen yeniden boyanmaları amacına yönelik olarak üretilip pazarlanan macun, astar ve son katlar. Plastik kısımlar, kumaş, polimerik köpük içeren koltuklar ve diğer ısıya dayanıksız aksesuar, “giydirilmiş” taşıtın 80°C’nin üzerindeki sıcaklıklara maruz kalmasına izin vermez. Bu nedenle, oto tamir boyaları sektöründe kullanılan ürünler 80°C ve altındaki sıcaklıklarda kuruyup sertleşecek özellikte seçilirler. Öte yandan, özellikle kısmi tamir amaçlı boyamalarda, orijinal boyalı kısımla tamir boyası uygulanmış kısım arasında başlangıçta da, uzun kullanım süreleri sonrasında da renk ve parlaklık farklarının olmaması için, gerek orijinal boyalarda gerekse oto tamir boyalarında benzer dayanım özelliklerine sahip bağlayıcı ve pigmentlerin kullanılması gereklidir.
Temel etkinliğin hızla ilerleyen hatlarda montaj olduğu otomotiv fabrikalarında kullanılan otomotiv parçalarının çok büyük kısmı oto yan sanayii tesislerinde üretilir. Motor, radyatör, filtreler, koltuklar, aynalar, tamponlar, iç plastik parçalar, jantlar, jant kapakları gibi, kimi metal kimi plastik olan ve çoğunluğu boyanan bu parçaların boyanmasında kullanılan macun, astar, son kat ve verniklere oto yan sanayii boyaları denir. Orijinal araç parçalarına uygulanan boyaların yanısıra, taşıtın kullanım ömrü içinde gereken yedek parçalara uygulanan boyalar da bu sınıfa girer.
Yeni üretilen taşıta koruyuculuk ve görsel albeni kazandırmak için, otomotiv fabrikalarının boyahanelerinde uygulanan boyalar.
Günümüzde bir binek otosunun boya gamı, parantez içlerinde verilen temel işlevlere sahip olan aşağıdaki katmanlardan oluşmaktadır:
1) Daldırmayla uygulanan kataforetik astarlar (çok yüksek pas direnci sağlamak),
2) Sprey edilerek (püskürtülerek) uygulanan astarlar (taş çarpma direncini artırmak, son kat öncesi düzgün bir yüzey oluşturmak),
3) Sprey edilerek (püskürtülerek) uygulanan son katlar (boya gamının dış ortam koşullarına direncini artırmak, uzun süreli kalıcılığı olan parlak ve çekici renklere sahip bir görüntü oluşturmak).
Yarı geçirgen bir zarın, iki ayrı bölmeye ayırdığı bir kabın bölmelerinde  kimyasal bileşimleri ayni fakat derişimleri farklı iki sıvı bulunduğu düşünülsün. Zar, daha küçük olan çözgen moleküllerini geçirebiliyor, daha büyük olan çözünen moleküllerini geçirmiyor olsun. Çözgen moleküllerinin, zaman içinde, çözünen derişiminin daha az olduğu bölmeden, çözünen derişiminin daha fazla olduğu bölmeye geçmesi olayına “ozmos” denir. Bu süreçte, bir yandan da, geçişin kütle artışına yol açtığı bölmedeki basınç da artar. Sürücü kuvvet olan derişim farkıyla, direnç unsuru olan basınç farkının dengelendiği noktada ozmos sürecinde de dengeye ulaşılır.
Yarı geçirgen bir zarın ayırdığı iki bölmeli bir kapta oluşan ozmos olayı sırasında çözünen madde derişiminin daha yüksek olduğu bölmedeki sıvı kütlesi bu yolla artar ve zar üzerinde bir basınç oluşturur. Bu basıncın, daha fazla kütle geçişine izin vermediği noktada çözgen geçişi durur. Bu noktadaki basınca da ozmotik basınç denir. Uyguladığı yüzeyde ya da kendi bünyesinde “suda çözünen” safsızlık bulunan boya filmi suya maruz kalıdığında, yarı geçirgen bir zar gibi davranabilir içine doğru su geçişi başlar. Oluşan ozmotik basınç, boya filminde blister (Kabarcıklanma) kusuruna yol açar.
Pigment içeren herhangi bir organik kaplamanın, uygulama yüzeyinin görüntüsünü örtme yeteneği. Siyah-beyaz şerit veya karelerden oluşan zemin üzerine artan kalınlıkta boya uygulanarak zemin renkleri arasındaki farkın algılanamadığı noktada kuru film kalınlığı ölçülür. Mikrometre cinsinden ölçülen kalınlık, boyanın örtücülüğü olarak belirtilir. Örtücülük, uygulanan kaplama filminin opaklığı yani ışık geçirmezliğiyle doğru orantılı olarak değişir. Ayrıca Bkz. Opaklık
10 ile 100 formaldehit biriminden oluşan polimer. Formaldehit gazının hem insan ve çevre sağlığı üzerindeki zararlı etkileri, hem yüksek hacimlerde kullanım ve depolanmasındaki güçlükler nedeniyle, formaldehit reçinelerinin üretiminde paraformaldehit kullanımı tercih edilir. 150°C civarında formaldehite parçalanır.
Kimyasal formülü:
Kapalı mekânların zeminlerine döşenen ahşap parkelerin suya, ev kimyasallarına, daha da önemlisi aşınmaya dayanımını artırmak ve estetik güzellik katmak amacıyla uygulanan vernik.
Organik kaplamanın parlaklığının, belirli bir kullanım süresinin sonunda ne ölçüde korunduğunu belirten terim. Genellikle yüksek parlaklıktaki son katlar için bakılan “parlaklık korunması”, genellikle, kullanım süresi sonundaki parlaklığın, aynı yüzeyin ilk boyandığı zamandaki parlaklığına yüzde cinsinden oranı olarak belirlenir.
Bir çözgenin, çözgen karışımının ya da çözgenli bir boyanın, bir kıvılcımla karşılaştığında tutuşması için, evvelce ısıtılmış olması gereken sıcaklık değeri. Isıtılan çözgenin, üstü açık bir kap içindeyken bir kıvılcımla karşılaştırılması biçiminde yapılan teste “açık kap (open cup) parlama testi”; üstü kapalı bir kaptayken kıvılcımla karşılaştırılmasıyla yapılan teste ise “kapalı kap (closed cup) parlama testi” denir.
Metallerin korozyon etkisiyle yükseltgenmeleri sonucunda oluşan suda çözünmeyen metal oksitlere pas adı verilir.
Parlak boya veya vernik yüzeylerindeki kusur ve çiziklerin ya da zamanla oluşan tebeşirlenmenin giderilmesi için yapılan parlatma işlemlerinde kullanılan ve aşındırıcıların bir sıvı faz içindeki kıvamlı dispersiyonundan oluşan malzeme. Pastalar, parlatma (polisaj) işleminin ilk aşaması olan, kaba yüzey düzeltme aşamasında kullanılırlar.
Bir maddenin karşı direncini yenerek içine girmek, içine işlemek.
Asetaldehitle formaldehitin bazik ortamdaki tepkimesi sonucunda elde edilen bir poliol. Alkid ve polyester reçinelerinin ham maddesi olarak kullanılır.
Kimyasal adı: Tetrametilolmetan veya 2,2-bis-(hidroksimetil)-1,3-propandiol
Kimyasal formülü:
Erime noktası: 262°C

Boyanın, dar bir yarıktan kesintisiz bir perde halinde akıtılarak, konveyör bant üzerinde ilerleyen panel biçimli nesneleri kaplaması esasına göre çalışan bir boyama yöntemi. Bu yöntem özellikle, levha biçimli mobilya elemanları üreten hızlı hatlarda ve ayna boyama hatlarında kullanılır.
Perde boyama yönteminde oluşan dinamik boya perdesinin, yaş boya içindeki safsızlıklar veya hava kabarcıkları nedeniyle düşey yırtılmalara uğraması. Perde yırtılması, doğal olarak, boyanacak malzemenin bazı kısımlarının boyayla kaplanmaması biçiminde yüzey kusurlarına yol açar.
Mor ötesi ışıkların etkisiyle boya içinde oluşan tahrip edici serbest radikalleri soğurarak yok eden, bu arada kendisi de parçalanan boya katkılarının genel adı. HALS kullanımı, boyaların dış dayanım direnci üzerinde olumlu etki yaratır. Ayrıca Bkz. Morötesi (UV) stabilizörleri
Boyalı yüzeyi V biçimli bıçağıyla çizerek, ortaya çıkan boya tabakası kesitinin kalınlığını, ölçekli büyüteciyle belirlemeye olanak veren bir tahribatlı kalınlık ölçme cihazı.
Çok küçük tanecikler halinde öğütülmüş, organik çözgenlerde ve suda çözünmeyen, boyaya renk, değişik görsel etkiler ve kimi durumda da korozyon direnci kazandıran kimyasal maddeler. Pigmentlerin boyar maddelerden iki temel farkı organik çözgenlerde ve suda çözünmemeleri ve kategorik olarak daha yüksek dış dayanıma sahip olmalarıdır.
Bir boya formülünde bulunan toplam pigment (ve dolgu) hacminin, boya içindeki uçucu olmayan maddelerin hacimlerinin toplamına olan yüzde oranı pigment hacim derişimi (PVC) olarak tanımlanır.

Polar pigment yüzeylerine tutunmayı kolaylaştırmak amacıyla, dispersiyon katkısı moleküllerinde yer alan karboksilik asit, amin, izosiyanat gruplarıyla, bunların türevleri olan bazı kimyasal gruplar.
Bir boya formülünde bulunana göre daha yüksek orandaki pigmentin, taşıyıcı içinde ezilmiş ve homojen dağılmış halde bulunduğu yüksek kıvamlı boya yarı ürünü.
Üretimleri sırasında birincil tane boyutları halinde elde edilen pigment ve dolgular, yığın içinde temas halindeyken agregat ve aglomeratlar oluştururlar. Bu pigment kümelerinin, dispersiyon sürecinde dağıtılmalarıyla, tekrar birincil tane boyutlarına erişilmeye çalışılır. Bu şekilde oluşturulan küçük tanecikli dağılmışlık kararlı olamazsa yumaklaşmalar (flokülatlar) oluşur. Türkçe’de herbirine özgü yerleşik terimler bulunmayan bu üç farklı oluşumun doğru algılanması için aşağıdaki şekilsel gösterim verilmiştir:



Ayrıca Bkz. Agregat, Aglomerat, Flokülat
Gerek aglomerat gerekse agregat biçimindeki pigment topaklarının, bağlayıcı ve çözgen ortamında parçalanması. Pigment ve dolguların dispersiyonu, yüksek devirli karıştırıcılarda ve yaş değirmenlerde gerçekleştirilir.
Bir boya bileşiminde yer alan ağırlıkça pigment miktarının, aynı boyadaki katı bağlayıcı miktarına oranı. Ayrıca Bkz. Katı bağlayıcı miktarı
Yaş boya içinde oluşan çözgen buharı veya diğer gaz kabarcıklarının, filmin kuruması sürecinde, filmi terkederken bıraktıkları deliklerin, yayılamayacak kadar akmazlaşan yüzeyde kalarak oluşturdukları bir boya film kusuru. Pinhol kusuru, kaynama adıyla da bilinir.
Uygulanan boyanın film kalınlığı artırıldıkça, film içinde kalan çözgen buharı ve diğer gazların, filmi terketmesi gecikir. Bu süre içinde boya filmi sertleşmekte olduğundan, bir kalınlık değerinin üzerinde, çıkan buhar ve gazların açtığı delikler kalıcı olur. Bu kusur oluşumunun gözlenmeye başlandığı kuru film kalınlığına pinhol limiti denir.
Plastikleştiriciler, büyük moleküllü, dolayısıyla sert ve kimi durumda da kırılgan olabilen selüloz nitrat (nitroselüloz) gibi reçineler kullanılarak yapılan boyalara, yumuşatıcı katkı olarak girilirler.
Bir elektrokimyasal hücredeki anot ya da katodun yüzeyinde, katı veya gaz fazında bir yalıtkan malzemenin birikmesiyle, devrenin akım üretmesini engelleyen olguya elektrod polarizasyonu adı verilir. Bu elektrokimyasal hücre bir korozyon pili ise, polarizasyon, oluşacak korozyonun hızını azaltır.
Boya bağlayıcıları ve çözgenleriyle sınırlı bir uyuşmazlıkları olacak biçimde tasarlanan ve bu yüzden de boya yüzeyine göç ederek yüzeyde oluşturduğu ince ve kesintisiz tabakayla kusur oluşumunu önleyen yüzey katkıları. Ayrıca Bkz. Yüzey katkıları
Yapısında birden fazla hidroksil grubu bulunan alkollerin genel adı. Aynı zamanda, polialkol veya polihidrik alkol de denir.
Başta epoksi reçineleri olmak üzere çeşitli bileşiklerle poliamidlerin kontrollü katılma tepkimeleri vermesi sonucunda oluşturulan, amid fonksiyonlu makromolekül. Poliamid katılma ürünleri, poliamidlere göre daha yüksek olan camsı geçiş sıcaklıkları (Tg) nedeniyle epoksi boyaya kısmi bir fiziksel kuruma sağlayarak sertleşme hızını artırırlar.
İçerdikleri aktif hidrojenler üzerinden, epoksi reçinelerinin okziran gruplarıyla tepkimeye girerek çapraz bağlanmayı sağlayan alifatik poliamid reçinelerinden oluşan epoksi sertleştiricisi.
İçerdiği aktif hidrojenlerin, epoksi reçinelerinin okziran gruplarıyla tepkimeye girerek çapraz bağlanmayı sağladığı amin ve amid fonksiyonlu epoksi sertleştiricisi.
Yapısında birden fazla reaktif hidrojen atomu bulunduran asitlerin genel adı. Ayrıca, polibazik asit olarak da adlandırılırlar.
Görece eski prosese göre, dimetil tereftalat ile 1,4 bütandiol’ün, son 10 yılda yaygınlık kazanan bir prosese göre ise sat tereftalik asitle 1,4 bütandiol’ün polimerleşmesi sonucunda elde edilen, termoplastik karakterli sert polyester reçine.
Ağırlıkça Ortalama Molekül Ağırlığı’ nın, Sayıca Ortalama Molekül Ağırlığı ’na oranı, o polimer karışımının polidispersitesi (saçınımı) veya polidispersite indisi (saçınım indisi) olarak tanımlanır:
Tereftalik asit veya tereftalik asit dimetil esterle etilen glikolün yoğuşma polimerleşmesi sonucunda elde edilen, termoplastik karakterli polyester reçine.
Polimer zincirinin yinelenen biriminde karbonat grubu bulunan termoplastik yapılı organik polimerler. Genellikle, Bisfenol A’nın organic karbonat (örneğin, difenil karbonat) veya fosgen gazı ile tepkimesi sonucunda elde edilir. Karbonat grubu aşağıdaki gibidir.

İlk başta, bileşiminde birden fazla renkte ışık bulunan görünür ışık hüzmesine verilen ad. Zaman içinde, anlam genişlemesiyle bileşenleri görünür bölgede yer alıp almadığına (yani renkli=kromatik olup olmadığına) bakılmaksızın, “birden fazla dalga boyundaki ışınlardan oluşan ışık” anlamında kullanılmıştır.
Monomer adı verilen çok sayıda birimin, kovalent bağlarla birleşmek ve genellikle yinelenen yapılar oluşturmak suretiyle meydana getirdiği büyük molekül.
Bir ya da bir kaç ucunda pigment ilgisi yüksek grupların bulunduğu, polimerik dallı/zincirli gövdesinin de boya bağlayıcı ve çözgenleriyle uyuşurluğunun yüksek olduğu dispersiyon katkıları. Polimerik dispersiyon katkıları, büyük molekülleriyle, tutundukları pigmentin çevresinde, diğer pigmentlerin yaklaşmasını engelleyen bir tabaka oluştururlar. Dolayısıyla, uzaysal engellemeyle dispersiyon kararlılığı sağlarlar.
Polimerik yapıda olup, boyaya kesmeyle incelen bir reolojik yapı kazandırırlar. Polimerik kalınlaştırıcılar, kendi molekülleriyle bağlayıcının polimerik dallarının birbirlerine dolanması sonucunda, sıvı boya kütlesi içinde bir ağ oluşturarak pigment çökmesini de, boya akmasını da önlerler. Üzerlerinde O ve N atomları bulunan polimerik kalınlaştırıcılar, ayrıca, hidrojen bağları yaparak tiksotropik özellik de oluştururlar.
Propilenin polimerleştirilmesiyle elde edilen termoplastik polimerlerin genel adı. Darbe direnci yüksek plastik parçaların yapımında yaygın kullanılması nedeniyle, boya sanayiinde yüzey olarak karşılaşılır. Düşük yüzey gerilimi, 30,1 mN/m, nedeniyle boya için ıslatması ve yapışması açısından zor bir yüzeydir.
Boya girdileriyle uyuşur yapıda olan ve yüzey gerilimi diğer boya girdilerinden daha düşük olduğu için krater, portakallanma, telgraf, vb. yüzey kusurlarının oluşumunu önleyen katkıların genel adı. Ayrıca Bkz. Yüzey katkıları
Polistiren, termoplastik bir polimer olup, şeffaf, kolayca renklendirilebilen ve işlenebilen bir malzemedir. Kırılgan olmasına rağmen, mekanik ve termal özellikleri gündelik eşya yapımına uygundur. Genellikle, film veya köpük olarak paketlemede, beyaz eşyada ve ev dekorasyonlarında kullanılır.
Tetrafloroetilenin yüksek basınç altında ve su ortamında serbest radikal polimerleştirilmesiyle sentezlenir. Kristalinitesi yüksek, çizgisel (lineer) ve yönlendirilebilir (orientable) bir polimerdir. Çözgen ve korozyana karşı direnci çok yüksek olup yüzey gerilimi ve sürtünme katsayısı çok düşüktür. Bilinen polimerik malzemeler içerisinde dielektrik sabiti en düşük olanıdır. Mutfak gereçlerinin, hijyenik banyo ve tuvalet malzemelerinin boyanmasında kullanılan ve üzerine başka malzemelerin yapışmadığı (non-stick) boyaların yapımında kullanılır.
Erime noktası 170ºC olan yaklaşık % 50’si kristal yapıda olan bir plastik malzemedir. Yüksek ve düşük sıcaklıklarda şekil değişimine ve sürünmeye (creep) karşı dirençlidir. PVDF polimerleri, çok yüksek dış dayanımlı bobin boyası son katlarının yapımında kullanılır.
Poliollerle poliasitlerin tepkimesi sonucunda ester bağları üzerinden büyüyerek oluşan polimerlerin genel adı. Omurgaları aynı biçimde olmasına karşın, yapılarında yağ asitleri de bulunan alkid reçinelerinden farkını vurgulamak için, saf polyester reçinelerine “yağsız polyester reçineleri”de denir. Yağsız polyester reçinelerinin içerdiği poliol ve poliasitler, doymamışlık içeriyorlarsa “Doymamış polyester reçineleri”; içermiyorlarsa “Doymuş polyester reçineleri” olarak adlandırılırlar.
Bu kusur, bir yüzeyde, portakal kabuğunu andıran tümsekcik ve çukurların oluşması biçiminde tanımlanabilir. Portakal kabuğu görüntüsü, genellikle, yayılma yetersizliğinden kaynaklanır ve hem püskürtme hem de rulo ile uygulanan boyalarda sık rastlanan bir kusurdur. Yüzey üzerindeki bir noktadan diğerine, yüzey gerilim değerleri değişiyorsa, bu farklılıkların etkisinde oluşan boya hareketleri portakal kabuğu görüntüsü sonucunu verebilir). Ayrıca, yüksek viskozitenin de filmin yayılmasını engelleyen bir diğer etken olduğu da unutulmamalıdır.
Etilen, propilen ve dien monomerlerinin polimerleştirilmesiyle elde edilen lâstiğin, polipropilenle karıştırılması sonucunda elde edilen malzeme. Ayrıca Bkz. Etilen propilen dien
Bazı doğal reçinelerle fenol formaldehit ve üreformaldehit reçinelerini iyi çözebilen bir çözgen. Ayrıca, aromatik çözgenlerle karışımları geniş bir çözme aralığı sağlar. Kimyasal adı: n-propil alkol
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 97,2°C; etere göre buharlaşma sayısı: 16; özgül ağırlığı: 0,804; kırma indisi: 1,3860; parlama noktası: 23°C
Parlak boya yüzeylerine, normalle 20° yapacak açıda gönderilen ışığın büyük bir bölümü ters yönde 20°’de yansırken, küçük bir bölümü de 20° civarındaki açılarda saçınarak yansırlar. Gözün, boya yüzeyinde bir pus ya da hale algılamasına neden olan bu yüzey kusuruna pusluluk denir.
Boya tabancalarında, boyanın tabancayı hızlanarak terkettiği küçük çaplı delik.
Termoplastik özellikteki PVC reçinesinin dibütilftalat, bütil benzilftalat vd. plastikleştiricilerde çözünmesiyle hazırlanan ve PVC plastisol olarak anılan bağlayıcı kullanılarak hazırlanan boyalar. Boyalı metal sektöründe 100-200 mikrometre kalınlıkta filmler verecek biçimde uygulanan PVC plastisol son kat boyaların su ve ve çeşitli kimyasallara direncinin yüksekliği ve korozyon dayanımı dikkat çekicidir.
Film oluşturacak tepkenlerin ışıma (radyasyon) enerjisi yardımıyla tepkimeye girerek sert film verdikleri kaplamalar. Başlıca iki tipini, morötesi (UV) ışınlarla sertleşen kaplamalar ve elektron ışınlarıyla (EB) sertleşen kaplamalar oluşturur.
Organik kaplama bağlayıcısını çözme etkisi göstermesinin yanısıra, üzerindeki fonksiyonel grup(lar) üzerinden çapraz bağlanma tepkimesine katılan, dolayısıyla da uçucu olarak çevreye karışmayan kimyasallar.
Bir maddenin ışığı kırma indisini ölçmek amacıyla kullanılan cihaz.
Renkli yüzeylerden yansıyan ışığın, Renkölçer (colormeter, colorimeter) ve Renk spektrometresi cihazlarıyla analiz edilmesi yoluyla renk ölçümleri yapılır. Ayrıca Bkz. Tayfölçer
İnsan gözü on binlerce farklı rengi ayırdedebilir. Ancak, bu renkleri bir başkasına tanımlamak ve onun da kastedilen rengi anlamasını sağlamak her zaman kolay olmamaktadır. Bu amaçla Renk Tanımlama Sistemleri geliştirilmiştir. Ayrıca Bkz. Renk tanımlama sistemleri
Bir rengi tanımlamada kullanılan bileşenlerden biri (diğer ikisi “renk tonu” ve “ışıklılık”tır). Bir rengin doygunluğuyla kastedilen o rengin tonunu oluşturan unsurların, renk içinde ne kadar derişik ya da seyreltik bulunduğudur. Doygunluk sözcüğünün yanısıra kroma (chroma) ve saflık (purity) sözcükleri de aynı anlamda kullanılırlar.
Bir rengin, referans olarak kabul edilen diğer bir renge yaklaştırılması. Renk eşleme, çalışılan renge çeşitli ilâveler yapılarak laboratuvar ortamında yapıldığı gibi, renk ölçüm cihazlarının sonuçları kullanılarak bilgisayar ortamında da yapılabilir.
Bir boya filmi içindeki renk pigmentlerinin ve/veya boyar maddelerin, ikinci kat olarak üzerine uygulanan yaş boya içindeki çözgenlerin (ve bazen de bağlayıcıların) etkisiyle, yeni uygulanan boya fimine göçmesi ve istenmeyen renklenmelere neden olması. Renk kusmasının olmaması için, boyada kullanılan renklendiricilerin yeterli çözgen direncine sahip olmaları önemlidir.
Renkli bir yüzeyden kendi detektörüne gelen ışığı bir prizmadan geçirerek dalga boylarına ayıran ve gelen ışığın her bir dalga boyundaki ışık ışını oranını belirleyerek rengi ölçen ölçüm cihazı. Renk spektrometreleri, renk ölçerlere göre daha hassas renk ölçüm sonuçları verirler. Ayrıca Bkz. Renkölçer
Bir pigmentin renk verme gücünün ölçüsü. Disperse edilmiş pigmentlerin, yine disperse edilmiş titanyum dioksitle, aynı miktarda renk pigmenti gelecek şekilde karıştırılması sonucunda, renk şiddetlerinin karşılaştırılması yapılır.
Rengin nesnel olarak tanımlanması için geliştirilen sistemlerdir. “Görsel Sistemler” ve “Matematiksel Sistemler”olarak iki tür renk tanımlama sisteminden söz edilebilir. “Görsel Sistemler”, belli bir sistematik içinde oluşturulan çok sayıda standart renk kartından oluşurlar. Belirlenmek istenen renk, o “görsel sistem” içindeki en yakın renk kartının koduyla anılır. Munsell Renk Sistemi ve Doğal Renk Sistemi (NCS) en yaygın kullanılan “görsel renk sistem”leridir. Matematiksel renk sistemleriyse, her bir noktası bir renge karşılık gelen üç boyutlu sanal renk uzayları oluşturarak kurulur. En yaygın olanı CIE Lab sistemidir. Ayrıca Bkz. Munsell renk sistemi, Doğal renk sistemi, CIE Lab renk sistemi
Başta güneş kaynaklı olan beyaz ışık olmak üzere, çok dalga boylu ışınlardan oluşan bir ışık hüzmesinin bir prizmadan geçirilerek farklı renklere, yani ayrı dalga boylarındaki ışınlara ayrılmasıyla oluşan renk yelpazesi.
Rengin kırmızı, sarı, yeşil, mavi, mor, v.d. olarak algılanmasına yol açan temel renk bileşeni. Renk tonunun yanısıra, renk doygunluğu ve ışıklılık da rengi tanımlayan diğer iki temel renk bileşeni olarak tanımlanır. Ayrıca Bkz. Renk doygunluğu, Işıklılık
Pigment ve boyar madde molekülleri içinde yer alıp, renk özelliğinin oluşmasını sağlayan kimyasal gruplar. Kromofor gruplar olarak da anılırlar.
1) Daha çok ahşap yüzeylere uygulanan, bileşiminde boyar maddeleri ya da bir kaç mikron inceliğindeki saydam pigmentleri içeren ve ince bir tabaka halinde uygulanan organik kaplama. Renklendiricilerin, püskürtme, silme, fırçayla uygulama yoluyla ahşap yüzeyine emdirilmesi amaçlanır.
2) Yüksek derişimde pigment içeren, dolayısıyla bir karışıma eklendiğinde, karışımın renk özelliğini değiştiren bileşen.
Bir renklendiricinin, farklı derişimlerde ilâvesiyle değişik renklerin elde edilmesi.
Renkleri, gözümüzde mevcut olan üç farklı göz hücresini ne şiddette uyardıklarına göre tanımlayan kuramsal modellemeye göre çalışan renk ölçüm cihazı. Renkölçerler, bir rengi, o renkte mevcut olan mavi, yeşil ve kırmızı saf renk oranlarını veren “tristimulus değerleri” yani “üçlü uyarıcı değerler” cinsinden tanımlarlar.
Maddenin biçimsel bozunmaya (deformasyon) uğramasını ve akışını inceleyen bilim dalı.
Organik kaplamaların akış davranışlarını, üretim, depolama ve uygulama aşamalarında istenen özelliklere sahip kılmak amacıyla kullanılan katkılar. Bu katkılar, genellikle, yaş boyaya, kesmeyle incelen (shear thinning) veya tiksotropik özellik kazandırmayı amaçlarlar.
fenol bileşiklerinin, formaldehitle, “fenol bileşiği/formaldehit” oranının, yine stoikiyometrik oranın üzerinde olmakla birlikte, novolak türü reçinede kullanılan oranın altında olacağı biçimde tepkimeye sokulmaları sonucunda rezol reçineleri elde edilir. Rezol reçinelerinde, fenollerin bir bölümü metillenmiş olurlar.
Yaş boyada pigment yumaklaşması, yaş boya fiminde yüzme gibi sorunların olup olmadığını anlamak amacıyla yapılan basit bir test. Test edilecek boya bir panele uygulanır. Kısa süreli bir ön kurutmadan sonra, hala kurumamış fakat kurumaya çok yakın olan boya parmak ile ovuşturulur. Bulunabilecek pigment yumakları bu ovuşturma sırasında ezilerek etkin pigment yüzeyi artırılır. Bu, yumakları ezilen pigmentin renk şiddetinin artmasına yol açar. Dolayısıyla, boyada yukarıdaki sorunlar mevcutsa, ovalanan kısımla, ovalanmayan kısım arasında renk farkı oluşur.
Boya uygulamada kullanılan döner silindir biçimli basit uygulama aracı. Rulo uygulamaları hızlı iş yapma açısından tercih edilir. Uygulama viskozitesi aralığı fırça uygulamasındaki değerlerde olmalıdır. Ruloların dönen ana silindirleri genellikle elyaf takviyeli plastiklerden ya da metalden yapılırlar. Dış kısmında yer alan tüyler ise polyesterden, naylondan, moherden ya da kuzu yününden olabilirler. Lif boyları 5mm ile 20 mm arasında olurlar. Rulo ile uygulama, en az teknik beceri gerektiren uygulama yöntemidir.
Titanyum dioksitin yüksek kırma indisine (2,609) sahip olan kristal biçimi. Rutil titanyum dioksit, kırma indisleri çoğunlukla 1,40 ile 1,60 arasında olan organik bağlayıcılarla birlikte kullanıldığında, bilinen en iyi örtücülüğe sahip beyaz boyaların elde edilmesini sağlar. Ayrıca Bkz. Anataz
Boya filminin gerilim altındayken kırılmaya göstersdiği direnç olarak ifade edilebilecek olan özelliğe “sağlamlık (toughness)” ; bu özelliği ölçmeye yarayan testlereyse “sağlamlık testleri” adı verilir.
Sanayi boyaları pazarı içinde bulunan bazı pazar dilimleri, gerek Pazar dinamiklerinin, gerekse kullanılan boya teknolojilerinin özgülleşmesi sonucunda, zaman içinde ayrışmışlardır. İngiltere’nin prestijli araştırma kuruluşu’a göre, ayrışan Pazar dilimleri şöyle sıralanabilir:Otomotiv OEM boyaları; Oto Tamir Boyaları; Motosiklet Boyaları; Otobüs ve Kamyon Boyaları; Tren Boyaları; Deniz Boyaları; Uçak Boyaları; Koruyucu Boyalar; Sınai Ahşap Boyaları; Ziraat, İnşaat ve Hafriyat Makinaları Boyaları, Bobin ve Ekstrüzyon Boyaları; Metal Ambalaj Boyaları; Genel Sanayi Boyaları. Türkiye'de sanayi boyası pazarı içindeki bazı etkinlik alanlarının boyutu, bunların ayrı pazar dilimleri olarak gruplandırılmasına olanak verecek büyüklükte değildir. Dolayısıyla, bu etkinlik alanları Genel Sanayi Boyaları dilimine dahil edilir. Ayrıca Bkz. Genel Sanayi Boyaları
Afrika’nın tropik bölümlerinde yetişen, kırmızımsı kahverengi renkteki odunu yer yer maunu andıran, son derece dayanıklı ve yaş halkaları nedeniyle ilginç yüzey şekillerine sahip olabilen değerli bir ağaçtır. Mobilya ve müzik aletleri yapımında, iç dekorasyon işlerinde, zemin kaplamada kullanılır. Ağacın adı, Türk mobilya sektöründe “sapelli” olarak da söylenmektedir.
Sertleşmiş bir organik kaplama kuru filminin, dış etkenlerin etkisiyle zaman içinde renginin sararması.
Odunu kolay işlenir, mekanik dayanımı yüksek değildir. İnşaatlarda kalıp, vd kullanımlar için kereste yapımında, ambalaj sanayiinde ve yonga yapımında kullanılır.
Yarı küre biçimli iki temas noktası aracılığıyla boya filminin üst yüzeyine temas eden bir sarkacın periyodik hareketi, boya filminin esnek olmayan tepkisine bağlı olarak zaman içinde sönümlenir ve bir süre sonra sarkaç durur. Sarkacın durmasına kadar geçen süre, boya filminin sertliğinin bir ölçüsü olarak kabul edilir. Bu değere “sarkaç sertliği” denir.
Bir maddenin üzerine düşen ışığın tümünü, yansıtma ve soğurma ile kayıplara yol açmadan geçirmesi durumu. Gerek küçük tane boyutlu pigment içeren boyaların, gerekse renksiz verniklerin ışığı yüksek oranda geçirmeleri istenir. Bu amaçla, ya cama uygulanan filmlerin saydamlıkları görsel olarak karşılaştırılır; ya da, elde edilen serbest filmlerin ışık geçirgenlikleri aletsel olarak ölçülür.
Bir polimer karışımı içinde bulunan ve her biri özdeş ağırlığa sahip moleküller içeren çeşitli grupların her birinin içerdiği molekül sayısıyla, grubun ortak molekül ağırlığı çarpılır; bu çarpımlar her grup için yapılarak toplanır; bu değer, toplam molekül sayısına bölünürse sayıca ortalama molekül ağırlığı bulunur.

Açıya bağlı olarak değişen görsel etkiler sağlamak amacıyla, sedef pigmentler kullanılarak yapılan boyalar.
100–500 nm (0,1–0,5 µm) kalınlığındaki mika pulcuklarının yüzeylerinin 40–60 nm’den 120–160 nm’ye artan kalınlıklardaki metal oksitlerle TiO2 kaplanmasıyla elde edilen ve açıya göre değişik renk ve parıltıda algılanan pigmentler. Mika esaslı sedef pigmentler, görünür bölge aralığındaki ışık dalga boylarıyla aynı mertebede (100–500 nm) kalınlıklara sahip olan mika pulcuklarının neden oldukları “ışık girişimi” sonucunda renklenirler. Ayrıca Bkz. Görsel etki pigmentleri
Odunu hava koşullarına ve çürümeye karşı dayanıklıdır. İçerdiği sedir yağının kokusu güveleri kovduğu için giysi dolabı yapımında masif ya da kaplama olarak kullanılır. Koku soğurma özelliği nedeniyle, ayakkabı dolabı yapımında da yararlanılan bir ağaçtır. Bazı türleri gitar gövdesi ve sapının yapımında da kullanılır.
Selülozun asetik asit ve bütirik asitle tepkimesinden elde edilen, yüksek dış dayanımlı termoplastik reçine. Otomotiv ve oto tamir baz katlarıyla ahşap verniklerinde kullanılır. Ayrıca Bkz. Selülozik reçineler
Selülozun sülfürik asit ve nitrik asitle, % 10,7-12,3 oranında azot eklenmesine yol açacak şekilde tepkimeye sokulması sonucunda elde edilen termoplastik reçine.
Temel bağlayıcı olarak selüloz nitrat reçinelerinin kullanıldığı, çözgen buharlaşmasıyla sertleşen boyalar. Selülozik boyaların kırılganlıklarını azaltmak amacıyla, selülozik boya formüllerinde, filmi yumuşatmak amacıyla, alkid reçinelerine ve plastikleştiricilere de yer verilir.
Büyük ölçüde pamuktan ve odundan elde edilen sülülozun asitler ve alkollerle tepkimeye sokulması sonucunda elde edilen reçinelerdir. En yaygın türünü selüloz nitrat (nitroselüloz) reçineleri oluşturur. Diğer önemli türleri arasında selüloz asetobütirat (CAB), etil selüloz, hidroksi etil selüloz, hidroksi propil metil selüloz reçineleri sayılabilir.
Boya üretiminin sanayileşmesinin ilk dönemlerinde, bağlayıcı olarak doğal yağ ya da reçinelerin yerine sentetik reçinelerin kullanıldığı boyalara verilen ad. İlk yaygınlaşan sentetik reçinelerin alkid reçineleri olmaları nedeniyle, tarihsel olarak, sentetik boyalar denilince alkid esaslı boyalar anlaşılmaktadır. Günümüzde kullanılan boya bağlayıcıların büyük çoğunluğunu sentetik bağlayıcılar oluşturmasına karşın, halen, sentetik boya terimi, daha çok alkid reçinesi esaslı boyalar anlaşılmaktadır
Belirli amaçlara hizmet etmek üzere sentetik olarak üretilen mumsu polimerler. Boya sektöründe en yaygın olarak, çizilme direncini artırma, matlaştırma, reoloji düzenleme amacıyla polietilen, polipropilen, politetrafloroetilen, polivinil asetat mumlar kullanılır. Ayrıca Bkz. Mum
Sepet değirmenler, içinde bir karıştırma miline bağlı karıştırıcı bulunan ve pigment veya dolgu pastasına batırılarak çalışan yaş öğütücülerdir. İçine yüksek yoğunluktaki küresel boncuklar bulunan sepet değirmenlerin yüzeyleri, pastanın geçişine olanak veren ama öğütücü boncukların dışarıya kaçmasına engel olan elekten oluşur. Karıştırıcının yapısı, döndükçe vakum yaratarak, pastanın, sepetin üst kısmındaki açıklıktan içeri girmesini sağlayacak biçimde tasarlanır. Bu temel unsurların yanısıra, çeşitli sepet değirmen üreticilerinin, aygıta ek üstünlükler sağlayan farklı tasarımlar da bulunmaktadır.
Hayvan derilerinin, kas, yağ ve tüylerden, kimyasal maddeler kullanılıp arındırıldıktan sonra mikroorganizmaların bozucu etkilerine dayanıklı hale getirilerek tekstil ham maddesi olan deriye dönüştürülmesi işlemi.
Bir polimer kütlesinin ve polimer çözeltisi kütlesinin toplam hacminin içinde, moleküllerin bizzat işgal ettikleri hacimden geriye kalan hacim.
Katılma (addition) yoluyla polimerleşmenin en yaygın türüdür. Polimerleşecek birim, başlatıcı (initiator) olarak anılan kimyasalın etkisiyle, serbest radikal haline geçerek aktifleşir ve polimerleşme sürecini başlatır.
Bir akışkan olarak yüzeye yayılan organik kaplama filminin sert ve dayanıklı bir kuru filme dönüşmesi süreci. Sertleşme, (a) yaş boyalarda çözgenlerin uçmasıyla, (b) toz boyalarda, kaplanan tozun fırında erimesiyle oluşan filmin ortam sıcaklığına soğumasıyla, (c) ısıyla sertleşen bağlayıcılar içeren yaş veya toz boyalarda, film içinde yürüyen polimerleşme tepkimesiyle gerçekleşebilir.
Birinci bileşen olarak anılan ve ana bağlayıcı içeren bileşenle karıştırıldığında çapraz bağlanarak sertleşme sürecinin başlamasını sağlayan bileşen. Sertleştirici, çapraz bağlayıcı reçineyi veya bir katalizörü içerebilir.
Bir boya filminin, sert bir cismin uygulayacağı çizme, batma, yorarak deforme etme gibi etkilere karşı olan direncinin ölçüsü.
Organik kaplamalarda sertlik ölçmek amacıyla kullanılan çok sayıda testin çoğu, şu üç ilkeden birini esas alır: Çizilmeye direnç, sert bir maddenin batmasına direnç, periyodik deformasyona karşı yorulma direnci.

Çizilmeye karşı direnç özelliğini ölçen sertlik testlerinin başında kalem sertliği testleri gelir. Bu testte, farklı sertlikteki standart kalemlerle boya filmi çizilmeye çalışılır. Boyanın sertliği, filmi çizemeyen en sert kalemin sertlik derecesi olarak rapor edilir.

Sert bir maddenin batmasına direnç esasına dayalı sertlik testlerinde, organik kaplamaya göre çok daha sert bir ucun, kontrollü bir kuvvet kullanılarak film içine doğru itilmesi karşısında, boyanın hangi noktaya kadar direnebildiği ölçülür. Bu ilkeyle uygulanan testler arasında en bilinenleri Buchholz Sertlik Testi ile Tukon (veya Knoop) Sertlik testidir.

Periyodik deformasyon karşısında yorulma direnci esasına dayalı sertlik testleriarasında en bilineni “Sarkaç Sertliği Testi” veya “Sarkaç Sönümleme Testi” dir. Bu testlerde, boya filmine küçük fakat periyodik bir kuvvet uygulanarak, filmin kaç döngü sonunda, ya da kaç saniyede yorularak kalıcı şekil bozukluğuna (deformasyona) uğradığı belirlenir.

Ayrıca Bkz. Kalem sertliği, Buchholz sertliği, Knoop sertliği, Sarkaç sertliği
Tek başına iyi bir çözücü olmamasına karşın, iyi çözücülere eklendiğinde çözme özelliğini bozmayan çözgenler. Seyrelticiler, genellikle incelticilere (tiner) maliyetleri düşürmek amacıyla eklenirler.
Demirin ya da karbonlu çeliğin, yaklaşık 460ºC sıcaklıktaki erimiş çinko banyosundan geçirilerek bir çinko tabakasıyla kaplanması. Demir ve çeliğe göre daha kolayca korozyona uğrama yatkınlığında olan çinko tabakası, bu işemle, kurban anot gibi davranarak, üzerine kaplandığı metali korozyondan korur.
Kristallenme sıcaklığının üzerine ısıtılan karbonlu çelik kütüklerinin, sıcak haldeyken hadde silindirlerinden geçirilerek inceltilmesiyle elde edilen levha biçimli ürün.
Boyanın, gerçekte üzerine uygulanacağı yüzey üzerindeki örtücülüğüne ise “sınai örtücülük” veya “endüstriyel örtücülük” adı verilir. Sınai örtücülük, gerçek uygulama yüzeyi (:Kimi zaman çıplak yüzey, kimi zaman da belli bir renge sahip astarın uygulandığı yüzey) üzerine, kademeli olarak artan kalınlıklarda uygulama yapılarak belirlenir. Bir ince film ile, bir sonraki kademede uygulanan daha kalın film arasındaki renk farkı, renk ölçüm cihazıyla belirlenir. Renk farkının DE<0,3 olduğu noktadaki kalınlık “endüstriyel örtücülük” değeri olarak kaydedilir.
Boyalı metal olarak üretilen metal bobinlerinin, arka yüzeylerine, metalin arka yüzünü korozyondan korumak amacıyla uygulanan boya.
Hem su hem de UV direncinin yüksek olması gereken dış cephe sanayi boyası polyesterlerinde kullanılan poliol.
Kimyasal adı: 1,4_Siklohekzandimetanol; 1,4-dimetilolsiklohekzan
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 35°C

Pek çok doğal reçineyi, selüloz eterleri ve fenol formaldehit reçinelerini çözen bir alkol.
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 160°C; etere göre buhar sayısı: 28; özgül ağırlığı: 0,942; kırma indisi: 1,4191; parlama noktası: 63°C
Çözgenli boyalarda kullanılan sikloalifatik keton çözücü.
Kimyasal adı: Siklohexanon
Kimyasal formülü:

Kaynama noktası: 156,7°C; etere göre buharlaşma sayısı: 40; özgül ağırlığı: 0,948; kırma indisi: 1,4500; parlama noktası: 43°C

Yer kabuğunda en fazla bulunan mineral olan silikondioksit, SiO2, bileşiğinin kısaltılmış adı. Boya sanayiinde, organosilikon bileşiklerin yakılmasıyla elde edilen ve çok gözenekli olan pirojenik (yakmayla oluşturulan) silika ve kolloidal silika, boyanın akma, yayılma, çökme davranışlarını ayarlamak için kullanılır. Mikron boyutunda öğütülen, daha iri silika tozları boyanın matlaştırılmasında katkı olarak kullanılır. Uygun çözgen ve/veya reçine ortamlarında nano boyutunda çöktürülen silika ise, boyanın çizilme ve yanma dirençlerini artırmada kullanılır.
Boya sektöründe, matlaştırıcı katkı olarak, amorf yapılı kuvarsın öğütülmesiyle elde edilen kuvars unu yaygın biçimde kullanılır. Yine SiO2 yapılı diatome toprak da aynı amaçla kullanılır. Ayrıca, silisyum tetraklorür (SiCl4)’ün yakılmasıyla elde edilen pirojenik silika (SiO2) da boyada reoloji düzenleyici katkı olarak kullanılır.
Sodyum ve Potasyum Silikatlar gibi alkali metal silikatlar sınırlı ölçüde de olsa inorganik boya bağlayıcısı olarak kullanılırlar. Ayrıca, etil silikat da, başta yüksek korozyon dirençli çinkoca zengin astarlar olmak üzere, korozyon önleyici boyalarda bağlayıcı olarak kullanılır.
Silandiol ve silantriollerin değişik oranlarda kopolimerleştirilmesiyle elde edilen ısıl direnci yüksek organik kaplama reçineleri. Silan bileşiklerinin içerdiği hidrokarbon segmentlerine ve diol/triol oranlarına göre sertlik, esneklik, kimyasal ve ısıl direnç, çözünürlük, vd. özellikleri değişir.
Toplama silindiri, besleme silindiri ve uygulama silindiri adı verilen üç paralel silindir kullanılarak yapılan boya uygulamaları. Boya tavasına batık biçimdeyken ekseni etrafında dönen toplama silindiri, yüzeyine sıvanan boyayı temas halinde olduğu besleme silindirine aktarır. Besleme silindiride, boyayı, yine temas halinde olduğu uygulama silindirinin yüzeylerine aktarır. Uygulama silindiriyse boyayı, bir taşıyıcı bant üzerine ilerlemekte olan nesne yüzeyine aktarır. Ayrıca Bkz. Direkt silindir uygulaması, Ters yönlü silindir uygulaması
Gemilerde makine dairesinde bulunan ve makine dairesi taban sacından yaklaşık 1 metre yükselen boş hacim. Makine ve aksamlardan sızan ve bakım çalışmaları sonucunda boşaltılan yağ, yakıt, ve kirli suyla, doğrudan temiz su, deniz suyu gibi sıvılar (: sintine suyu)sintinede toplanır.
Çelik kütüklerin, kristallenme sıcaklığının altındaki sıcaklıklarda, hadde silindirlerinden geçirilmesiyle ince levha halinde elde edilen çelik ürünü. Soğuk haddelemeyle elde edilen levhaların akma dayanımları ve sertlikleri, sıcak haddelenmiş ürünlerinkine göre daha yüksek olur.
Soğurma eylemini gerçekleştirmek. Türkçe kaynaklarda, absorplamak, absorbe etmek, emmek sözcükleri de aynı anlamda kullanılmaktadır.
Başta morötesi ışınları ve kimyasal maddelerin etkileri olmak üzere, dışarıdan gelen etkilerle boya pigmentlerinin tahrip olması ve buna bağlı renk doygunluğunun azalması.
Aromatikçe zengin petrollerin damıtılmasındai 150-195°C aralığında kaynayarak elde edilen bir karışım çözgen. Etere göre buharlaşma sayısı: 35-46 arasında; özgül ağırlığı: 0,872—0,875; kırma indisi: 1,50; parlama noktası: ~42°C (Ticari örnekler: Solvesso 100, shelsol A, vd.)
Boya gamının en üst tabakasını oluşturan boyalar. Dış etkilere doğrudan maruz kalacağı için uygun dayanım özelliklerini göstermesi beklenir.
Soya fasulyesinden elde edilen, gerek gıda sektöründe gerekse alkid reçineleri üretiminde kullanılan bir bitkisel yağ. Yağ asidi bileşimi ve kuruma özellikleri bakımından ayçiçek yağına benzeyen yarı kuruyan bir yağdır. Yapısında yaklaşık %51 oranında iki doymamışlıklı linoleik asit ve %25 oranında tek doymamışlıklı oleik asit içerir.
Uygulandığı yüzeye geçici bir süreyle koruyuculuk sağlaması hedeflenen, öngörülen geçici süre sona erdikten sonra kolayca soyularak yüzeyden ayrılan boyalar.
Sertleşmiş organik kaplama filminin yapıştığı yüzeyden tabakalar halinde ayrılması.
Görünür ışık tayfında yer alan ve her biri belli bir dalga boyundaki ışığın rengi olan renkler.
Yaş boya uygulamalarında, henüz yaş olan boya filminin üzerine, boyanın kendisinin veya yakın zamanlarda ve ortamlarda uygulanan bir başka boyanın sprey tozu düştüğünde film yüzeyinde tanecik, krater, portakal görünümü gibi görsel kusurlar oluşabilir. Bu olguya yol açan boya özelliği “sprey tozuna duyarlılık“ olarak anılır.
Pek çok polimerin üretiminde temel yapı taşı veya modifiye edici olarak kullanılan bir monomer.
Kimyasal adı: fenil etilen; vinil benzen
Kimyasal formülü:
Kaynama noktası: 145°C

Boya filminin, suyun zaman içinde neden olabileceği hasarlanma ve parçalanmaya karşı direnme özelliği.
Boya filminin yüzey geriliminin, suyunkinden çok düşük olması ve filmin suda çözünen unsurlar içermemesi gibi özellikleri, suyun boya filmini ıslatmasını güçleştirir. Boya filminin su tarafından ıslatılma güçlüğünü anlatmak için, bazen, boya filminin suyu itici özellikte olduğu da söylenir.
Boya filmi üzerinde, sadece suyun etkisi sonucunda oluşan bölgesel görünüm değişikliği.
Suyu absorplama (soğurma) eğiliminde olan veya suya karşı kimyasal ilgisi yüksek olan maddelerin genel adı.
Suyu absorplamayan (soğurmayan) veya suya karşı kimyasal ilgisi olmayan maddelerin genel adı.
Akışkanlığı ayarlamak için organik çözgenler yerine suyun kullanıldığı boyalar sulu boyalar olarak tanımlanır. Sulu boyalar, lateks boyalar, suyla inceltilen boyalar ve sulu emülsiyon boyalar gibi üç alt gruba ayrılırlar. Sulu boyalar için sektörde yaygın olarak “Su esaslı boyalar” ve “Su bazlı boyalar” terimleri kullanılır. Bu terimler yanıltıcıdır. Çünkü, su, kuruma sürecinde boyayı terkeder. Oysa, bir şeyin esası, onun karakterini belirleyen ayrılmaz unsurudur.
Bağlayıcı olarak sulu emülsiyon polimerlerinin kullanıldığı boyalar.
Küçük polimer damlacıklarının, emülsiyon katkıları (emülgatörler) kullanılarak, su içindeki kararlı asıltılarıdır. Polimerleşme, ham maddelerin oluşturduğu damlacıkların içinde gerçekleşirse, oluşan emülsiyona “birincil emülsiyon” denir; evvelce oluşan polimerin çözgen içinde çözünmesiyle oluşan çözelti, su içinde damlacıklar halinde askıda tutularak emülsifiye ediliyorsa, oluşan emülsiyona “ikincil emülsiyon” adı verilir.
Sunta (Yonga levha) odun talaşının belli kimyasal birleştiriciler ile karıştırılarak preslenmesi sonucunda, farklı kalınlıklarda elde edilen levhadır. Mobilya sanayinde sıkça kullanılır. Suya ve yanmaya karşı dayanımı düşüktür. Mutfak dolapları, fazla yük taşımayacak olan elbise dolapları ve raflar, bazı ofis mobilyaları ve rafların yapımında kullanılır.
Bileşiminde suyla inceltilebilen polimerlerin ve genellikle % 15’ in altında suyla karışabilen alkol, glikol gibi çözgenlerin yer verildiği ve kullanım öncesinde su kulanılarak inceltilebilen boyalar. Bu grup boyalara, yanlış olarak “suda çözünen boyalar” de denilmektedir.
Üzerine yeteri miktarda su seven (hidrofilik) grup eklenmek suretiyle suyla inceltilebilme özelliğini kazanan reçineler.
Ağaçtan bir ahşap malzeme elde etmek amacıyla yapılan kesme işlemi sırasındaki kesme doğrultusunun, ağaç lifleriyle paralel olması durumunda “suyuna kesim” yapılmış olur. Ayrıca Bkz. Kontra kesim
Katı haldeki bir element ya da bileşiğin, sıvılaşmadan doğrudan gaz fazına geçmesi.
Boya ve vernik yüzeylerinde, yüksek bağıl nem koşullarında yapılan uygulama sonucunda oluşan beyazlaşma kusurudur. Çözgenli boyalarda görülür. Uygulamanın ardından çözgenlerin buharlaşmasıyla soğuyan yaş film üzerinde hava neminin yoğuşarak organik polimerlerin çökelmesine yol açması sonucunda oluşur.
Katı taneciklerin, geçebilen tane büyüklüğünü sınırlayan bir ayırıcı aracılığıyla, içinde bulundukları sıvı ortamdan mekanik olarak ayrılması. Ayrıca Bkz. Yüzeysel süzme, Derinlemesine süzme
Boya filmlerinin aşınma direncini ölçmekte başvurulan bir test. Döner bir tabla üzerine yarleştrilen boyalı panel, üzerine belirli bir kütle yerleştirilmiş olan aşındırıcı tekerleğe sürtünür. Belli sayıda dönüşün ardından, boyalı panel tartılarak aşınmayla eksilen boya miktarı belirlenir.
Özellikleri belirlenmek istenen nesnede herhangi bir hasar yaratmaksızın uygulanabilen testler.
Kristal suyu içeren magnezyum silikat mineralidir [Mg(SiO10)(OH)2 veya 3Mg.4SiO2.H2O]. Yapraksı, küresel, tabakalı (lamelar) ve lifli görünümlerdeki kristal yapılarda bulunur. Kırılma indisi: 1,54-1,59; özgül ağırlığı: 2,70-2,85; yağ absorpsiyonu: 23-52 g/100 g talk. Boya, astar ve macunların zımparalanabilmesini kolaylaştırır. Yüksek yağ absorpsiyonuna da bağlı olarak boyanın kıvamını artırır, etkin matlaştırma sağlar.
Alkali prosesle ağaç hamuru üretimi (kraft prosesi) sırasında elde edilen odun yağı. Damıtılarak renksizleştirildikten sonra kendisi veya yağ aşitleri alkid üretiminde kullanılır. Yağ asitlerinin % 30’ unu oleik asit, % 45’ ini linoleik asit ve % 14’ ünü de pinoleik asit oluşturur. Yarı kuruyan bir yağdır.
Organik kaplama filminin, nihai fiziksel ve kimyasal özelliklerine sahip olacak düzeyde kuruyarak sertleşmesi.
Uygun oranlarda karıştırıldıklarında renksiz bir uyarı üreten iki renk, tamamlayıcı renkler olarak tanımlanırlar. Örneğin, tamamlayıcı renkte iki ışık bir araya geldiklerinde beyaz ışığı oluştururlar. Buna karşın, tamamlayıcı renklerdeki iki boya karıştırıldıklarında siyah renkli bir boya oluştururlar.
Çeşitli tarım makinalarına, tanker, vana, depo, pulluk, vd tarımsal donatılara ve kürek, makas, testere gibi tarımsal el aletlerinin bazı kısımlarına uygulanan boyalar. Tarımsal araç-gereç boyaları, aşınmaya, kimyasallara ve paslanmaya karşı yüksek direnç sağlayacak biçimde tasarlanırlar.
Bir ürün ya da hizmetin tasarlanması sırasında, ürünün ya da hizmetin sahip olması öngörülen özellikler toplamının ortaya çıkardığı kalite. Örneğin, bir pizza şirketi, tipi ve içeriği tanımlanmış 10 çeşit pizza için internetten sipariş alıp, şehirdeki tüm adreslere 20 dakikada ve sıcak ve hijyenik ürün teslimatı yapmak biçimindeki bir hizmet tasarımıyla kurulabilir. (Bkz.Soyulabilir boyalar). Buna karşın başka bir pizzacı, sıcaklığı yaz-kış 25ºC olan ve masalarında vazo içinde taze çiçek bulunan salonunda, içeriğini müşterinin seçerek belirleyeceği pizzaları en geç 15 dakika içinde masaya servis etmek tasarımıyla kurulmuş olabilir. İki hizmet arasındaki fark, tasarım kaliteleri arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.
Ayrıca Bkz. Üretim kalitesi
Özellikle taşıtların dış yüzeylerine uygulanan boyaların, yoldan gelen taş parçacıklarının darbelerinden etkilenmemesi için sahip olması gereken dirence taş çarpma direnci denir. Darbe etkilerinin boya hasarlanmadan sönümlenebilmesi için, boya filmini oluşturan kimyasal bağların güçlü ve elastik olması gerekir. Bu nedenle, yüksek taş çarpma direncine sahip boyalarda, yaygın olarak, alifatik poliüretan esaslı bağlayıcılar kullanılır.
Toz haldeki pigmentlerin içinde disperse edildikleri akışkan ortam. Yaş boyalarda, taşıyıcı, bağlayıcı ve çözgenlerden oluşur. Toz boyalardaysa, ısı etkisiyle akışkanlaşan bağlayıcı taşıyıcıyı oluşturur.
Taşma (flooding) terimi, boyada mevcut pigmentlerin birinin ya da birkaçının boya yüzeyine, diğer pigmentlere oranla daha fazla göçmesi nedeniyle oluşan derinlemesine renk değişimini anlatmak için kullanılır. Taşma kusuru görülen bir yaş boyaya ovalama testi uygulandığında, boya–cam ara yüzeyine cam panelin arka yüzeyinden bakıldığında, ovalanan kısımda belli belirsiz bir renk değişikliği algılanabilirken, boya–hava ara yüzeyine bakıldığında yine ovalanan kısımda, bu defa, çok daha belirgin bir renk değişikliğinin olduğu gözlemlenir.
Tebeşir, deniz mikroorganizmalarının kabuklarının kalıntısından oluşan, çoğunlukla amorf kalsiyum karbonat (CaCO3)’tır. İç cephe inşaat boyalarında dolgu olarak kullanılır.
Boya bağlayıcılarının bazılarının dış ortamdaki başta morötesi ışınları, ısıl değişiklikler ve oksijen etkisiyle parçalanarak toz haline gelerek filmden ayrılmaları biçimindeki film kusuru.
Bu boya üretim yaklaşımında, geniş bir bağlayıcı uyuşurluğuna sahip bir reçine, ortak dispersiyon reçinesi olarak seçilir ve bu reçine içinde, çeşitli pigmentler ayrı ayrı ezilerek istenen ezme inceliğine getirilir. Daha sonra, istenen bir boya rengi bu pastalar kullanılarak renk eşlemesi yapılır ve uygun hesaplamalarla miktarları belirlenen diğer girdilerle boyanın alt ilavesi yapılır. Bu yaklaşımın başlıca üstünlükleri, uyuşur reçine kullanarak çeşitli ürün grupları için kullanılabilen ortak pastalar yapıp değirmenler başta olmak üzere üretim aracı kapasitelerinin ve stok alanlarının daha iyi optimize edilmesi ve hızlı üretim yapılabilmesidir. Yaklaşımın öne çıkan zayıf yanlarıysa, derişik pigment pastaları kullanılması nedeniyle hassas renk eşlemenin yapılamaması; derişik pasta ortamındaki pigmentlerin, zaman içinde yumaklaşarak, renk şiddeti düşüklüğü, parlaklık kaybı, tanecik oluşumu, pusluluk gibi sorunlara yol açmaları olarak sayılabilir.
Boya uygulanacak yüzeyler üzerinde bulunan ve yapışmayı olumsuz etkileyebilecek pas, gevşek kabuk, kir gibi malzemeyi uzaklaştırmak amacıyla kullanılan basit araç. Tel fırçaların telleri, kullanım yaygınlığına göre sıralanacak olursa, sertleştirilmiş karbon çeliği, paslanmaz çelik ve pirinçten yapılır. Tel fırçalar, elle fırçalamada kullanıldıkları gibi, dönme veya titreşim yaratan motorlar tarafından hareketlendiriilerek de kullanılırlar.
Telgraf kusuru, boyanın sertleşme/kuruma süreci sonrasında, boyanan yüzeyin dokusunun boyanın üst yüzeyine yansımasıdır. Bazen, boyanan yüzey üzerindeki parmak izlerinin, su lekelerinin ya da zımpara izlerinin boya yüzeyine yansıması da telgraf kusuru olarak adlandırılır, ancak bu kusurlar genellikle yüzeyin ıslatılamamasından kaynaklanan görüntülerdir. Normal olarak telgraf kusuru yüzey üzerindeki veya yüzeyin bir kısmı üzerindeki sıcaklık ya da derişim farklılıklarının yol açtığı bölgesel yüzey gerilim farklılıklarından kaynaklanır. Örneğin, levha biçimindeki bir metal parçanın fırınlanması sırasında, varsa, arkasındaki takviye elemanı, o kısmın geç ısınmasına ve dolayısıyla yüzey geriliminin yüksek kalmasına yol açar. Böyle bir durumda, yüksek yüzey gerilim bölgesine doğru oluşacak boya hareketlenmesi nedeniyle (Marangoni Olayı), takviye elemanının üzerindeki boya film kalınlığının daha yüksek olması beklenir.
Bir katı maddenin yüzeyi ile temasta bulunan bir sıvı damlası, katı-sıvı-hava noktasında bir açı oluşturur. Temas açısı adı verilen bu açı bir Gonyometre (Goniometre) ile ölçülebilir. Boya sektöründe temas açısı, yaş boyanın yüzey geriliminin ölçülmesinde kullanılır.
p-Ksilen’in yükseltgenmesiyle elde edilen poliasit. Yaygın kullanımı, tekstil sanayii için polietilen tereftalat yapılı polyesterlerin üretimindedir.
Kimyasal formülü:
Süblimleşme sıcaklığı: 300°C

Kurumuş boya filmi içinde kalan ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunan girdilerin film yüzeyine çıkarak bir terleme görüntüsü oluşturması.
“Isıyla yumuşayan akrilik reçineler”de denir. Bkz. Akrilik reçineler
Bazı çam türlerinin kök ve gövdelerinden elde edilen, uzun yağlı alkid reçinesi esaslı boyalarda kullanılan çözgen grubu. (C5H8)n genel formülüyle ifade edilen terpen grubu çözgenler içinde her ikisinin de basit formülü C10H16 olan terpentin ve dipenten en yaygın kullanılan türleri oluştururlar. Zaman içinde, petrol kökenli white spirit, terpenlerin yerini alarak kullanımlarının azalmasına yol açmıştır.
Bir yüzeyin sertleşmiş boya filminin yapışmış halde bulunduğu metal levhanın arka yüzeyine, belli bir ağırlıktaki topuzun artan yüksekliklerden düşürülmesiyle oluşan darbeye boya filminin direnci denir. Ayrıca Bkz. Darbe direnci
“Uygulama silindiri”nin dönüş doğrultusunun, boyanacak nesneyi taşıyan bantın ilerleme doğrultusuyla ters yönde olacak şekilde ayarlandığı uygulamaya verilen addır. Bu uygulamayla, direkt uygulamaya göre, boya üzerinde daha büyük bir kesme kuvveti uygulandığından, genellikle daha iyi bir boya yayılması elde edilir. Özellikle, parlak son kat uygulamalarında bu yöntem tercih edilir. Ayrıca Bkz. Silindirle boya uygulamaları, Direkt silindir uygulaması
Tiksotropi, kesmeyle incelen (: psüdoplastik) akışkanların bir bölümünde görülen ve viskozite (kıvam) değişiminin, kesme etkisi uygulandıktan bir süre sonra ortaya çıkması olgusudur. Sabit bir kesme hızına maruz kalan, örneğin sabit devirde karıştırılan bir psüdoplastik akışkan tiksotropik yapılı değilse, karışımın sağlandığı anda viskozite düşer ve sabit kalır. Oysa, tiksotropik yapılı bir akışkansa, viskozite düşüşü, homojen karıştırma elde edildikten sonra da düşmeye devam eder. Karıştırma durdurulduğunda, tiksotropik olmayan örneğin kıvamı hemen baştaki durgunluk değerine yükselir. Tiksotropik örneğin, kesme uygulanmadan önceki kıvamına geri dönmesiyse dakikalar, saatler hatta günler sürebilir.
Ayrıca Bkz. Kesmeyle incelen akışkanlar
Titanyumun, anataz, rutil, ilmenit gibi kristal biçimleri olan oksidi. Rutil kristal yapılı titanyum dioksit, boya sanayiinde en fazla kullanılan pigmenttir. Boya sanayiinde kullanılan rutil yapılı titanyum dioksit, doğal yataklardan çıkartılan cevherin, sülfat ve klorür prosesleri olarak anılan kimyasal proseslerden biri kullanılarak yüksek saflıkta titanyum diokside dönüştürülmesi sonucunda elde edilir.
Aromatikçe zengin petrolden ve kömür katranından elde edilen boya çözgeni.
Kimyasal formülü:


Kaynama aralığı: 110-111°C; eter’e göre buharlaşma sayısı: 6; özgül ağırlığı: 0,871; kırma indisi: 1,4969; parlama noktası: 6°C
Organik kaplama sektöründe en yaygın olarak 2,4 ve 2,6 izomerlerinin % 80, % 20 karışımı kullanılan poliüretan ham maddesi.
Kimyasal formülü:

Silindirle boya uygulamalarında, boya tavasına batık durumdayken ekseni etrafında dönerek tavadaki boyayı bir film halinde yüzeyine toplayan silindir. Ayrıca Bkz. Silindirle boya uygulamaları
Toplu değirmenler, genellikle, 20–30 mm çaplarındaki çelik ya da seramik topların, merkezi etrafında dönen silindirik tambur içindeki pigmentleri ezmesi ilkesiyle çalışırlar. Toplu değirmenler çekiçleme ve ovalama etkilerinin birlikte hakim olduğu başlıca değirmen tipini oluştururlar. Ancak, işletme içinde işgal ettikleri alanların büyüklüğü, ezme sürelerinin uzunluğu ve değişken parti büyüklüklerindeki üretimlere uyumunun sınırlı olması nedeniyle giderek kullanımdan kalkmaktadırlar.
Çözgen içermeyen; bağlayıcı olarak seçilen polimerlerin camsı geçiş sıcaklıkları oda sıcaklığından yüksek olan boyalar. Toz boyalar, 20-100 mikron arası büyüklüklerde tozlara dönüştürülürler. Yüzeyi kaplayan tozlar, yüksek fırın sıcaklıklarında eriyerek ince bir film oluştururlar.
Bu uygulamalarda, havayla karıştırılarak akışkanlaştırılan toz boya, ucunda bir meme bulunan toz boya tabancasından püskürtülür. Memeye yerleştirilen bir eksi (–) elektroda uygulanan 40–100 kV civarı yüksek gerilim hava moleküllerini iyonlaştırır. Oluşan bu iyon bulutu, “korona” olarak adlandırılır. Oluşan ve “Korona” olarak da anılan iyon bulutundaki eksi yüklü iyonlar toz boya parçacıklarının yüzeylerine tutunarak onları eksi yükle yüklerler. Topraklama yoluyla artı (+) elektrot konumuna geçen boyanacak nesne bu toz parçacıklarını kendine çeker. Yüzeye ulaşan toz boya zerreleri yüzeyle temas sonucu yüksüzleşirler. Oluşan gevşek toz boya filmi, daha sonra fırınlanarak, iyi yapışan, sert, sağlam, sürekli bir filme dönüştürülür.
Toz kuruması, uygulanan yaş boyanın üzerine düşebilecek tozun, boya filmine kalıcı biçimde yapışmaması için geçmesi gereken en kısa süre olarak tanımlanır. Çok kullanılan bir test yöntemi, işaret parmağıyla hafifçe dokunulduğunda boyanın ele bulaşmadığı süreyi “Toz Kuruma Süresi” olarak tanımlamaktır. Bu yöntem kullanılacaksa, teste başlamadan işaret parmağının asetonlu bir bez kullanılarak silinmesi, parmak üzerindeki nemin ve cilt yağının alınması doğru olur. Daha nesnel bir diğer yöntemse şudur: Boya yüzeye uygulandıktan sonra kronometre çalıştırılır. Bu arada, pamuk kütlesinden alınan küçük tiftikler yaş boya yüzeyine yaklaşık olarak 15 cm yükseklikten bırakılır. 10 saniye sonra, boyalı yüzey üzerinde duran pamuk hafifçe üflenir. Pamuk, kalıntı bırakmadan yüzeyden uzaklaşıyorsa kronometre durdurulur. Ortam sıcaklığı not edilerek toz kuruma süresi belirlenmiş olur (“Toz Kuruma Süresi = 25°C’de 5 dakika” gibi).
Gliserinin üç hidroksilinin başta yağ asitleri olmak üzere, asitlerle verdiği esterleşme sonucunda oluşan bileşiklerin genel adı. Gliserinle bitkisel yağ asitlerinin esterleşme tepkimesi sonucu oluşan trigliseritler, “bitkisel yağlar” olarak adlandırılırlar.
Yağdan ve kirden arındırılmış metal yüzeyleri boyaya hazırlamak için, boya uygulamasına geçilmeden önce yüzeylere ön işlem uygulanır. Cr+6 kullanımının sınırlandırılmasının ardından, kromat kaplamaların yerini fosfat kaplamalar almıştır. Bunların arasında, en iyi korozyon direncini ve en uygun boya yapışma yüzeyini sağlayanlar, trikatyonik fosfat (çinko–nikel–mangan fosfat) kaplamalardır. Fosfat kaplamalar, daldırma ya da püskürtme yöntemiyle uygulanabilirler. Oluşan metal fosfat kristallerinin biçimleri, uygulama yöntemine göre değişir. Daldırma uygulamalarında kristaller metal yüzeyini balık pulları gibi dizilmiş koruyucu bir zırh biçiminde kaplarlar. Püskürtme uygulamaları sonucunda ise, metal yüzeyine dik, iğnemsi yapılı metal fosfat kristalleri oluşurlar. Buna bağlı olarak, daldırma yöntemi hem daha geçirimsiz, dolayısıyla pas direnci daha yüksek fosfat kaplamalara yol açar hem de taş çarpması gibi etkenlerin etkisiyle daha zor tahrip olurlar.
Kimyasal adı : 1,2,4-Benzenetricarboxylic anhydride
Kimyasal formülü:

Erime noktası: 167ºC.
Formaldehitle bütiraldehidin tepkimesi sonucunda elde edilen poliol. Alkid reçinelerinin ve izosiyanat prepolimerlerinin üretiminde kullanılır.
Kimyasal adı: 1,1,1-Trimetilolpropan

Kimyasal formülü:

Erime noktası: 58,8°C; kaynama noktası: 295°C

Tung ağacından elde edilen ve yapısında, % 80 civarında eleostearik asit içeren bitkisel yağdır. Eleostearik asit, molekül zinciri üzerinde eşlenik (konjuge) konumlanmış üç çift bağ içerir. Bu nedenle, hava oksijeniyle hızla tepkimeye girerek oda sıcaklığında sert ve dayanıklı filmler verir. Diğer taraftan, 120ºC düzeyindeki sıcaklıklarda fırınlanırsa, kendisiyle polimerleşerek sert ve dayanıklı filmler verir.
Boya sektöründe, boyanın, üzerine uygulandığı metali ne kadar başarıyla korozyondan koruduğunu belirlemek amacıyla kullanılan bir hızlandırılmış test. Yüzeylerinde, metale kadar inen çizikleraçılan ve sonra, 35ºC sıcaklıktaki bir kabinin içindeki metal-olmayan ızgaralara tutturulan panellerin bulunduğu ortama sürekli olarak % 5 NaCl içeren bir tuz çözeltisi püskürtülür. Sanayi boyaları için, genelde, bir kaç yüz saatle bir kaç bin saat süren test süresinin ardından panellerdeki korozyon tahribatı belirlenip raporlanır.
Uçakların iç ve dış yüzeyleriyle çeşitli parçalarının boyanmasında kullanılan astarlar, son katlar ve özel amaçlı boyalar. Uçaklarda, yüksek mekanik dayanımı en düşük yoğunluklu malzemeyle karşılama gereği, aluminyum alaşımlarının, komposit plastiklerin, titanyumun yüzey olarak kullanımı yaygındır. Uçuşlarda, bulut koruması olmaksızın yoğun UV maruziyeti söz konusudur. Ayrıca, boyalı yüzeylerin kısa süreler içinde büyük sıcaklık değişimlerini yaşaması da bir başka önemli parametredir. Bu nedenlerle, uçak boyalarında, yüzeye çok iyi yapışan astarlar ve gerek UV dayanımı gerekse esnekliği çok yüksek özel son katlar kullanılır.Alüminyum ve alaşımları kullanım yaygınlığının temel sebepleri düşük yoğunlukta ve yüksek mekanik dayanımda (veya dayançta) olmaları, yüksek korozyon dirençleri ve üretim kolaylıklarıdır. Alüminyumun yanı sıra, çeşitli mühendislik polimerleri ve takviye elemanları kullanılarak yapılan kompozit (bileşik) malzemeler, ayrıca, magnezyum, titanyum ve çelik de kullanılmaktadır.
Oda sıcaklığında sıvı halde olmasına karşın yüksek buharlaşma hızına sahip olan kimyasallar için kullanılan sıfat.
İngilizce’deki “Volatile Organik Compound” teriminin Türkçe karşılığı. Teriminin yaygın kısaltması olan VOC ile de karşılaşılabilir. Sıvı organik kaplamanın bir litresinde bulunan uçucu organik bileşiklerin gram cinsinden miktarıdır.
Dış ortamın UV, yağmur/çiğ, sıcaklık değişimi gibi yıpratıcı etkenlerine boyanın direncini öngörebilmek amacıyla yapılan hızlandırılmış test. Özellikle UV döngüsü sırasında, doğada rastlanmayan yüksek enerjili ışımaların boya bağlayıcılarında yol açtığı yıpratmanın, testin benzeştirme kalitesini olumsuz etkilediği görüşü yaygındır.
Silindirlerle yapılan boya uygulamalarında, boyayı, hareket halindeki boyanacak yüzeye aktaran silindire verilen ad. Silindirin, hat ile aynı yönde (ama farklı hızlarda) döndüğü uygulamaya direkt silindir uygulaması; ters yönde döndüğü uygulamayaysa ters yönlü silindir uygulaması adı verilir. Ayrıca Bkz. Direkt silindir uygulaması, Ters yönlü silindir uygulaması
Boyanın, seçilen yöntemle uygulanmasının en uygun olduğu viskozite (kıvam).
Birbiriyle aynı hacim içinde karıştırılan iki ya da daha fazla maddenin kararlı ve homojen bir karışım oluşturabilme yatkınlığı. İki ya da daha fazla maddenin ters yöndeki yatkınlığı da “uyuşmazlık olarak adlandırılır.
Bir molekül üzerindeki çeşitli segmentler, molekül üzerindeki bir diğer bölüme, kimyasal ilgiye sahip başka moleküllerin ulaşmalarını güçleştirebilirler. Oluşan engelleme, tamamen, anılan grubun uzaysal konumunu neden olduğu perdeleme etkisinden kaynaklanır.
Farklı hızlarda dönen üç silindirin arasına giren pigment topaklarını etkin biçimde ezerek disperse eden bir boya üretim aracı. Üçlü silindirler, çok etkin ezme özelliklerine rağmen, düşük üretim miktarları nedeniyle giderek daha az kullanılmaktadırlar.
İnsan gözünün ağ tabakasındaki üç farklı türde hücre mavi, yeşil ve kırmızı renkteki ışıklara hassastır. Herhangi bir rengin bu renkleri ne miktarda içerdiği renk spektrofotometreleriyle ölçülür. Bulunan değerler, o rengin üçlü uyarıcı değerleridir. Üçlü uyarıcı değerler X, Y ve Z simgeleriyle ifade edilirler.
Sıvı CO2 ile amonyağın tepkimesi sonucu üretilen ve üre formaldehit reçinelerinin sentezinde kullanılan bileşik.
Erime noktası: 132-136°C
Üre ile formaldehitin polimerleşmesiyle sentezlenen reçinelerdir. Büyük ölçüde yapıştırıcı olarak kullanılırlar. Fırın kurumalı organik kaplamalarda da alkid ve polyester reçinelerinin çapraz bağlayıcısı olarak kullanılırlar.
Temel yapısı itibariyle alkid, akrilik vd. olup, izosiyanat grupları içeren monomer ve prepolimerlerle modifiye edilerek esneklik, kimyasal direnç vd. özellikleri iyileştirilen reçineler.
Üretan reçineleri, molekülünde en az iki izosiyanat grubu bulunan bileşiklerin, molekülünde birden fazla hidroksil grubu bulunduran bileşiklerle verdikleri tepkimeler sonucunda oluşurlar. Yüksek su, çözgen ve kimyasal direncine sahip olan esnek kaplamalar verirler. Aromatik yapılar içermeyen üretan reçienleri, ayrıca çok yüksek ışık dayanımına sahip kaplamalar verirler.
Bir ürün ya da hizmetin üretilmesi sürecinin sonunda, tasarım aşamasında öngörülen niteliklere ne oranda sahip olduğunun ölçüsü. Ayrıca Bkz. Tasarım kalitesi
1) Genellikle pigment içermeyen saydam organik kaplama malzemesi
2) Vernik malzemesinin uygulanıp sertleşmesi sonucunda oluşan saydam film.
Doymamışlık içeren vinil grubu, CH2=CH–, türevlerinin polimerleşmesiyle oluşan organik kaplama reçineleri.
1) Akmaya karşı direnci yüksek olan (örn. viskoz sıvı)
2) Akmaya karşı dirence ilişkin olan (örn. viskoz kuvveti)
Akışkanların kıvamlarını (viskozitelerini) ölçmek amacıyla kullanılan cihazların genel adı.
Bir akışkanın, akmaya karşı gösterdiği direncin ölçüsü. Bir akışkanın viskozitesi ne kadar yüksekse, akmaya karşı direncinin o ölçüde fazla olduğu anlaşılır.
Bir organik kaplamanın, depolama sırasında viskozitesinde olabilecek değişikliği öngörmek amacıyla yapılan hızlandırılmış test. Depolama sırasındaki kararlılığı benzeştirmek amacıyla, boyanın sıcaklığı 50 – 60ºC’ ye yükseltilir ve evvelce belirlenmiş bir süre boyunca bu sıcaklıkta tutulur.
Doğal kauçuğun veya sentetik lastiklerin kükürt bileşikleri kullanılarak çapraz bağlanmaya uğratılmaları işlemi. Ayrıca Bkz. Kauçuk
Boyanın, gerçek kullanım koşullarındaki dış dayanımını öngörmek amacıyla yapılan hızlandırılmış dayanım testi. Testin UV aşamasında, karbon kıvılcımından ya da ksenon lambasından elde edilen ışımaların, güneş ışımasından daha yüksek sığada ama benzer dalga boyu dağılımında olduğu kabul edilir. UV-con testinden daha uzun sürmesine karşın, boyanın dış dayanımı hakkında daha güvenilir öngörüler temin eden bir test olarak kabul edilir.
Alifatikçe zengin petrollerin damıtılmasında, 130-220°C aralığında kaynayarak elde edilen bir karışım çözgen. Uzun yağlı alkid reçinesi esaslı olan ve fırça ya da ruloyla uygulanan “sentetik boya”ların inceltilmesinde yaygın olarak kullanılır.
Kimyasal formülü: Alifatik ağırlıklı bir hidrokarbon karışımıdır. Net bir kimyasal formülden söz edilemez.
Kaynama aralığı: 130-220°C; etere göre buharlaşma sayısı: 85, özgül ağırlığı: ~0,750; kırma indisi: 1,434; parlama noktası: 40°C
100 gram pigmenti, üzerine azar azar keten yağı ekleyerek spatulayla ezip tek bir pigment topu haline getirmek için girilmesi gereken toplam yağ miktarı. Yağ absorpsiyon değeri, boya formülü çalışılırken, bir pigmentin bağlayıcı gereksinimini öngörmede yaygın olarak kullanılır.
Boya uygulanacak yüzeyde kalan yağlar, hemen her tür boya için yapışma bozucu etki oluştururlar. Bu nedenle, uygulamaya başlamadan, yüzeylerdeki her tür yağın uzaklaştırılması çok önemlidir. Boyama öncesinde yağ almada en sık kullanılan yöntemlerden birincisi, boyanacak yüzeyleri bol çözgenli bezle veya fırçayla silerek/yıkayarak yağı uzaklaştırmak, ikincisiyse, sıcak alkali çözeltilerini yüzeye uygulayarak yağı sabunlaştırıp yüzeyden uzaklaştırmaktır.
Poliollerle esterleşerek yağları oluşturan asitler. Büyük bölümünü, gliserinle esterleşerek bitkisel yağları oluşturan “bitkisel yağ asitleri” oluşturur. Tek asit fonksiyonlu olup çoğu 18 karbonlu birer zincir olan bitkisel yağ asitleri, içerdikleri C=C bağ sayısına bağlı olarak kurutan, yarı kuruyan, kurumayan yağların oluşmasına yol açarlar. Boya sektöründe, alkid reçinesi üretiminde yaygın kullanılırlar.
Alkid reçinesinin polyester omurgasına eklenen yağ asidi miktarının bir ölçüsüdür. Yüz katı alkid reçinesi içinde yer alan toplam yağın ağırlığı “yağ uzunluğu” olarak tanımlanır. Bu oran % 60’tan fazla olursa “uzun yağlı”, % 40-60 arası olursa “orta yağlı”, % 40’tan az olursa “kısa yağlı” alkid elde edilir.
Yalıtım amaçlı macunlar, inşaat sanayiinde, orijinal oto ve oto tamir sektöründe, uçak sanayiinde, deniz taşıtları sektöründe kullanılırlar. Ana kullanım amaçları, boyanan nesnenin ek yerlerindeki ve birleşme noktalarındaki boşlukları esnek bir biçimde doldurarak su, nem, kimyasal, gaz geçişini önlemek yani maddî yalıtımı sağlamak; esnek ve (bazı türlerde) gözenekli yapısıyla titreşimleri emerek ses yalıtımını sağlamak ve bazı durumlarda da düşük ısıl iletkenliğiyle ve (bazı türlerde) gözenekli yapısıyla ısı yalıtımını sağlamaktır.
Bir katı ile bir sıvı, ya da bir katı ile bir başka katı yüzeyin, aralarındaki çekim kuvvetlerinin etkisiyle birbirlerine bağlanması. Yapışmaya yol açan bileşenler (a) mekanik bileşen, (b) kimyasal bileşen, (c) dispersiyon bileşeni, (d)elektrostatik bileşen ve (e) diffüzyon bileşeni olarak sayılabilir. Herhangi bir yapışma olgusunda, bu bileşenlerin bir kısmı ya da tümü rol oynar.
Başta polietilen, polipropilen gibi poliolefinik yapılı plastik yüzeyler ve bazı alüminyum alaşımları olmak üzere, yapışma sağlanması güç kimi yüzeylere, müteakip katların yapışmasını sağlamak amacıyla ince bir kat halinde uygulanan astarlar (Örneğin: klorlanmış poliolefin, organosilan, polibinilbütiral esaslı astarlar).
Pigment veya boyar maddelerin moleküllerinde yer alabilen ve asıl renk verici (kromofor) grubun yanısıra, renk özelliğinin oluşmasında katkısı olan kimyasal gruplar.
Bünyesinde yarı kuruyan yağlar bulunan alkid reçineleri.
Gliserin molekülünün, üzerlerinde sınırlı miktarda doymamışlık bulunan yağ asitleriyle tepkimeye girmesi sonucunda oluşan yağların genel adı (Yarı kuruyan yağların, kuruyan yağlarda olduğu cinsten objektif bir tanımı yoktur. Ancak, pratik olarak, içerilen yağ asiti zinciri başına, ortalama 1,5-2 civarında doymamışlığın söz konusu olduğu yağları yarı kuruyan yağlar olarak anmak yanlış olmaz).
Yaş boyaların elektrostatik uygulamalarında, elektriksel devrenin tamamlanabilmesi için, boyanacak yüzeye ulaşan boya zerreciklerinin, üzerlerindeki yükü yüzey üzerinden toprağa aktarabilmeleri gerekir. Bunun için de, uygun çözgenler ve katkılsar kullanılarak, yaş boyanın elektriksel iletkenliğinin yeterli hale getirilmesi gerekir.
Boyanın, ambalaj içindeki haliyle sahip olması gereken özelliklerini (viskozite, katı madde, yoğunluk, ezme inceliği, çökme kararlılığı, vd) belirlemek amacıyla yapılan testler.
Ambalaj viskozitesindeki ve uygulama viskozitesindeki boyaların, genellikle g/ml cinsinden ölçülen yoğunlukları. Boya yoğunlukları, yaygın olarak piknometrelerle ölçülür. Piknometreler, alüminyumdan veya paslanmaz çelikten yapılma, sabit hacimli ve kapaklı kaplardır.
Yaş boya filminin, uygulamanın bitmesinden hemen sonra ölçülen kalınlığı. Yaş film kalınlığı, en yaygın olarak, her dişi farklı derinlikte olan “kalınlık tarağı” ile ölçülür. Yine yaygın kullanılan ikinci cihaz da, iç içe geçmiş eksantrik (yani eş merkezli olmayan) disklerden oluşan “yaş film tekerleği” dir.
Mevcut bir boya katının kurumasını beklemeden, izleyen boya katının uygulanması esasına dayanan bir boya uygulama yöntemi.
Yüzeye uygulanan yaş boyanın, yüzey gerilimi ve yer çekimi kuvvetleri etkisiyle, yüzeyi kaplayan ince bir filme dönüşmesi. Oluşan filmin kesintisiz ve homojen kalınlıkta olması, iyi bir yayılmanın gerçekleşti,ğini işaret eder.
Malzemelerde mükemmel homojenlikten söz edilemeyeceği için, her alaşımın veya tek elementten oluşan ama bir ölçüde safsızlık içeren her metalin yüzeyinde, çok sayıda bölgesel anodik ve katodik kısım mevcuttur. Yani, , farklı malzeme bileşimlerine ve dolayısıyla da farklı yükseltgenme potansiyellerine sahip olan bu komşu bölgeler bir pilin karşıt elektrodları gibi davranmaya uygundurlar. Metalin yüzeyinde, nem filmi düzeyinde de olsa bir sıvı tabakası oluşuyorsa, bu sistem bir pil gibi çalışabilir. Böyle bir pil “yerel korozyon pili” olarak anılır.
Demir esaslı ya da hafif alaşımlı metal yüzeylere 4-7 mm gibi düşük kurufilm kalınlıkları verecek şekilde uygulanan bir korozyon önleyici astar. İlk uygulamalar, astarın, boyanacak nesne üzerine akıtılmasıyla yapıldığı için yıkama astarı (wash primer) olarak anılmaktadırlar. Yıkama astarları, temel bağlayıcı olarak kullanılan polivinil bütiralin yanısıra epoksi ve fenolik reçineler kullanılarak formüle edilirler. Geleneksel olarak antikorozif çinko kromat pigmentini, Cr+6’nın yarattığı sağlık ve çevre zararı nedeniyle de son 20 yıldır bunun yerine çinko fosfat pigmentini, içerirler. Metal yüzeyle benzersiz yapışmasını sağlaması için bu astarlar asit katalizörle katalizlenirler. Kalıntı asit içerebilen yıkama astarı filmlerinin üzerine bazik bağlayıcılı katlar uygulanması, ara kat yapışma sorunlarının oluşması riski dolayısıyla, dikkatle yaklaşılması gereken bir uygulamadır.
Polimerleşme boyunca oluşan tepkimelerde yarı ürün olarak genellikle su molekülü oluştuğu için sürece bu isim verilir. Yoğuşma polimerleşmesinde, baştan itibaren polimerleşmenin her aşamasında, önce iki molekülün tepkimesinden, polimerleşme sırasında tekrarlanacak yapısal birim oluşur, sonra bu yapısal birim zincire eklenir. Yoğuşma polimerleşmesine, bu nedenle, “adımlı büyüme polimerleşmesi” de denir.
Organik kaplamaların su direncini ölçmekte kullanılan hızlandırılmış testlerden biri olan yoğuşmalı nem testi, yan duvarları test panellerinden oluşan ve içinde, test sıcaklığında ve neme doymuş durumda hava bulunan test kabinlerinde yapılır. Kabin içi sıcaklığın, kabin dışı sıcaklığa göre en az 10ºC daha yüksek olması sağlanarak, kabindeki hava içinde doygunluk derişiminde bulunan su buharının, boyalı kısmı içe bakan panelin yüzeylerinde yoğuşması sağlanır. Böylelikle, panellerin boyalı yüzeyleri, tüm test süresince ince bir nem tabakasıyla kaplı halde kalır. Testler, 40ºC ile 60ºC arası sıcaklıklarda ve genellikle 5 – 20 gün arası sürelerde uygulanır.
Ayrıca Bkz. Yoğuşmasız nem testi
Yoğuşmasız nem testi için, sabit sıcaklık kabinleri kullanılır ve paneller kabın içinde asılı tutulurlar. Kabin içindeki hava, yine test sıcaklığında neme doymuş durumdadır. Bu durumda, kabin içindeki havayla aynı sıcaklıkta olan panellerin yüzeylerinin bazı kısımlarında, rastlantısal olarak, yoğuşma sonucu gerçekleşen su filmleri oluşur. Dolayısıyla testin “yoğuşmasız” nem testi olarak anılması yanıltıcı olmamalıdır. Yoğuşmalı ve yoğuşmasız testler arasındaki fark, panellerin, birincisinde sürekli, ikincisinde yer yer ve zaman zaman su filmiyle kaplı olmasıdır. Yoğuşmasız nem testinin de süre ve sıcaklıkları, yoğuşmalı nem testinde belirtilen değerler civarında tutulabilir. Bu testlerde, denenen boyanın, performansı bilinen referans bir boyayla birlikte test edilmesi doğru olur.
Ayrıca Bkz. Yoğuşmalı nem testi
Boyanın üretilmesi sırasında, gerek pigment dispersiyonunun ilk aşaması olan ilk karıştırma adımının gerçekleştirilmesinde kullanılan, gerekse zor homojenleştirme işlemlerinde başvurulan karıştırıcılardır. Yüksek devirli karıştırıcılarda, karıştırıcı bıçağı olarak, genellikle cowless türü dişli diskler kullanılır.
Konvansiyonel havalı tabancalarda 2,5-5,5 atm arası basınçlarda yapılan hava beslemesi yerine 0,2-0,7 atm arası basınçlarda havanın yüksek miktarlarda beslenmesiyle çalışan püskürtme tabancaları. Tabanca içindeki özel kanallar düşük basınçlı havanın yeterli atomizasyonu yapmasını sağlamakta; düşük basınç da, “geri sıçrama etkisi”ni azaltarak “aktarım etkinliği”ni artırmaktadır.
Sahip olduğu katı madde oranının, söz konusu boya için, o zaman diliminde yerleşik olan düzeyin belirgin ölçüde üzerinde olduğu yaş boyalara verilen addır. Gerek uçucu içeriğinin düşük olmasının bağlı olarak çevre üzerindeki etkinin azalması, gerekse aynı kalınlıktaki kuru filmin daha kısa süreli uygulamalarla yapılabilmesi ve dolayısıyla boyama hızının artması gibi nedenlerle yüksek katılı boyalara gösterilen ilgi yüksektir. Yüksek katılı boya formülasyonunda temel hedef, boya içindeki uçucu olmayan (non-volatile) girdilere olabildiğince az çözücü girerek uygulama viskozitesine ulaşmaktır. Bu amaçla, bağlayıcı olarak reaktif monomer veya oligomerlerin kullanılması, düşük molekül ağırlıklı polimerlerin kullanılması, pigment pastası viskozitelerini çok düşürebilen dispersiyon katkılarının kullanılması, bağlayıcı viskozitesini en çok düşüren çözgenlerin kullanılması, çapraz bağlanmaya katılarak filmde kalan reaktif incelticilerin kullanılması, v.d. teknikler kullanılır.
Polietilenin yaygın bir türü olup, LDPE’e göre daha az dallanmış yapıdadır, yoğunluğu ve kristalleşme oranı daha fazladır. HDPE’nin çekme gerilmesi daha yüksek olup, biçim verilebilme ve biyoparçalanma özellikleri LDPE’e göre daha düşüktür.
İngilizce’de yüzey aktifleştirici sözcüklerinin kısaltılmasıyla (Surface+active+agent) oluşan surfactant sözcüğünün de kullanıldığı bu maddeler, organik kaplamalarda yüzey gerilimini düşürmekte kullanılırlar. Bir ucunda polar bir grup diğer ucundaysa organik çözgen ve reçinelerle uyuşurluğu yüksek (:Organofilik) bir kesime sahip olan “yüzey aktifleştiriciler”den, ayrıca, sulu emülsiyonların hazırlanmasında, sulu ortamlardaki pigment dispersiyonlarının hazırlanmasında ve köpük giderme amaçlı katkı kullanımlarında yararlanılır.
Herhangi bir sıvının yüzeyini azaltmaya çalışan kuvvete verilen ad. Bütün sıvılarda şiddeti sıvının türüne göre değişen moleküller arası çekim kuvvetleri (kohezyon kuvvetleri) bulunmaktadır. Sıvılarda iç kısımlarda (sıvının çeşitli derinliklerinde bulunan) moleküller, çevresindeki komşu moleküller tarafından her yönden eşit olarak , diğer bir ifadeyle küresel simetrik şekilde, çekim kuvvetlerinin etkisi altında bulunurlar. Böylece sıvı içerisindeki bir moleküle etkiyen kuvvetler birbirlerini dengeler. Oysa sıvının yüzeyinde bulunan bir molekül (sıvı- buhar ara yüzeyi göz önüne alındığında) buhar fazındaki yoğunluk sıvı fazdan düşük olduğundan, sadece yüzeyin altındaki moleküller tarafından sıvının içerisine doğru çekilirler. Sıvının iç kısmındaki molekülleri yüzeye çıkararak sıvının serbest yüzeyini artırmak için, sıvı molekülleri arasındaki kohezyon kuvvetlerine karşı iş yapılmalıdır. Bunun sonucu olarak sıvının yüzey bölgesinin molar serbest enerjisi , sıvının diğer kısmının molar serbest enerjisinden yüksektir (Not : Yüzey geriliminin bir diğer tanımı da, sıvının birim yüzey alanı başına düşen yüzey serbest enerjisi olarak yapılır).
Yüzey geriliminin ölçümünde kullanılan çeşitli yöntemler vardır. Boya sektöründe bu yöntemlerden dördü yaygın olarak kullanılır.
(a) Sıvı boyalar için Du Noüy Halka Yöntemi
(b) Sıvı boyalar için Wilhelmy Levha Yöntemi
(c) Sıvı boyalar için Temas Açısı Ölçüm Yöntemi
(ç) Sertleşmiş boya filmleri için Test Mürekkepleriyle Ölçüm Yöntemi.
Olası film kusurlarının oluşumunun önlenmesi amacıyla boyaya katılırlar. Ya yüzey gerilimleri, diğer boya girdilerinin yüzey gerilimlerinden daha düşük olan (genellikle silikon ve florür bileşikleri); ya da, diğer boya girdileriyle sınırlı bir uyuşmazlığı olan (genellikle poliakrilat bileşikleri) bileşiklerinden seçilerek boya yüzeyine göçerek ince bir tabaka oluşturmaları sağlanır. Böylece, boya yüzeyinde, kusur oluşumlarına yol açan yüzey gerilimi farklı bölgelerin oluşması önlenmeye çalışılır.
Boya içinde mevcut olan ve istenmeyen taneciklerin, belirli göz açıklıklarına sahip elekler kullanılarak tutulması işlemine yüzeysel süzme adı verilir.
Yüzme terimi, boya filminin yüzeyinde, gölge, leke ya da yol yol iz oluşumu biçimindeki renk farklılıklarına neden olan kusurlar için kullanılır. Yüzme, boya içindeki farklı pigmentlerin ayrışmasına veya bunların homojen olmayan dağılımlarına bağlı olarak oluşur. Taşma ile temel farkı şudur: Taşma da, bir ya da bir kaç pigmentin film yüzeyine daha çok göçmesi nedeniyle, boya filminde, derinlemesine gelişen bir renk değişimi gözlenir. Yüzme de ise, renk farklanmaları panelin farklı bölgelerinde oluşabilir ve boya filminde derinlemesine gelişmez.
Kanser veya diğer ciddi sağlık sorunlarına (üreme, kusurlu bebek doğumları, veya kötü çevreye) neden olduğu bilinen veya kuşku duyulan kimyasallardır. Zararlı hava kirleticileri arasında benzen, sıvı yakıtlarda safsızlık olarak bulunur; perkloroetilen, bazı kuru temizleme kurumlarından havaya salınmakta; ve metilen klorür, sanayide çözücü ve boya sökücü olarak kullanılmakta; bunların yanında dioksin, amyant, toluen, ve kadmiyum, civa, krom, ve kurşun bileşikleri de hava zehirleyici olarak bilinmektedir.
Tahta, metal vd.nin yüzeyinden malzeme almaya yarayan, zımpara tozu yapıştırılmış kâğıt ya da bez. Çıplak ya da boya uygulanmış metal ve ahşap yüzeyler için kullanılan farklı zımpara kâğıdı türleri vardır. Zımpara kağıtları takozlara sarılarak elle veya elektrik motoru etkisiyle dönen disklere sarılarak kullanılırlar. Zımpara kâğıtları üzerindeki aşındırıcılar zımpara taşı, lal taşı, alüminyum oksit, silikon karbür gibi farklı malzemelerden ve değişik tane büyüklüklerinde (kullanılan deyişle kum iriliğinde) olurlar. Burada kullanılan gösterim P12 ile P2500 arasında değişen simgelerle yapılır. Simgedeki rakam büyüdükçe kum iriliği azalır.
Zımparalama işlemi ahşap, boyalı veya metal yüzeylerden zımpara kâğıdı ile mekanik olarak malzeme alma işlemidir. Boya sanayiinde zımparalama, genellikle yüzeyleri boyaya hazırlamak amacıyla yapılır. Böylelikle, hem yüzeydeki fiziksel kusurların ve yapışmayı zayıflatabilecek kirliliklerin giderilmesi hem de oluşturulan pürüzlülükle yüzey alanı artırılarak yapışmanın güçlendirilmesi amaçlanır.
Çizgisel ya da lineer polimerler olarak da anılırlar. Düz bir zincir biçimindedir. Fonksiyonalitesi F=2 olan monomerlerden oluşurlar. Genellikle termoplastik karakterli olurlar.
Terim
Tanım
Abbreviation for American Society for Testing and Materials. ASTM is a highly respected organisation, its specifications, standards and recommendations regarding material properties and their test methods are widely accepted worldwide by paint industry as well as many other industries.
Thermoplastic copolymer of acrylonitrile-butadiene-styrene that easily softens and deforms when heated.
Complete incorporation of another substance or energy into a matter. (e.g., Absorption of resin into the plastered surface, absorption of sun light by black object, s.o.)
Organic coatings that do not fill and close the small pores of the wood. Open-pore coatings, wet the small crevices without filling and closing them either because they are applied at the low film thicknesses or because they wet the crevices very well due to teir relatively low surface tensions which can be achieved with the help of additives.
Polyacid that is obtained by oxidation of cyclohexane and that improves the flexibility of the polyester resins while weakening the water resistance when used in the synthesis of polyester resins.
Chemical formula:

Melting point: 153°C

Adhesion of material as a thin molecular layer, to a solid or liquid surface, it is in contact with.
Equipment that burns the otherwise emitted solvent vapors produced during baking the oven-cured coatings rather than emitting the vapors to the environment. The heat formed in the afterburners is used by heat exchangers to pre-heat the air used for burning, reducing the energy consumption.
Lightly packed cluster of pigment particles formed by contacts of the corners of the particles with resultant air pockets between the particles. See Also Clusters of pigments and extenders
Strongly packed cluster of pigment particles that are formed through intense contact of particle surfaces. Breaking down to primary particles needs high amount of energy only accessible by grinding. See Also Clusters of pigments and extenders
General term for coatings with superior corrosion resistance and mechanical properties for protection of the surfaces prone to corrosion
Mixture of solvents obtained at 226-285°C interval during distillation of aromatically rich petroleum. Evaporation number relative to ether: >1000; specific gravity: 0,990; refractive index: 1,591; flash point: 102°C
Class of motor vehicles with a minimum loading capacity of 3,5 tons, including buses for minimum 8 persons (excluding the driver) and load trucks. Also called “heavy vehicle”. See Also Motor vehicles
Weight percent of non volatile substances present in an organic coating.
Weight average molecular weight is calculated by summing the products of the weights of each species and their molecular weights and dividing by the total weight of the mixture.

General term for organic coatings used for protection and decoration purposes on wood surfaces for indoor and outdoor applications such as furniture, doors, window frames, floors, fences etc. Some examples of wood coatings are: wood preservatives, stains, primers, sealers, putties, pigmented and clear topcoats.
A wood layer of around 0.5 mm thickness to cover the surfaces of solid wood, chipboard and MDF. Veneers are made of different trees using different cutting techniques. Veneers are bonded to wooden substrates using glues (adhesives).
Substrates that primarily comprise wood as the main component. In Turkey, solid wood, plywood, veneer, chipboard, MDF and hardboard are used as main wooden substrates.
Its wood is heavy, light colored and tough. It is easily processable with hand tools and machines. It is used in production of rotary-cut veneer or sliced veneer. Fiddleback-grained wood of maple is traditionally used for parquet making, musical instruments, backs of violins, pulley wheels, brush handles and production of food packaging cups.
Cylindrical cups, of generally 100 ml inner volume, with flat or conical bases and holes at the bottom, used to measure fluid viscosity. There are various flow cups defined by various standards (e.g. DIN cups, ISO cups, Ford cups, Afnor cups, Iwata cups)
General term for substances that demonstrate flowing behaviour. Liquids and gases are fluids.
Application of coating to the surface by pouring the coating by means of a hose etc. Coating is then collected in a bottom container to be pumped back to flow coating process.
Coating defect described by runny and non-levelled appearance after applying the coating to a vertical surface and giving enough time to the coating to form a solid film. The possibility of sagging increases with increasing coating thickness. The maximum possible film thickness that a coating can be applied to a vertical surface without observing sagging is called the “sagging limit”.
Acrylic monomer used in synthesis of acrylic resins with amide functional groups. Polyacrylamide polymers can be synthesized to carry a carboxylic acid functional group and can cross-link with epoxy resins. In addition, self cross-linking acrylamide resins can be synthesized by copolymerization of acrylamide and monomers carrying hydroxyl functional groups.

The most widely used acidic monomer in acrylic polymer synthesis.
Chemical name: Propenoic acid, vinyl formic acid
Chemical formula:

Melting point: 13°C; Boiling point: 142°C
Class of resins formed by addition polymerisation of acrylic and metacrylic acids and their esters over their ethylene double bonds with the help of free radicals. If acrylic acid esters and metacrylic acid esters have functional groups, the resulting is a thermoset acrylic resin, or else, the product is a thermoplastic acrylic resin. Solvent soluble, water-thinnable, water emulsion types are available.
Term especially used for spray applications. It defines the percentage of the amount of paint that reaches the surface, to the total amount of sprayed paint:
Type of polyethylene having a more branched structure compared to another widely used polyethylene (HDPE) resulting in more empty volume and thus lower density. LDPE has lower crystallinity and tensile strength than HDPE, however, it has higher formability and biodegradability.
Determination of color defining parameters by colorimeter and spectrometer. See Also Colorimeter, Color Spectrometer
General name for solvents having a linear structure and are able to dissolve low polarity binders such as long oil alkyd resins. These types of solvents are produced from distillation of high aliphatic content petroleum. Hexane, heptane and white spirit are a few of the aliphatic hydrocarbon solvents
Resistance of organic coating films against the destructive effect of chemicals with basic character. Basic chemicals causes structural breakdown of ester resins (e.g. alkyd and polyester resins) and some organic pigments.
Cleaning of metal surfaces with aqueous alkaline solutions to get rid of all kinds of oil, especially rolling oils. The oil on the surface is dissolved and removed by saponification with the help of alkaline surface cleaners usually held at temperatures higher than the room temperature. See Also Degreasing
Class of resins obtained by reaction of polyols and polyacids with oils or mono-functional fatty acids. Their structure is composed of a polyester backbone of polyols and polyacids and monofunctional fatty acids added to the backbone. They are defined as drying, semi-drying and non-drying according to the fatty acid type added to the backbone; and as short oil, medium oil and long oil according to the fatty acid amount.
Class of organic compounds defined by the general formula R-OH, where R demonstrates an alkyl group.
The paint production step at which other input materials in the paint formulation are added to the pigment paste.
Aluminum pigments are used to create a metallic effect on painted surfaces. They are composed of pure aluminum platelets of 10-30 micrometers diameter and of 0,1-0,9 micrometer thickness. See Effect pigments
Viscosity of wet paint at the stage of packaging. It is also defined as delivery viscosity. Packaging viscosity of a paint is determined considering two points:
1) Packaging viscosity should be high enough to prevent settling of fillers, pigments and additives throughout the shelf life of the paint mixture;
2) Packaging viscosity should be low enough to provide homogeneous and easy mixing of the thinner that is added prior to use.
General name for compounds of inorganic or organic nature that are formed by substitution of one of the hydrogen molecules of ammonia with another element or an acyl group (RCO+). In coatings industry, amides of organic nature are utilised in cross-linking of epoxy resins.
Commercial solvent comprised of two of the eight isomers of penthanol structures of which are given below:

Boiling range: 133-139°C; evaporation number relative to ether: 65; specific gravity: 0,812-0,817; refractive index: 1,410-1,411; flash point: 43°C
Compounds formed by exchange of one or more hydrogen groups of ammonia (NH3) with hydrocarbon groups. In case of a single hydrogen exchange, primary amines (RNH2); double hydrogen exchange secondary amines (R2NH); and in case of triple hydrogen exchange tertiary amines (NR3) are formed. They are commonly used for pH adjustment and as hardeners for epoxy resin based paints.
Class of resins formed by reaction of formaldehyde with amino functional groups of compounds such as melamine, urea and benzoguanamine. The resulting resins undergo etherification with alcohols to promote solubility in hydrocarbon solvents and also to enable cross-linking reactions with hydroxyl and carboxyl functional groups on other resins during film formation. Most commonly used amino resins, listed in order of consumption amount, are urea formaldehyde resins, melamine formaldehyde resins and benzoguanamine resins.
Type of electrophoretic coating in which the object to be coated is connected to the electrolysis circuit as the anode and, thus, is coated with the negatively charged paint molecules. See Also Electrodeposition coatings
Crystalline form of titanium dioxide with a lower refractive index (2,488) compared to that of rutile form (2,609) the other crystalline form. Therefore, considering the refractive index of organic binders are generally between 1,40 and 1,60, hiding power of films with anatase type is much less than that of films with rutile type titanium dioxide.
Slowdown of electrochemical processes in an electrolysis circuit, as a result of increased circuit resistance due to accumulation of a liquid or gas layer with a comparably high electrical resistance on anodic surface.
The electrode in an electrochemical circuit where oxidation reaction occurs.
Coatings applied to submerged surfaces in order to avoid accumulation of certain organisms, their residues and the fouling associated with those residues.
Coatings with the main function of protecting the applied surface against corrosion. Anticorrosive paints avoid corrosion through the binders, pigments and additives in their composition. Water-resistant binders with good metal adhesion, anticorrosive pigments inactivating and protecting the metal surface, additives improving the water-resistance or protecting the metal by electrochemical means are used for anticorrosive coating purposes.
Functional pigments added to the paint formulation in order to improve the corrosion resistance of the paint. Most widely used anticorrosive pigments are: chromates, phosphate, phosphosilicate and borosilicate salts, having controlled water solubilities and inactivating the metal surfaces; zinc powder, cathodically protecting the coated metal surfaces; and micaceous iron oxide (MIO or MIOX), having a plate-like structure and acting as a water barrier for metal surfaces.
Type of coating applied between the primer and top coat in heavy duty coating applications in order to obtain the adequate total coating thickness.
Coating defect described by the insufficient adhesion observed between the successive layers of a coating system. Successive application of chemically incompatible layers, and degradation of surface active compounds due to overbaking of lower layers can be typical factors causing intercoat adhesion failure.
Process of keeping the oven-baked wet paint at a lower temperature before baking, to ensure that fast evaporating solvents leave the coating film. Also called “pre-drying”.
Although it is found as a tree in hot and reserved areas, it grows as a shrub in colder climates. Typically, its wood is soft and durable against water, decay and worms. Used in the manufacture of pencil. Its timber is used as railway sleeper. Eight types of Juniper trees are grown in Turkey.
Common name of strong solvents -with a benzene ring on their structure- for dissolving many of the binders, especially alkyd, polyester and acrylic resins. They are obtained from distillation of fossil fuels, especially from high aromatic content petroleum (e.g, Toluene, Xylene, Solvent naphtha etc.).
Chemical name: 2,4-pentanedion
Chemical formula:

Boiling point: 140ºC, Specific gravity: 0,975, Refractive index:1,452, Flash point: 34ºC
Strong solvent for cellulose derived resins, polyvinyl acetate, short oil alkyd resins and natural resins.
Chemical name: Propane-2-on, dimethylketone
Chemical formula:
Boiling point: 56,2°C; evaporation number relative to ether: 2,1; specific gravity: 0,791; refractive index: 1,3587; flash point: <-20°C
Measure of amount of acid groups present in a chemical. In coating industry, acid value of binders are widely mentioned. Acid value is defined as the amount of potassium hydroxide (KOH) in mg needed to neutralise the acid groups present in 1 gram of solid resin (e.g. 30 mg KOH/g solid resin).
Endurance/resistance of coating films to the harmful effects of acids.
Type of catalysts that are most widely used for the polimerisation of amino-formaldehyde resins with some other resins such as alkyds, polyesters and acrylic. Weak organic acids of low water solubility are prefered in order to prevent weakening of water resistance of the coating.
Removal of oils and oxide layers on a surface with acid solutions, either by saponification of oils to obtain water soluble soaps or by formation of water soluble salts from oxides. Chromic acid and phosphoric acid are especially prefered for surface cleaning because they form metal chromate or metal phosphate layers strongly adhering to the metal and behave as electrochemically inactive metals rather than dissolving the metal oxide layers like most of the other acids do.
Additives, with both hydrophilic and hydrophobic parts, that establish secondary bonds with waterborne coating binders by means of the repulsive forces applied by water to their hydophobic parts. These secondary bonds cause a viscosity increase that can be easily reversed by shear.
The first pigmented layer of a multi-layer coating system.
Measurable thinning of an organic coating film due to succesive mechanical destruction such as scratching and impacts.
Measure of endurance/resistance of organic coatings to abrasion.
Excess hardening of a high temperature cured coating as a result of curing for a longer time and/or at higher temperatures than required.
Breaking of the wet paint into tiny droplets while being sprayed onto the surface. In air spray applications, droplets of 20-50 micrometers are obtained from atomization with the help of high pressure air. In airless spray applications, paint particles, compressed under 5-35 atm pressure, are broken into smaller pieces by the air molecules they collide with after leaving the nozzle. However, in airless spray applications, an atomization fineness of 70-150 micrometers is considered satisfactory.
Vegetable oil obtained from sun flower oil seeds, and used widely in food industry and in production of alkyd resins. It is a semi-drying oil due to the existence of 52% di-unsaturated linoleic acid and 29% mono-unsaturated oleic acid in its structure.
Multilayer coating applied to the back surface of the mirror in order for the mirror to perform its function. A thin layer of copper coating is applied to protect the silver coating, that enables the reflection on the mirror surface, from corrosion. Mirror coatings are applied to protect the mentioned copper coating from corrosion under humid conditions present in bathrooms etc., where mirrors are widely used.
Percentage ratio of the amount of reflected light from a surface having the same angle with the normal as the light coming to the surface, to the total amount of light coming to a surface.
Percentage ratio of water vapour amount in a gas to maximum water vapor amount the gas can contain (saturation amount) at the same temperature. Relative humidity of air is frequently mentioned.
Chemical substance used to bind the input materials in the organic coating and provide adhesion of the coating film to the application surface as a rigid and continuous film. Binders commonly have polymeric structures, while, less commonly, they may have oligomeric or monomeric structures.
Coating defect described by dull or blurry appearance of topcoat due to the migration of some of the binder to the previous wet paint layer in wet on wet applications.
Type of accelerated test to determine the performance of organic coatings in preventing the corrosion of the metal surface they are applied to. Different from the standard Salt Spray Test, the aqueous solution sprayed on the coated panel includes 0,025% copper chloride dihydrate, in addition to the 5% sodium chloride.
Name used to describe the tanks utilised to balance the ships by adjusting the center of gravity.
Coating defect described by the crater appearance caused by a fluid having a lower surface tension than the coating system. In fish eye defect, there should be no solid residue observed in the center of the crater, which is usually caused by an oil or silicon droplet, or an undissolved lump of polymer.
Test performed to measure the degree of adhesion of the organic coating film to the surface after application and drying of the coating. Adhesion performance is checked by adhering a tape to the thoroughly cut coating film and pulling away rapidly to determine whether the coating comes off and if it does, to what extent it does.
Natural ore of barium sulfate: (BaSO4). It has rhombic crystal structure; refractive index: 1,64; specific gravity: 4,25-4,50; oil absorption: ~10 g/100 g baryte. The micronised filler, obtained from grinding of the natural ore, is a widely used matting agent for cost reduction purposes because of its low oil absorption value and high density especially when price per weight is important.
General name for chemicals that activate the unsaturated reactive molecule by converting the molecule to a free radical, an organic cation or an organic anion during addition polymerization. Most widely used initiators are, peroxide compounds, azo compounds, alkaline metal alkyls and boron trifloride. The initiators that start to act under the influence of light energy (e.g. UV) are called photoinitiators.
Intermediate coating applied on dried primer layer, mainly in OEM and car refinish paints. Varnish is applied on base coat while it is still wet to obtain an appealing surface and protection. Usually, base coats also contain metallic and pearl pigments.
During the paint drying process, honeycomb-like hexagon cells are formed by the convectional flow due to the solvent evaporation caused by the temperature differences. These hexagonal cells are called Bénard cells. Film defects such as floating, flooding, silking and haze occur due to the formation of Bénard cells of various sizes.
Liquid that is obtained from distillation of raw petroleum and that includes mainly aliphatic hydrocarbons. While the main usage is in internal combustion engines, it is also used as a coating solvent. Besides the general purpose gasoline, some special gasoline types, distilled at different temperature intervals, are also used as coating solvents. Depending on the properties of the raw petroleum, gasoline can chemically contain more than 120 hydrocarbon types. Many of those hydrocarbons have saturated structures with 4 to 12 carbons on their backbone.
Compound used in the production of benzoguanamine formaldehyde resins.
Chemical name: 1,3-Diamino-5-phenyl-2,4,6-triazine

Melting point: 227°C
Class of resins synthesized from polymerization of benzoguanamine with formaldehyde. Their use in organic coatings is limited to some oven-cured primers.
Mono-functional organic acid used as a chain stopper to control the molecule growth in the production of alkyd and polyester resins.
Melting point: 121°C
Method for producing paints, containing more than one type of pigments and/or fillers, where pigments and/or fillers are dispersed by grinding together.
Roller that is positioned in the middle, among the three rollers in roller coating applications (pick-up roller, feeding roller and application roller). See Also Roller coating applications
Type of coatings used for painting of household goods such as refrigerators, ovens, dishwashers, washing machines and driers. While wet coatings had been commonly used for this application until fifteen years ago, powder coatings are widely used presently.
Type of vegetable oil obtained from linseed and used in organic coatings for almost a thousand years. Linseed oil contains 52% tri-unsaturated linoleic acid, 16% di-unsaturated lionleic acid and 22% mono-unsaturated oleic acid in its structure. Because linseed oil is a drying oil, it is directly used as paint binder, as well as in drying alkyd resin production.
OICA (The International Organization of Motor Vehicle Manufacturers) defines the passenger cars as: Vehicles used for passenger transportation purposes with at least four wheels and 9 seats -including the driver seat- are defined as “passenger cars”. See Also Motor vehicles
Type of polyol obtained from the reaction of phenol and acetone under strongly acidic conditions and used for production of epoxy resins. It is also the main building structure of polycarbonate polymer.
Chemical name: Diphenylolpropane
Chemical formula:
Melting point: 155°C
Type of polyol obtained from the reaction of phenol and formaldehyde under strongly acidic conditions and used for production of epoxy resins with smaller molecular weight and higher functionality.
Chemical name: Dihydroxydiphenylmetane
Chemical formula:
Melting point: 163°C
General name for oils stored in seeds, fruits and bodies of plants, and obtained from esterification reaction of three vegetable fatty acids with the three hydroxyl group of glycerine. Most widely used vegetable oils in coatings industry are soybean oil, sunflower oil, linseed oil, tung oil, olive oil and castor oil. See Also Triglycerides
Chemicals used to prevent growth of various bacteria, fungi and maggots in especially waterborne coatings either in the package or after application. Most widely used biocides are formaldehyde, formaldehyde derivatives, tin compounds and basic quarternary copper compounds.
Synthetic barium sulfate (BaSO4) obtained starting from baryte, forming first barium sulfur (BaS), followed by reaction of BaS with sodium sulfate (Na2SO4). After isolation and grinding, Blanc fixe is used as high quality filler.
Isocyanate resins, which react with hydroxyl and amine groups at room temperature, are blocked by volatile compounds to be able to produce single component oven-cured coatings. For blocked isocyanate resins, blocking chemicals that evaporates at a temperature a little lower than the oven temperature are chosen.
Coatings used in high speed lines to coat coils (metals shaped into foils and winded as a roll) resulting in flexible and high resistance coatings. See Also Pre-coated metal (PCM)
Consists of a cylindrical shape metal cup. There are various steel discs on the rotating mill along the axis of the cup. Hard beads of 0,5-3,0 mm diameter are placed in the mill together with the pigment paste to be grinded. The pigment agglomerates between the moving beads are grinded with the help of the friction between the beads that are moving with the whirling effect of rotating discs. Until recently, similar mills containing high silica sand instead of beads were widely used. These mills were called sand mills.
Part of a ship above its “full load line”. Board surfaces are usually dry, however they are wetted from time to time by spatters or water vapor and they are always exposed to oxygen and sunlight.
1) Organic coating material that contains coloring substances called pigments; 2) Organic coating film that contains pigments and is already coated on a surface. (Note: Most of the time the term “paint” is used in place of “organic coating”, since it is the most widely used organic coating)
“Destructive test” equipment used to determine the layer thickness values of different layers in a coating system separately by punching a conical hole in the paint film and observing the layers with a scaled magnifier. A paint borer consists of a right triangle shaped steel knife rotating around its perpendicular edge and a scaled magnifier.
Auxiliary material used to remove the dried coating film from the surface. Paint removers contain strong solvents gelled by various binders and additives, and provide removal of the coating film by inflating/swelling effect of solvents. Paint removers should be miscible with water to allow rinsing of the swelled coating.
Material obtained by coating the coils with high temperature cured coatings on high speed lines. Pre-coated metal is an interesting solution for: 1) quality and durability due to the usage of specially designed coatings 2) environment due to burning of the released VOC in after-burners and recycling as energy 3) efficiency due to high speed application.
Coloring chemical substance in the form of small particles so as not to cause the scattering of light, and is soluble in water and some organic solvents.
Dimensional change of especially wood and metal in the form of shrinkage and expansion. Dimensional changes on metal surfaces are expansions and shrinkages occuring at varying ambient temperatures related to the expansion coefficient. For wood surfaces, dimensional change is due to the swelling of the material by capturing water at humid conditions or shrinkage due to loss of humidity at dry conditions.
Test that aims to determine hardness of a coating film by measuring the depth of a V-shaped cavity formed by running a sharp metal wheel carrying a constant weight on dried coating film.
The coefficient indicating how fast a solvent or a solvent blend evaporates compared to a reference solvent. Diethyl ether and butyl acetate are widely used as referance solvents. See Also Evaporation number
“Evaporation number” is defined as the ratio of time spent to completely evaporate a certain amount of solvent at 20°C temperature and 65% relative humidity, to the time spent to completely evaporate the same amount of reference solvent under same conditions. Diethyl ether is widely used as the reference solvent in Europe. In America and Far East, the most widely used reference solvent is n-butyl acetate.
Resistance of a coating film to cracking, breaking and delamination when bended together with the metal surface. Bending resistance is measured by bending the panel around a cylindrical or conical surface or by directly folding the panel. These tests are called cylindrical bending test, conical bending test and T-Bend test, respectively.
In electrophoretic coating, it is required that coating reaches to the remotest parts of the coated object starting from the shortest distance between the electrodes. The ability of electrophoretic paints to coat the remotest parts of the coated object is called throwing power. Coating of the remote parts usually requires bending of electrical field lines that normally follow the shortest distance between the two electrodes.
Alcohol which dissolves urea/melamine formaldehyde, polyvinyl acetate, Polyvinyl butyral resins in addition to natural resins. It can dissolve a broad range of polymers when used with aromatic solvents.
Chemical name: n-butyl alcohol or butan-1-ol.
Chemical formula:

Boiling point: 117,7°C; Evaporation number based on the ether: 33; Specific gravity: 1,809-1,811; Refractive index; 1,3993; Flash point: 35°C
Ester which dissolves almost all types of cellulose derivatives, polyester, acrylic and short oil alkyd resins.
Chemical name: Acetic acid n-butyl ester butile
Chemical formula:

Boiling point: 126,5°C; Evaporation number based on the ether: 14; Specific gravity: 0,882; Refractive index: 1,3951; Flash point: 25°C
Tail solvent used to retard drying of nitrocellulose, epoxy based solvent-borne coatings and as a “heavy” co-solvent in waterborne organic coatings at low quantities such as 1-2 %.
Chemical name: Diethylene glycol mono butyl ether; 2-(2-butoxy-ethoxy) ethanol ( also called Butyl carbitol)
Chemical formula:

Boiling point: 230°C; Evaporation number relative to ether: ~1200; specific gravity:0,954; refractive index: 1,4322; flash point: 105°C
Tail solvent used to retard drying of cellulose derived resins, polyester and short oil alkyd based solvent-borne coatings at low quantities such as 1-2 %.
Chemical name: diethylene glycol mono ether acetate (also called butyl carbitol acetate)
Chemical formula:

Boiling point: 247°C; Evaporation number relative to ether: >1200; specific gravity:0,979; refractive index: 1,4262; flash point: ~108°C
“Slow” solvent used as a co-solvent in waterborne organic coatings and also to dissolve nitrocellulose, polyester, epoxy resins.
Chemical name: Ethylene glycol mono butyl ether; 2-Butoxyethanol (also called butyl cellosolve or butyl oxitol)
Chemical formula:

Boiling point: 171°C; Evaporation number relative to ether: 160; specific gravity:0,901; refractive index: 1,4196; flash point: 60°C
“Slow” solvent that has a dissolving effect on some cellulose derivatives and polyester resins.
Chemical name: Ethylene glycol mono butyl ether acetate; butoxy ethyl acetate (also called butyl cellosolve acetate or butyl oxytol acetate)
Chemical formula:

Boiling point: 192°C; Evaporation number relative to ether: 190; specific gravity:0,941; refractive index: 1,4139; flash point: 75°C
Melamine formaldehyde resins modified by reacting with butanol. Butylated melamine formaldehyde resins are widely used because of their compatibility and high film quality due to their comparably low surface tension. However, they are not used in high solid systems because of their high molecular weights.
Transparent or semi-transparent inorganic substance, main raw material of which is silica (SiO2). There are sub-groups such as soda-lime-silica glass, borosilicate glass, phosphate glass and crystal (lead glass).
Temperature at which amorphous polymers undergo an evident transformation from brittle to elastomeric behaviour upon heating.
Mathematically structured color identification system developed by International Commission on Illumination (Commission Internationale de l’Eclairage, CIE). The system is based on the fact that there are three types of conical shaped light perception cells in human eye and those cells are sensitive to blue, green and red lights. Taking this fact in to account, each color is expressed in terms of three variables; L, a and b. Because it takes the light and the observer into account together with the object, CIE Lab color system gives more sensitive and reproducible results compared to the other color identification systems. See Also Color identification systems
Transparent and wax-like substances that fill the pores/pinholes on a surface upon polishing increasing the gloss of a surface. However, in Turkey, varnishes applied on wood surfaces are also referred to as polishes.
Bells rotating at a speed of 25,000-60,000 rpm are used for spray applications, which are especially utilised in otomotive OEM coatings. Paint is broken into tiny droplets as a result of the centrifugal force arising from high rotation speed and sprayed on the application surface. Electrostatic methods are used for these kind of applications due to transfer effectiveness.
Polymerization of organic coating binders with each other is as effective as the solvent evaporation for the film forming (i.e. drying) process. Polymerization by binding to each other is called “crosslinking”.
Crosslinked polymers are formed by the reaction of at least two initially linear or branched polymers over their active functional groups. Functionalities of the monomers constituting these polymers cannot be less than 2, and at least one of the monomers should have a functionality of F=3 or more. Crosslinked polymers are of thermosetting nature.
Visual effect created by using metalic paints containing silicone based incompatible surface additives. Local surface energy differences caused by the incompatible nonhomogeneous silicone surface additive, creates a hammered appearance on the dry coating film.
Name given to putties that unsaturated polyester resins or epoxy resins are used as binders and that reaches to very high stiffness after spatula application and drying.
Frame-like appearance caused by higher coating thickness on the edges of the coated object. This is due to the fact that there is more interface on the edges, therefore evaporation occurs faster on the edges. Since solvents have lower surface tension values than the rest of the paint formulation, surface tension of the remaining wet film is higher at edges, and consequently, paint accumulation occurs on these parts. See Also Maragoni effect
Inorganic coatings applied by dipping or spraying to enhance the adhesion of coatings to metal surface and to improve the corrosion resistance. See Also Phosphating
Zinc soap, not soluble in paint solvents, used as an additive in paints and varnishes for matting and easy sanding with sandpaper.
The grains on the wood surface are destroyed during sanding. The grains on the surface are filled with dilute thermoplastic aqueous varnishes by a process called sizing. Destroyed grains swell and jut themselves out of the surface during sizing. Sanding is performed after flash-off of sizing varnish; a second sanding should be performed to remove these protruded grains. Consequently, wood surface becomes ready for paint application.
Formation of irreversible little cavities on the organic coating film surface is called scratching. Organic coatings with high “scratch resistance” either have high resistance to scratching or scratches dissappear after a while due to the nature of the coating.
For crosslinking organic coatings, if the crosslinking occurs at room temperature, reactants of crosslinking are packed separately. Coatings, packed as two or more separate components, are called multi-pack coatings. See Also Two-pack coatings
Coated surfaces, giving a gloss value over 80 when measured at 60° with a glossmeter, are called high gloss paints.
Settling of pigments, fillers and other solid particles in the paint formulation under the influence of gravity, leaving the suspension state. If the settled particles can be homogenized by mixing, the phenomenon is called “soft sedimentation”. If the settled particles cannot be dispersed even with vigorous mixing, the phenomenon is called “hard sedimentation”.
Organic liquid of mostly volatile nature that is used in the coating formulation to dissolve the binder.
Coatings having viscosities low enough to enable the application even if they do not include solvents in their formulations. Solvent-free liquid coatings are produced with binders obtained from low molecular weight polymers, oligomers or reactive monomers. (e.g, Radiation curable coatings, solventless epoxy coatings etc.)
Removal of dirt, oil or other contaminants from the paint application surface by using strong oil dissolving solvents.
Coatings containing binders that are soluble in organic solvents.
Coatings containing binders that are soluble in organic solvents.
Solvent or solvent blend property that describes the capability of the solvent/solvent blend to dissolve a polymeric binder and to decrease the solution’s viscosity.
Parameters, proposed by Hildebrand based on the structural properties of a chemical, demonstrating the dissolving characteristics of a chemical. Later on, Hansen developed a more advanced three component (dispersion forces, polar forces and hydrogen bridges) “three dimensional solubility parameter” system.
Coating application performed by dipping the object into a vessel or tank filled with wet paint at application viscosity. Possible coating defects such as sagging; settling, foaming and non-homogeneous film thickness can be avoided by complete control over application variables.
General name for polymers having three or more polymer segments connected to a branch point. They are formed by reaction of di-functional monomers bearing at least one of their functional groups on their central parts allowing branching. For step growth polymerization, small amounts of monomers with F=3 is used. For addition polymerization, small amounts of initiators with tendency to branch or monomers with F≥4 are used. Some common branched polymer types are shown below:

Branched polymers can be of thermoplastic or thermosetting nature.
Resistance of a coating film to surface defects such as ripping and delamination even under impacts that can cause physical changes in substrate. For this purpose, a ball of standard mass is dropped onto coated surface from gradually increasing altitudes. The impact strength is described as product of ball mass and drop distance at the point of first visible damage. (e.g., kg.cm, lb.ft etc.)
Grinding of pigment agglomerates and aggregates close to their primary particle sizes after dispersion process. See Also Controlled flocculation
Castor oil derivative, obtained by dehydrating castor oil, containing two conjugate double bonds and demonstrating drying oil properties. See Also Castor oil
Natural or synthetic oxides of iron are considered to be the oldest and the most widely used pigments. Oxides of the Fe2O3 structure are red, Fe2O3xH2O structure are yellow, Fe3O4 structure are black, and different mixtures of FeO and Fe2O3 are used as brown pigments.
Coatings with superior corrosion and water resistance used for yachts, commercial and naval marine vehicles and containers for sea transportation.
Big metal box used for sea transportation of goods. Sea containers are 20 ft (~6 meters) or 40 ft (~12 meters) long.
Coatings used for interior and exterior surfaces of sea containers. Primary function of exterior coatings is high resistance against corrosion and water. For this purpose, epoxy based primers and, acrylic, chlorinated rubber or alkyd based top coats are used. Interior coatings are expected not to be affected by the dry load carried in the container and to prevent contamination of the dry load by container’s interior surface or the coating itself.
Flexible coatings used for tanned leathers of animals such as cattles, pigs and sheep to obtain a more appealing look.
Test performed by pushing a knob with a constant speed against the back side of a coated panel causing deformation. During the test, also called Erichsen deformation test, knob is stopped when the first sign of crack formation is observed, deformation depth is measured in mm and this value is defined as deep cupping resistance.
In-depth filtration is performed using porous filtration media (e.g, porous cartridges) with a thickness much higher than the desired particle size in the paint. Undesired particles are held in the pores of the filter and, thus the paint is filtered.
Resistance of organic coatings against UV, water, oxygen, chemicals, microorganisms, mold, temperature, temperature differences, wind and abrasives.
Most reliable tests, performed to measure the resistance of organic coatings to external factors, are the ones that are held at natural outdoor environment. These tests are preferrebly carried out at test stations located in places where severe weather conditions prevail (e.g, Florida, USA; Arizona, USA; Okinawa, Japan; North Sea Coast, Europe).
Solvent, of both ketone and alcohol character, obtained from condensation reaction of two acetone molecules and utilized in cellulose derived resins and epoxy based coatings.
Chemical name: 4-hydroxy-4-methyl pentane-2-one.
Chemical formula:

Boiling point: 167,9°C; evaporation number relative to ether: 135; specific gravity: 0,938; refractive index: 1,4241; flash point: 58°C
Solvent that is obtained from blending of dimethyl glutarate, dimethyl succinate and dimethyl adipate and that is a strong solvent for polyester resins. Blending ratio of three esters differs according to the producer. Typical composition and some properties of a widely used product of Invista, named DBE, are given below:

Typical chemical composition:
59% Dimethyl glutarate
20% Dimethyl succinate
21%Dimethyl adipate


Boiling range: 196-225°C; evaporation number relative to ether: >100; specific gravity: 1,092; refractive index: 1,423; flash point: 103°C

Fluids that undergo a viscosity increase upon exposure to shear force (e.g., mixing or applying pressure) See Shear thickening fluids
Type of roller applications, which are based on coating flat panels with rollers on a moving conveyer. In direct roller applications, rotation direction of “application roll” is the same as the conveyer’s moving direction. Having a lower shear than reverse roller application, direct roller application provides good results in primer and non-glossy top coat applications. See Also Reverse roller application, Roller coating applications
1) Scattering of a substance in another substance in small particles.
2) Homogeneous and stable mixture obtained by dispersion process.
Process of preserving the homogeneous and dispersed state of the pigments in the paint. Stabilization is achieved by two basic mechanisms: (a) Pigment interfaces are electrically charged using convenient additives, therefore repulsion force between particles of similar charge keeps the pigments from agglomeration; (b) Polymeric dispersion additives carrying pigment-loving groups prevents the pigments from agglomeration by forming a polymer layer around the pigment particle (: steric hindrance)
A tree belonging to the olive family with a hard and precious wood. White Ash has brown sap wood and large pore white-yellow heartwood in addition to its distinctive growth rings. It is used in furniture production and it has a specific gravity of 0,75 g/ml.
Color identification system that takes four basic colors, which are saturated and not darkened with black, as reference. For NCS, yelow, red, blue and green standarts are formed with the above mentioned properties. Various color tones are obtained by mixing the standards at different ratios. Each color can be mixed with transparent varnish to obtain several saturation levels. In addition, these colors can be darkened with black in various ratios. Colors obtained by these methods are named by NCS as follows: 2080-R70B means color contains 20% black, 80% saturated and its hue is composed of 70% Red (R:Red) and 30% Blue (B:Blue). See Also Munsell color system, Color identification systems
Drying of a coating film to a point where it feels dry when touched. Touch-free drying tests are performed by; (a) Applying an average pressure on the drying film with a finger, (b) Observing whether there is paint residue on a piece of cotton pressed to the surface with a pressure of 250-500 gr/cm²
Since high amount of paint is required on production lines such as automotive products and household equipment lines, transfer of paint to the application point is done with circulation routes. There are various hydraulic and mechanical factors affecting the paint stability in these circuits/routes that consist of pipes, elbows, valves, pumps etc. Circulation stability determines the resistance of paint to such factors.
Transparent primer, applied on, especially, wood surfaces when a transparent coating system is desired.
General name for micron-sized powder coating input materials, many of which are comprised of grinded natural minerals (baryte, calcite, talc, kaolin, mica) and some of which are obtained by synthetic methods (Blanc Fixe, lithopone). While main reason for using extenders is cost reduction, they can also be used to improve certain properties. For extenders used in pigmentless coatings, it is crucial that extenders are also colorless and have refractive indicis close to the binder’s refractive index in order for the transparent look not to be affected.
Rocks formed by precipitation of calcium and magnesium carbonate together are called dolomites (CaCO3.MgCO3). Refractive index: 1,60; Specific gravity: 2,90. Filler material obtained by grinding of dolomite is used in exterior architectural coatings.
Coating defect defined by dull, non-homogeneous or shady appearance caused by accumulation of certain substances on coating surface. Bloom is usually caused by foreign substances such as non-transparent oils or waxes.
Name given to composite material group obtained by mixing unsaturated polyester resin with fiber, sand etc. to improve mechanical strength. Fiber reinforced polyesters (also called FRP or Glass) are the most widely used unsaturated polyester based composites.
Coating application device that sprays the wet paint fed to its surface on to the paint application surface as atomized droplets with the effect of the centrifugal force generated by rotation at 1000 rpm or more. Rotary discs are most widely used for home appliances and other metal goods
Wooden sheet that’s smooth on one side and porous on the other side. Hardboards are produced by a process in which pine, oak, beech chips are made fibrous by swelling and shaped by wet-processing after some adhesive is added.
Spray guns designed to provide the atomization of paint using less air by mixing the paint in the gun with air at less than 0,7 atm positive pressure. LVLP spray guns are used for high transfer efficiency and high surface quality.
Insufficient drying of high temperature cured organic coatings as a result of insufficient temperature or exposure times.
Natural or synthetic polymer that can be elongated to at least double its length at room temperature and can recover to its original length after removal of force. Vulcanized rubber usually demonstrates elastomeric behaviour.
Term generally used in coatings industry to describe the electrical resistivity of wet paints. In order for the wet paint to be sprayed by electrostatic methods, it has to reach to the cathodic surface with the effect of electrical attraction forces. For this purpose, electrical resistance of the wet paint should be below a certain value. In other words, the wet paint has to be sufficiently conductive. See Also Conductivity
Coating of an object with paint particles after dipping into an emulsion paint bath as an electrode and applying external current.
Process of migration of electrically charged emulsified particles to the oppositely charged electrode and deposition on the electrode under an electrical current. If the material migration under the influence of the electric field occurs by movement of (+) charged particles to cathode, the process is called cataphoresis. Similarly, if (-) charged particles move towards the anode, the process is called anaphoresis.
Coatings, on generally steel based surfaces, obtained by connecting the surface to an electrolysis circuit as the cathode leading to formation of a thin zinc layer on the surface. Electrogalvanic coatings provide corrosion resistance to the steel based surface with the help of the thin zinc layer.
Spray coatings performed by negatively charging the paint or surrounding the sprayed paint with ionized air (:corona) and connecting the application surface to the circuit as the positively charged electrode. Electrostatic spray coating is used for both wet and powder coatings because of the minimum transfer loss as a result of the movement of particles directly to the surface with the electrical attraction forces.
Objects made of aluminum are connected to an electrolysis circuit as the anode and an oxide layer with good adhesion, high barrier and corrosion resistance is formed. This process is called eloxal (Electrolytic Oxidation of Aluminum) and the resulting surfaces are called eloxal surfaces.
Saturation of a substance with a fluid by penetration of the fluid into the substance.
System formed by suspension of a liquid in another immiscible liquid as droplets larger than a colloidal state.
Compound obtained by starting from chlorination of propylene and used in production of epoxy resins and epichlorohydrin rubber.
Chemical name: Chloromethyloxirane
Chemical formula:
Boiling point: 116°C
Organic coating resins obtained by reaction of Bisphenol A based epoxy resins with fatty acids; solvent or water thinning versions can be produced. Air drying or oven drying epoxy resins can be synthesized depending on the fatty acid type used.
Resins carrying two or more extra epoxy groups at the ends of their polymer chains. The most widely used type is produced by reaction of epichlorohydrine (chloromethyl oxirane) and bisphenol A (diphenylolpropane). Liquid or solid epoxy resins can be produced depending on the length of the polymer chain. For organic coatings, epoxy resins are reacted with polyamides, polyaminoamides, isocyanate compounds, amino resins and ketimines. Epoxy resins are used in production of organic coatings with superior adhesion, chemical resistance and corrosion resistance.
Epoxy based coatings in which ketimine compounds are used as hardeners. Typical epoxy-amine crosslinking reaction occurs as a result of decomposition of ketimine to amine and ketone in the presence of water or moisture. See Also Moisture curing coatings
Two component coatings having one epoxy resin based and one polyamide resin based component.
Certain mechanic tests applied to determine the elasticity of dry coating film. Elasticity measurement tests (deep-cupping, bending, impact) are also used to measure toughness.
Organic compounds formed by condensation reaction of organic acids and alcohols.
Minimum amount of energy required to initiate a chemical reaction at a certain temperature.
Ethanol, just like methanol, is not a strong solvent for most of the polymers. However, blending with aromatics causes a strong solvent effect.
Chemical name: Ethyl alcohol
Chemical formula:
Boiling point: 78,3°C; evaporation number relative to ether: 8,3; specific gravity: 0,789; refractive index: 1,3614; flash point: 12°C



Type of ester that is a strong solvent for a wide range of polymers including many cellulose derived resins, polyvinyl acetate and polyesters.
Chemical name: Acetic acid ethyl ester
Chemical formula:

Boiling point: 77,2°C; evaporation number relative to ether: 2,9, specific gravity: 0,901; refractive index: 1,3725; flash point: –4°C
Tail solvent of ether alcohol structure, used to retard drying of cellulose derived resins, epoxy resins, polyester resin based coating systems and water-borne coatings at low quantities such as 1-2 %.
Chemical name: Diethylene glycol mono ethyl ether; 2-(2-ethoxyethoxy)ethanol (also known by the commercial name Carbitol)
Chemical formula:

Boiling point: 202°C; evaporation number relative to ether: ~1200, specific gravity: 0,990; refractive index: 1,4270; flash point: 90°C
Tail solvent used to retard drying of cellulose derived resins, polyester resins and short oil alkyd based coating systems at low quantities such as 1-2 %.
Chemical name: Diethylene glycol mono ethyl ether acetate; 2-(2-ethoxyethoxy) ethyl acetate.
Chemical formula:

Boiling point: 217°C; evaporation number relative to ether: >1200, specific gravity: 1,009; refractive index: 1,4213; flash point: 98°C
Ether alcohol used to dissolve nitrocellulose, polyvinyl alcohol, epoxy resins and many natural resins. Its use is limited due to possible health risks.
Chemical name: Ethylene glycol mono ethyl ether, ethoxy ethanol (also known as Cellosolve or oxitol)
Chemical formula:
Boiling point: 135°C; evaporation number relative to ether: 43, specific gravity: 0,930; refractive index: 1,4081; flash point: 42°C
Ether acetate also used to dissolve polyester and short oil alkyd resins, besides being used for the same applications as ethyl glycol. Its use is limited due to health concerns.
Chemical name: Ethylene glycol mono ethyl ether acetate; ethoxy ethyl acetate (also known as Cellosolve acetate).
Chemical formula:

Boiling point: 156,2°C; evaporation number relative to ether: 60, specific gravity: 0,975; refractive index: 1,4058; flash point: 51°C
Solvent used below 10% in organic coating formulations when a late evaporating polar tail solvent is required. Also called isooctanol or isooctyl alcohol.
Chemical formula:

Boiling point: 184°C; evaporation number relative to ether: ~600; specific gravity: 0,833; refractive index: 1,4328; flash point: 74°C
Water soluble cellulose ether resins obtained by reaction of cellulose with ethanol. They are used as binders in water-borne architectural coatings and as thickeners.
Group of coating binders that is obtained by reaction of silica with ethyl groups and that provides high corrosion resistance. Most widely used example is tetraethylorthosilicate monomer. They are used in production of zinc-rich waterborne primers.
Type of polyol that is obtained by hydration of ethylene oxide and is a petrochemical product. It is widely used in making of alkyd and polyester resins. Also widely used in closed circuit anti-freeze solutions.
Chemical name: Ethane-1,2-diol
Chemical formula:

Boiling point: 197°C; specific gravity: 1,113; refractive index: 1,4310; flash point: 110°C
Type of synthetic rubber. Tailor-made plastics with adjusted strength, flexibility and brittleness are obtained by preparation of alloys of ethylene propylenediene polymer and polypropylene (PP/EPDM) at various ratios. PP/EPDM alloys are most widely used for automotive bumpers.
Chemicals; detergents, alcohols, ammonia, sodium hypochloride, soaps, oils, vinegar etc.; that have destructive effects on coated surfaces of household objects such as furniture, home appliance, electronic devices and parts such as flooring, walls and doors etc.
Paint production step applied to decrease the particle size of pigment aggregates in the fluid medium using mechanical energy. Because grinding of pigments used in wet paints are achieved in liquid media consisting of resin solutions, those processes are also called “wet grinding”.
Upper limit of particle size range obtained after dispersion. Fineness of grind is usually stated using two gauges: Metric gauge based on micrometer and Hegman gauge. e.g, in the case that almost all the particles in a pigment paste or coating are 25µm or smaller, fineness of grind is 25µm in metric gauge and 6 in Hegman gauge.
Laboratory device used to determine the upper limit of pigment size of coatings or semi-finished coatings. Grindometers consist of a steel block with a cavity of varying depth starting from zero depth. The deep end of the cavity is filled with the pigmented liquid and the liquid is scraped towards the shallow end with the help of a knife. Depth of cavity at the point where particles are visible is noted as the fineness of grind.
Part of a ship between submerge levels of empty and fully loaded conditions. Surfaces at boot topping part are exposed to frictional effects by guide boats, piers and buoys. In addition, depending on the loading level, it can be exposed to spattering of sea water or can be fully submerged.
During electrostatic spray applications, electrical field lines, formed between spray gun and coated object, prevent the coating from reaching indentations. Process of formation of electrical field lines in a cage form preventing the transfer of coating to the inner surfaces of the cage is called the “Faraday Cage”.
White and crystalline chemical substance used as raw material for phenolic resins.
Chemical formula:
General name for resins, formed by reaction of phenol and aldehydes, having outstanding thermal and chemical resistance.
Apparatus used to apply paint by means of its fibers attached to a handle. Brush fibers are prefered to be made of nylon or polyester for waterborne coatings; and of polyester or animal hair for solventborne coatings.
Fiber streaks can be observed right after the application of the paint by brush. If those streaks do not dissappear during drying process, a coating defect named “brush mark” arises. Brush marks can be overcome by lowering the surface tension or viscosity, or by adding slow solvents to the coating system.
Baking of high temperature drying coating systems in high temperature ovens.
Formation of a highly adhering, hard and enduring film as a result of physical (solvent evaporation for wet coatings, cooling for powder coatings) and/or chemical processes after application of wet or powder coating to the surface as a thin layer.
Organic coating raw material used for providing adhesion, internal integrity and strength. See Also Binder
Agglomeration of previously grinded and dispersed pigments as flocculates due to the unstable dispersion process. See Also Flocculate
Pigment lump formed by coalescence of pigments at their edges and containing resin and solvent in their interspaces. Flocculates generally arise from re-agglomeration of previously dispersed pigment particles. See Also Clusters of pigments and extenders
Most of the colored objects absorb some of the light they are exposed to and reflect the rest, while they return the light energy they absorbed to the surrounding in the form of heat energy. There are few objects, however, that return the light energy in the form of light energy. This fact is called flourescence.
Flourescent pigments, after absorbing the UV spectral part of the light, return the UV light energy in the form of a blue visible light together with some heat energy. Therefore, flourescent pigments emit more visible light than they are exposed to.
General name for polymers, structural units of which contain fluoro compounds. Polytetra fluoroethylene (PTFE), polyvinylidendifloride (PVDF or PVF2) and polyvinylidenfloride (PVF) can be mentioned among the main fluoropolymers that are used in organic coatings having superior thermal resistance, chemical resistance and outdoor durability.
Similar to polysiloxane surface additives; fluorocarbon surface additives, having low surface tensions and compatibility with the coating formulation, migrate to the surface to avoid formation of film defects.
Functionality is the total number of functional groups in the molecule of a chemical compound (total capacity for chemical bonding).
General name for groups formed by atoms, present in the structure of a chemical compound, arranged together to have tendency to undergo chemical reactions. (e.g., –OH, –COOH, –NCO, –HC=CH–)
Reactive gas obtained by catalitic oxidation or dehydrogenetion of methanol


.
Basic structural unit used in production of various resins such as melamine formaldehyde, urea formaldehyde, phenol formaldehyde etc.
Chemical formula:
Boiling point: –21°C
See Also Paraformaldehyde
Surface treatment performed to improve adhesion of coating to metal surfaces and to reduce corrosion tendency (inactivation) of metal surfaces. Phosphating is carried out either by using iron phosphate solutions resulting in more limited protection or by using solutions containing one or more of zinc, manganese and nickel phosphate salts resulting in thicker coatings. The latter case provides better adhesion and higher corrosion resistance.
Some objects absorb some of the light energy and reflect the rest, while returning most of the absorbed light energy to its surrounding in the form of light energy, similar to fluorescence but with a time lag. This fact is called phosphorescence. See Also Fluorescence
Phosphorescent pigments, following absorption of the UV spectral part of the light, return some of the energy as heat energy; after a time lag they emit the rest of the energy in the form of a blue visible light. Therefore, phosphorescent pigments continue to emit a blue light also after removal of the light source.
Breaking up of polymers (meanwhile dried coating films) into smaller molecules with the effect of visible or UV light.
Chemical substance obtained by oxidation of o-xylene or naphthaline. Phtalic anhydride is the most widely used polyacid in alkyd resin and polyester resin synthesis.
Chemical formula:

Boiling point: 131°C
Volume unit. Imperial gallon corresponds to 4,54 liters and U.S gallon corresponds to 3,785 liters.
Name for coatings applied by dipping cold rolled carbon steel plates or various carbon steel objects into a melted aluminum, zinc, silicon alloy bath. These coatings are composed of 55% zinc, 43,4% aluminum, 1,6% silicone; and are also known as Aluzinc or Zincalume.
Name given to slow evaporating solvents added to coating formulations to prevent surface defects such as brush marks, orange peel, pinholing and blushing etc. caused by “fast” evaporation of solvent blends during coating applications.
Segment of industrial coatings market that covers the sub-segments which are not classified as seperate technical or commercial groups. According to Paint Research Association (PRA), these sub-segments are as follows: Heavy Duty Coatings, Heating, Ventilation and Conditioning Coatings; Auto Ancillary Industry Coatings; Metal Furniture, Accessories and Connections Coatings, General Metal Industry Coatings. However, since industrial structure in Turkey has some differences with those in highly developed industrial countries, the General Industrial Coatings segment in Turkey, includes some other activity fields which PRA classifies as seperate segments of Industrial Coatings market. In line with this, General Industrial Coatings activities in Kansai-Altan are structured to serve the following sub-segments: Agricultural Vehicle Coatings, Heavy Duty Machinery Coatings, Steel Construction Coatings, Construction Material Coatings, Household Instrument Coatings, General Metal Industry Coatings. See Also Industrial Coatings
Scattering of wet paint particles sprayed by conventional air spray guns to the surroundings after bouncing from the air cushion near the surface or bouncing with the air from the surface. Bouncing effect decreases the transfer efficiency since some of the sprayed coating is not transfered to the application surface.
U.S institution that arranges the standarts, norms and recommendations regarding food and drug. FDA is an important foundation for coatings industry due to the standarts and limitations on coatings applied to food contact surfaces.
Light rays falling on transparent thin plates with a thickness close to wavelength, are reflected separately from top and bottom surfaces of the thin plate. These separately reflected light rays undergo a physical interaction called “interference” and perceived as different colors. These colors, especially observed with pearlescent pigments, are called “interference colors”.
Heat energy required to completely evaporate a unit amount of liquid heated to its boiling point under 1 atmosphere pressure. (Unit: cal/g)
Compounds, obtained from reaction of glycol ethers with acetic acid, having both ether and hydroxyl bonds. (e.g, Butyl glycol acetate = Ethylene glycol monobutyl ether acetate). Glycol ether esters are among the most widely used oxygenated solvent groups.
Compounds, formed by reactions of glycols (e.g, ethylene glycol) having both ether and hydroxyl bonds. For instance, structure of ethylene glycol monobutyl ether is given below. Glycol ethers are among the most widely used oxygenated solvent groups.
Glycerine occurs naturally in structures of vegetable and animal fats. Synthesis is achieved by oxidation of propylene. It is the most widely used polyol in alkyd resin production.
Chemical name: Propane-1,2,3-triol or 1,2,3-propanetriol
Chemical formula:

Melting point: 18,2°C; boiling point: 290°C

Spectrometer that carries out color measurements via detectors placed in such a way that enables measuring of different reflection angles from a colored surface. Goniospectrometers are used to measure colors that change at different angles, especially colors of coatings containing metal or pearlescent pigments.
For basecoats containing aluminum and pearlescent pigments, partly cloudy, low glitter, low luminosity surface appearance is observed if factors such as low film viscosity, nonhomogeneous film thickness etc. prevents the aluminum or pearlescent pigments to be alligned parallel to the surface. This phenomenon is called mottling or cloudiness.
Pigments added to coating formulations to provide an appealing look, besides coloring the coating. For this purpose, aluminum pigments and mica based pearlescent pigments of platelet shape are widely used. There is a special aesthetical expectation from basecoat applications containing metalic or pearlescent (or micaceous) pigments: the flip-flop property. This coating property, formed by parallel allignment of aluminum or pearlescent platelets to the surface, leads to a mirror-like appearance when looked from the front, and to a dark color appearance when looked from a very low angle. Transparency of the film formed by binders enhances the flip-flop effect.
All properties affecting the visual perception of the dried coating film. Most important properties for visual evaluation are; color, specular gloss, levelling, Distinctness of image (DOI) and haze.
DOI is one of the three concepts designating the reflected image quality, therefore, low DOI is an important defect for automotive OEM and car repair coatings. Low DOI is revealed by observation of scattering on the vicinity of the main light beam reflected with an angle of 20° from the varnish surface. However, scaterring in low DOI occurs in a much narrower angle interval than that of haze defect. Low DOI is perceived as reduction in sharpness and distinctness on the edges of the reflected image. Measurement of DOI is performed by DOI-meters produced by equipment producers. Low DOI can arise from light scattering caused by crystalline additives or binders in the coating film, or by tiny wrinkles on the surface of the coating.
Wavelength interval of light (between ~380-780 nm) perceived by the human eye. Orbit electrons of atoms and molecules constituting the objects, radiate when exposed to an external energy intense enough to stimulate the electrons. Only a small part of these radiations, X-ray being the strongest and radio waves being the weakest, is visible to human eye.
Determination of color, distinguishing only with human eye without using any measurement tools. One or more of the following is intended by this process: (i) Estimation of pigment or dye stuff content of an observed color with an unknown composition. (ii) Determination of matching degree of an observed color according to a reference color. (iii) Determination of types and amounts of stains to match an observed color with a reference color.
Type of polymerization that allows growth of the polymer chain on different ends as a result of a silicone structured initiator activating alternating ends of polymer chain in turns or activating ends of two separate chains in turns during growth. Monomers used in group transfer polymerization should contain carbonyl or nitrile groups. Such growing polymers are also called living polymers.
Its timber is dense and tough. Hornbeam timber is not suitable to use in construction carpentry and cabinetry. It gives best results in producing small scale but tough objects. It is used in flooring and production of wooden parts of laboratory equipment.
Top part of the ship, above storage and cabins, suitable for strolling.
Ratio of non-volatile content volume of a wet paint to the total wet paint volume is defined as “non-volatile content by volume”.
Surface layer, formed during hot rolling of steel that contains iron oxide and rolling oils in their compositions besides steel.
General name for organic coatings that can lead to dry rigid films at ambient conditions without any assistance after application. Coatings that form films by solvent evaporation and oxidative drying are characterized as “air drying”, since they appear to dry with no assistance.
Applications based on breaking and spraying the liquid paint in tiny droplets to surfaces with the help of pressurized air. Spray applications performed by air spray guns using pressurized air at 2,5-5,5 atm. are widely used especially for industrial coating applications. In air spray applications, paint is sprayed in droplets of 20-50 micron diameter.
Spraying of paint through a thin nozzle at 5-35 atm pressure. In airless spray applications, the paint can be sprayed as droplets of 70-150 micrometer diameter by means of an airless spray gun. The bouncing effect and related paint loss is less compared to air spraying applications.
General name for fats stored in animal bodies and formed by reaction of three hydroxyl groups of glycerine with animal fatty acids, especially stearic acid.
Fineness of grind gauge with the deepest edge of 100 microne depth marked as “zero” and the shallowest edge of zero depth marked as “eight”. Therefore, in Hegman gauge, each unit between zero to eight corresponds to 12,5 micron fineness.
Chemical formula:

Melting point: 35°C
Monomeric melamine formaldeyde subjected to complete etherification with methanol. Its low molecular weight and solubility in both water and organic solvents enables its usage as high solid content coating input. Because it is completely etherified, acid catalysts need to be added to the coating formulations in order to enhance the reaction tendency, which is lower compared to butylated melamine formaldehyde resins.
Diisocyanate used to produce polyurethane coatings with high flexibility and high outdoor durability. Non-volatile biuret or its trimers are used as hardeners instead of volatile HMDI for occupational health concerns.
Chemical formula:

Boiling point: 140-142°C
Polyol used in limited amounts to enhance flexibility of polyester for saturated polyester production.
Chemical formula:
Aliphatic solvent used in coatings industry.
Chemical formula:
Boiling range: 94-99°C; Evaporation number based on the ether: 3; Specific gravity: 0,715-0,725; Refractive index: 1,397; Flash point: -5°C
Tests that aim to accelerate the destructive effects of external factors compared to those under normal conditions by increasing the intensity of those factors. (e.g., accelerated setttling tendency test or accelerated corrosion test and so on).
Monomer of ester structure, used in synthesis of acrylic polymers with hydroxyl functional groups.
Chemical formula:

Cellulose derivative used as rheology modifier and thickener especially in latex based architectural coatings.
General name for subtances having tendency to adsorp and absorp water.
Vegetable oil obtained from seeds of Ricinus communis. It is used in production of oven dried or two component coatings as OH functional and monounsaturated ricinoleic acid constitutes almost 90% of the fatty acids it contains. During dehydration, castor oil loses one OH group and one H atom, thus losing one H2O from its molecule. This results in the formation of a new carbon-carbon double bond and since number of double bonds increases to two, the molecule turns into a drying oil which is called and separately used as “dehydrated castor oil”.
Castor oil derivatives, having tendencies to establish hydrogen bonds with the binders over their OH groups, provide the coating with a thixotropic structure. Sensitivity to high temperatures applied during paint production can be noted as their weakness.
A polymer is called a homopolymer if it grows by repetition of a single monomer (e.g., -AAAAA-, A being the monomer). Examples are polyethylene, polypropylene etc.
Birch is a dense, fine-grained and moderate tough tree. It is flexible and strong. Its sapwood and heartwood is same in color. Its use in woodturning is difficult and it has a poor exterior durability. It decays fast in outdoor exposure. It is used in engraved furnitures, musical instruments, sledges, skis, plywood production, barrel, pulley, bobbin case and wooden lasts.
Lime tree has very soft timber. Growth rings are not distinctive. It has small pore structure and its appearance is uniform. Lime tree is a dense, fine-grained and flexible tree. It considerably shrinks during drying. It decays fast in open air and changing weather conditions. Its durability against physical conditions is poor. It is an easily processable and light weight tree. Its timber is whitish yellow and reddish white. Timber of lime tree is primarily used in wood carving, statuary as well as mannequin and drawing board production.
Amount of energy required to increase the temperature of 1 gram of a pure substance by 1°C.
1) General name for reactive chemical substances that are able to harden and become insoluble by polymerization upon heat exposure; 2) General name for polymeric materials that harden and become insoluble by polymerization upon heat exposure.
General name for substances that can repeatedly soften when heated and recover to their original hardness after cooling.
Coating defect described by coating’s inability to form a film during or after application to the surface. Dewetting occurs when surface tension of wet coating is higher than that of the application surface.
General name for additives that are used to (a) perform dispersion of pigments and fillers using less energy in shorter time, (b) increase dispersion stability in the fluid composed of resin and solvent.
Spreading of a fluid on a surface as a thin homogeneous layer due to its lower surface tension than that of the application surface.
Light fastness is defined as the resistance of organic coating inputs, especially dye stuff and pigments, to destructive effects of sun light. In addition, light endurance of a dried coating film is also defined as light fastness.
One of the three components used to define a color (other two are hue and saturation). Highest lightness corresponds to white, while lowest lightness corresponds to black. Therefore, by lightness, darkness-lightness state of a color on the black-white axis is meant.
Coatings formed by reaction of reactants with the help of radiation energy to give a rigid film. UV curable coatings and Electron beam (EB) curable coatings are the two main types of radiation curable coatings.
Storage of binders, having reactive groups that give crosslinking reactions at room temperature, in the same container leads to gelation. Containers that contain binders with reactive groups and stored in separate containers are called two-pack coatings. They are widely named as 2K coatings or 2K varnishes etc. In cases when reactive groups react in presence of a catalyst, the catalyst is stored in the second component. In some rare situations, both reactive groups and catalyst need to be stored separately.
In coatings industry, conductivity is frequently used to state the electrical conductivity of wet coating or dry coating film. 1) It is important that electrical conductivity of a solventborne wet coating is convenient for electrostatic spraying application. 2) If a dry coating film is conductive enough, it enables application of another layer of coating by electrostatic spraying or electrophoresis.
Solvent or solvent blend used to adjust the viscosity of wet coatings for a defined application.
Percentage ratio of thinner amount that has to be added to a wet coating to bring it to the required viscosity, to the amount of undiluted wet coating.
General name for surface treatment operations applied to enhance corrosion resistance of metal surface and to improve adhesion of organic coatings. Iron phosphate coatings are obtained by converting the iron atoms already present on the metal surface to iron phosphate molecules by using phosphoric acid rich compounds. On the other hand, zinc phosphate or phosphate-nickel-manganese (trication) phosphate coatings are obtained by formation of a thick crystalline layer that enables higher corrosion resistance than iron phosphate coatings.
Inorganic based pigments, most of which are formed by metal oxides, metal oxide mixtures and carbon black. Almost all inorganic pigments used today are obtained synthetically.
General name for architectural and constructional coatings that have primary function of decorating interior and exterior parts of buildings, and secondary function of protection. They are also known as decorative coatings.
Coating defect seen in brush applications described by glittery marks of thread or fiberlike appearance paralel to the brush application direction. This defect is caused by fillers with big particle sizes. In addition, similar marks can be observed in dipping applications. In this case, coating defect is caused by the surface tension differences.
Dryness level needed to stack coated pieces is called dry to stack, and time needed to reach this dryness level is called dry to stack time. In order to measure dry to stack time, coated pieces are stacked so that coated surface touch each other and is subjected to a constant pressure (e.g, 50 kg/m²) applied by a mass for 24 hours. Later on, easiness of separation from each other is observed and coated surfaces are investigated for defects such as delamination etc.
Dryness state at which coated pieces can be stacked without sticking to each other is defined as stackability. Safe dry to stack time of a coating for a certain application material is determined by “dry to stack test” at laboratory conditions.
Amount of iodine in grams required to saturate the double bonds in 100 grams of oil is called the iodine value. Iodine value is generally directly proportional to the oxidation drying capacity.
Alcohol similar to n-butanol in terms of solvent strength.
Chemical name: Isobutyl alcohol, 2-methylpropane-1-ol
Chemical formula:

Boiling point: 108°C; evaporation number relative to ether: 25, specific gravity: 0,803; refractive index: 1,3959; flash point: 27°C
Type of acetate similar to n-butyl acetate in terms of solvent properties.
Chemical name: Acetic acid isobutyl ester
Chemical formula:

Boiling point: 117,2°C; evaporation number relative to ether: 7,7, specific gravity: 0,870; refractive index: 1,3902; flash point: 18°C
Solvent having similar but weaker solvent properties to butyl acetate.
Chemical name: Isobutyric acid isobutyl ester
Chemical formula:
Boiling point: 140,7°C; evaporation number relative to ether: 21, specific gravity: 0,853; refractive index: 1,3999; flash point: 37°C
Polyisocyanate having outdoor durability as good as hexamethylene diisocyanate (HMDI), but lower flexibility than HMDI. For polyurethane coatings, its prepolymer is used instead of IPDI due to the occupational health concerns. Monomeric IPDI, like other monomeric isocyanates, partially evaporates at room temperature and leads to health risks.
Chemical name: 5-isocyanate-1-(isocyanomethyl)-1,3,3- trimethylcyclohexane
Chemical formula:
Isophtalic acid is obtained by oxidation of m-Xylene. When used in unsaturated polyester and alkyd formulations instead of phtalic anhydride, resins are obtained with better thermal and chemical resistance and mechanical strength.
Chemical name: Benzene-1,3-dicarboxylic acid
Chemical formula:
Melting point: 347°C
Alcohol that dissolves urea and melamine formaldehyde resins, polyvinyl acetate and polyvinyl butyral, in addition to being widely used as a thinner for resins together with aromatic solvents.
Chemical name: Isopropyl alcohol, propane-2-ol
Chemical formula:

Boiling point: 82,4°C; evaporation number relative to ether: 10, specific gravity: 0,785; refractive index: 1,3772; flash point: 12°C
General name for compounds, having NCO functional groups, formed by reaction of polyisocyanate monomers with their own kind or with polyols over some of their isocyanate (NCO) groups (e.g., Toluenediisocyanate and trimethylol propane prepolymers, biurets of hexamethylenediidocyanate, isophorone diisocyanate and water prepolymers etc.).
Formation of insoluble coating films is aimed by crosslinking binders present in the coating formulation. Determination of crosslinking ratio of coating film has influence on the performance of the film after application. In order to determine this ratio, a solvent or solvent blend is chosen to dissolve the unreacted binder left in the film. Pieces of coating film, scraped from the surface, are extracted with the chosen solvent (blend) and unreacted binder is removed from the film together with the pigments and fillers attached to it. Percentage ratio of remaining sample weight to the initial sample weight is called the gel fraction.
Formation of blisters filled with gas or liquid on a dried coating film. Main reasons for liquid filled blisters could be development of local corrosions on the application surface and existence of water soluble salts in wet paint or application surface. In addition, for especially oven dried coatings, factors such as existence of solvents that are unable to pass the thick coating film can cause gas filled blisters. Blistering is a defect that hinders the protective and decorative functions of the coating.
Coating defect described by wrinkled appearance of a partially crosslinked dry film after swelling under the influence of strong solvents when a coating containing strong solvents is applied on it.
General name for additives used in oxygen-cured coatings to prevent skinning of mentioned coatings in their containers during their shelf life.
Varnishes- glossy, silky mat, mat etc- applied as a thin layer on paper surfaces to prevent from destructive effects of moisture, oil etc. and to provide an appealing look. Being mostly used for packaging papers and papers for brochures, catalogs, magazines etc., an important portion of paper coatings are produced using UV cured polymers.
Test method used to determine the surface hardness of a dry organic coating film using a pencil with standart hardness. For pencil hardness test, pencils of following standarts are used arranged in increasing hardness level: 6B, 5B, 4B, 3B, 2B, B, HB, F, H, 2H, 3H, 4H, 5H, 6H. Coated surface is scratched with a pencil tip, square shaped with sand paper. A coating’s pencil hardness is defined as the hardness that is one level softer than the softest pencil leaving a permanent mark on the surface.
Material applied on the inner surfaces of molds to ease the removal of objects, especially plastics, from the mold after injection. Release agents are chosen from substances with low surface tensions in order for the molded object not to stick to the mold. Failure in removing the release agents from the coating application surfaces causes surface defects such as craters, orange peel and poor adhesion.
Material applied on the inner surfaces of molds to ease the removal of objects, especially plastics, from the mold after injection. Release agents are chosen from substances with low surface tensions in order for the molded object not to stick to the mold. Failure in removing the release agents from the coating application surfaces causes surface defects such as craters, orange peel and poor adhesion.
Calcite is the ore of lime stone (CaCO3) with rombic structure. Refractive index: 1,60; specific gravity: 2,70-2,71; oil absorption: 17±2 g/100 g calcite. Extender obtained by grinding of the ore, is widely used especially in architectural coatings.
Mineral of aluminum silicate containing crystal water is known as kaolin (Al2O3.2SiO2.2H2O). Refractive index: 1,56; specific gravity: 2,58; oil absorption: 40 g/100 g kaolin. Filler material obtained from grinding of the mineral, mainly used in paper industry and also used in exterior architectural coatings in coatings industry.
Decomposition of liquid petroleum distillation products, natural gas or acetylene to carbon and hydrogen leads to hydrogen generation and carbon black (soot) formation. Carbon black is a black pigment widely used in coating industry.
Carbon steel is alloy of iron and contains 0,05-2,00 % carbon. It has superior mechanical strength and corrosion resistance compared to pure iron. Manganese, silica and copper are also added to carbon steel in addition to iron and carbon.
Equipment used to homogenize the coating during production or before application and is composed of an engine, a mill attached perpendicularly to the engine and a mixer knife attached to the mill. Depending on the mixer knife type, propeller type, serrated type, anchor type mixers are used.
Main part of a ship that is always submerged in the sea. For this reason, outer surface of the carine is always exposed to salty water, biological accumulation, and friction when the ship is on the move or the sea is rough.
Filtration of coatings with “deep filtration method” under an applied pressure using cartridge filters having controlled porous structures. Presently, cartridge filters of 1µm to 100µm pore sizes are used for paint filtration processes.
Physicochemical process that occurs as deposition of positively charged organic polymer particles, previously suspended in aqueous medium, after migrating to cathode of the electrolytic circuit under direct current and being reduced at the cathode. See Also Cataphoretic coatings
Additives used to accelerate the crosslinking reactions in organic coating formulations. Catalysts can be directly added to the coating formulation, or they can also be packed separately and added to the formulation right before application.
Test applied to determine the water resistance of organic coatings. For cataplasm test, water-absorbed cotton is covered by a thin polymer film to avoid evaporation. Later on, mentioned piece of cotton is left on the coating film for a certain time period (e.g, 8 hours) at a certain temperature (50°C, 60°C, 70°C, 80°C, ...) and effects of water is observed (softening, lifting, color change etc.).
Amount of solvent-free binder present in 100 units of wet paint or binder solution.
Polymerization of unsaturated reactive molecules by addition over their unsaturated sections via activation by chemicals, also known as initiators. Addition polymerization is comprised of four steps: Initiation, propagation, chain transfer and termination. Addition polymerization reactions forming free radicals, organic cations or organic anions via initiators are named as follows: Free radical polymerization, Cationic polymerization, Anionic polymerization.
General name for coating formulation inputs that constitute maximum two percent of the formulation causing dramatic changes in technical properties of coatings. Additives are used to obtain required properties during production, application, storage and shelf life.
Organic coatings formed by coating of an object- having a conductive surface- connected to a circuit as the cathode by positively charged paint particles suspended in aqueous medium under direct current. Cathodic electrodeposition coatings are most widely utilized for automotive coatings. Perfect adhesion enables superior corrosion resistance. These coatings are also known as cataphoretic coatings.
A metal object, desired to be protected from corrosion, is made the cathode of an electrolytic circuit and therefore, corrosion rate is decreased dramatically. This method is called cathodic protection. Cathodic protection can be obtained by constructing a circuit with the metal to be protected and an inert electrode; and using the metal as the cathode by applying a voltage. Another method is to connect the metal object with a more active metal (called sacrificial anode) to form an electrochemical cell.
Process that causes a decrease in corrosion rate as a result of less conductive depositions on cathode surfaces.
One of the basic electrodes present in a electrochemical cell. The electrode where reduction reaction occurs is called the cathode.
Remainder of the juice of rubber tree (Hevea brusiliensis) after evaporation. Rubber, chemically composed of polyisopyrene, crosslinks with sulfur compounds forming a high resistance elastomer. Process of crosslinking with sulfur compounds is called vulcanization, and rubber that undergoes vulcanization is called vulcanized rubber.
It has white, dark white, yellowish white and brown heartwood depending on the species. Growth rings and grains are not distinctive. It has a very soft, coarse and loose structure. It sticks well with glue. It has a low physical strength. Large diameter poplar trees are commonly used in veneer and plywood industry. Poplar timber is used in match making. Furthermore, poplar is used in the production of packing boxes, barrels to keep dry stuff and chipboards.
Wood of beech tree is dense and tough. Its sapwood is reddish brown. It lasts long and is durable because of its hard structure. Fibers of beech tree can absorb varnish well. In addition to any type of solidwood work and furniture, beech tree is used in production of panels, tool handles, and musical instruments as well as in woodturning.
Boiling point is defined as the temperature that vapor pressure of a pure liquid reaches to the total outside pressure. At this temperature, the liquid boils and evaporates rapidly.
Boiling of liquids that are not pure, occurs at a boiling range rather than a single temperature. This range is called the “boiling range”.
In latex coatings, for which polymer suspensions in water are used as binders, the polymer particles approach each other to form a continuous rigid film as a result of water evaporation. In order for the coalescence to take place also at ambient temperatures, some glycol based solvent is commonly added to latex based architectural coatings.
Branch of science that investigates the changes in the rheology of a fluid, having components that undergo a chemical reaction, during the course of the reaction. It is also used to investigate the rheological behaviour of crosslinking organic coatings during the film formation process.
Self polishing coatings are mainly applied to submerged surfaces and produced using binders that undergo controlled hydrolization in sea water. Residues accumulated on the surface, leaves the surface together with the top coat binder as a result of water contact. Thus, leaving a clean and polished surface.
Separation of a substance’s neighbouring particles from each other by applying different parallel forces causing different particle velocities. (e.g., knives of scissors cut a piece of paper by applying forces in two opposite directions normal to paper surface. These forces are called shear forces. Shear force is applied to the paint formulation by mixer blade while mixing.)
Fluids that undergo a viscosity decrease upon exposure to shear force (e.g., mixing or shaking). They regain their original viscosity after removal of the shear force. Pseudoplastic fluids regaining their viscosity a while after shear force removal are called thixotropic fluids. An important portion of coatings demonstrate thixotropic behaviour.
Fluids that undergo a viscosity increase upon exposure to shear force (e.g., mixing or shaking). They regain their original viscosity after removal of the shear force. Some pigment pastes with high pigment loading demonstrate shear thickening behaviour.
Its timber is between dark yellow and white in color. It is easy to process but heavy and brittle. It has good water resistance. Growth rings are distinctive and uniform. They are used in veneer, solidwood furniture production and interior decoration. It is suitable for producing long-lasting and durable furnitures. Paint and varnish can be applied on it.
Special corrosion test performed to estimate the resistance of coatings to corrosive effects of sulfur dioxide from chimney waste.
Organic chemical compounds containing a carbonyl group (C=O) and having a general formula given below.
Paint especially designed and produced to give a wrinkled appearance. Wrinkled paints are designed so that the upper surface of the wet paint dries faster than the overall film.
Coating defect described by the wrinkled appearance caused by faster drying of surface layer of a wet coating film than lower layers, similar to lifting defect.
Refractive index of a substance is the ratio of speed of light in space to speed of light in that substance. It is also defined as the ratio of sinus of the angle between the light coming from space hitting the object surface and normal, to the sinus of the angle between refracted light and normal.
Name of the harder, darker and denser rings that are present in the cross-section of a tree and that are formed during winter time.
It‘s named as red pine because of its reddish buds. Red pine is a resinous tree. Since its trunk is curved and branched, red pine tree is used in production of packing boxes as well as in rough construction works.
Resistance of organic coating films to possible effects of chemical substances that they are exposed to throughout their service lives. For industrial coatings various acid resistances, alkaline resistances, fuel and solvent resistances; and for domestic coatings alcohol, ketchup, oil, sweat, tomato paste resistances can be mentioned among chemical resistances.
State of dryness and hardness needed for a coating film to reach the expected chemical resistance is called chemical drying, and time period needed to achieve chemical drying is called chemical drying time. Chemical drying time is determined by measuring the chemical resistance of the coating film.
Its durable and reddish wood with uniform grains is used in interior decoration as solidwood or plywood in addition to making high quality furniture. Works that require lathing, embossing and engraving on wood, modeling and production of musical and scientific instruments. In producing high quality articles, its sapwood is used. Paint and varnish can applied on cherry well.
Hard thermoplastic resin that is obtained from reaction of natural rubber with chloride, containing approximately 65% chloride and that is soluble in aromatic solvents. It has superior chemical resistance and water resistance. There are also some commercial products obtained from chlorination of synthetic rubber.
Hardness measured by marking the coating film using a diamond tip that carries a certain weight. Knoop hardness is calculated by dividing the mass, that applies the weight, by the area of the mark observed on the surface.
Attraction of molecules of same kind towards each other resulting in stable agglomerates of those molecules both in liquid and solid phases is called cohesion. Attraction forces that similar molecules apply to each other leading to cohesion are called cohesion forces.
Functional groups on a molecule can have positive or negative effects on the tendency of the neighbouring groups of the same molecule to react with other compounds. This effect is called “neighbouring effect”.
Term used to describe the position of double bonds in a molecule with respect to each other in the case that double bonds are separated from each other by one single bond. See Also Conjugated fatty acids
Fatty acids containing double bonds separated from each other by one single bond on their main molecule chain that is composed of carbon-carbon bonds. e.g., eleostearic acid, licanic acid etc.
Oils containing mainly conjugated fatty acids in their structures.
During obtaining of wooden materials, if the cutting direction is perpendicular to the grain direction of wood, it is called end cutting. See Also Edge Cutting
Pigment particles undergo controlled flocculation with the help of dispersion additives that hold on to the pigment particles over their pigment-loving groups. Bigger particle sizes are obtained compared to deflocculation; however, “hard precipitation” tendency of the coating decreases. Controlled flocculation is a widely used technique during dispersion of primer pigments and fillers.
End cut and edge cut thin wood panels of the same number with 1 mm thickness are glued and pressed together such that adjacent plies have different wood grain at right angles to each other. Wood panels obtained by this technique are called plywood.
Application of paints and varnishes by spraying in tiny droplets using air guns with air at 2,5-5,5 atm pressure. Feeding of coating to the gun is achieved either by gravitational forces from a cup placed on top of the gun, or by suction from a cup placed under the gun or by pressurizing the paint.
Heating ovens that contain hot combustion gases or heated air inside. The hot combustion gases or air provides drying and curing of the objects coated with oven-cured coatings.
Polymers having more than one type of repetitive units such as –ABABAB– or –AAABBBAAA–, where A and B are two separate units. (e.g., ethylene vinyl acetate copolymer)
Electrostatic coating method used to coat a positively charged surface with little loss, using powder coating particles charged by air molecules ionized under high voltage.
Electrochemical circuit that has two different metals as its electrodes and that more active electrode naturally behaves as the anode, experiencing corrosion.
Laboratory tests that aim to determine the corrosion resistances of coated or uncoated materials in a much shorter time than actual exposure periods in their usual service lives, by subjecting the materials to severely corrosive conditions.
Coarse wood with no grains. Timber of fir-silver fir is yellowish white and matt. Owing to distinctive growth rings with no color difference, it is also used as veneer.
Additives that accumulate on the surfaces of microbubbles in the wet coating and enables combination of microbubbles to grow into bigger bubbles that migrate to the paint surface and leave the system.(e.g., polyethers with limited compatibility, polyacrylates, polymethylalkylsiloxanes)
Foam stability is defined as the resistance of bubbles, caused by air trapped in the wet coating during production or application, against bursting and disappearing. It is known that silicon additives increase the foam stability if they are highly compatible with the coating and they effectively decrease the surface tension.
Bubbles in the wet coating cannot burst easily even if they are moved to the surface by defoamers. For this reason, it may be necessary to use bubble breakers to ensure bursting of the bubbles on the surface. (e.g., mineral oils, dimethylpolysiloxanes with limited compatibility)
Cup shaped cavities, that remind volcano craters and that are caused by local surface tension decreases, are called craters. Gel particles, oils, foreign materials, fibers, incompatible silicon contamination and spray dusts of other coatings can be counted among the typical crater causes.
Pigment volume concentration at which all the binder in a coating formulation is used up to wet the pigments and to fill up the pigment pores, leaving no free binder.
Color parameters obtained by converting measured X, Y and Z values of any color to decimal numbers that sum up to 1. This way, instead of three parameters, an easier two-dimensional color coordinate system is obtained.
Accelerated outdoor durability test that aims to simulate the accelerated effects of sun light using xenon lamps.
Solvent obtained from high aromatic content petroleum and coal tar. The solvent, that is known by the name xylene in coating industry, is in fact a blend of three isomers having the chemical formula .





Some properties of xylene blend used in the coating industry are as follows:
Boiling range: 137-143°C; evaporation number relative to ether: 13; specific gravity: 0,871; refractive index: 1,4980; flash point: 25°C
Surface preparation treatment performed to remove dirt, oil, rust etc. from application surfaces (metal, concrete etc), and to increase surface roughness for improved adhesion. For sand blasting process, high silica sand, hard metalic abrasives; for more sensitive surfaces (e.g., plane bodies) hazelnut shells, plastic granules etc. are sprayed to the surface via pressurized air. Regarding sand blasting, SSPC (Steel Structures Painting Counsel) standards are widely used in industry.
Mills that aim to grind pigment aggregates using high silica sand as the grinder. See Also Bead mill
Valuable metal objects, which need to be protected, are connected to electrochemically more active metals or alloys to construct a corrosion circuit. In that case, the active metal behaves as the anode and is depleted by corrosion at a certain rate. Meanwhile, the other metal is protected from corrosion. The material connected to the circuit to behave as the anode is called the sacrificial anode.
Thickness of a coating after application and formation of a dry and rigid film. Dry film thickness can be measured either by destructive or nondestructive methods.
Grieves’ “drying index” is widely accepted to define drying oils:

Drying index=(Percentage of fatty acids with 2 double bonds)+2*(Percentage of fatty acids with 3 double bonds)

Oils having a drying index greater than 70 are classified as drying oils. Grieves’ formula cannot be applied to oils containing conjugate unsaturated fatty acids. “Iodine value” is also utilized to identify drying tendency.

Time period required to reach the desired drying level after application, is defined as the drying time. Depending on the drying level, various drying times can be mentioned such as dust-free drying time, dry-to-touch time, dry-to-assembly time, dry-to-stack time and chemical drying time etc.
Alkyd resins that contain saturated fatty acids on their backbone. Since non-drying alkyd resins do not polymerize oxidatively via oxygen of air, they are used in oven-cured coatings that crosslink with amino resins and in two-pack coatings that cures via isocyanate based hardeners.
General name for oils obtained by reaction of glycerine with fatty acids that do not contain unsaturation or contain limited unsaturation. There is no distinct definition of non-drying oils as in the case of drying oils. However, oils with an average unsaturation value smaller than or equal to one double bond per one fatty acid chain, are practically classified as “non-drying oils”.
General name given to organic coating additives that catalyzes the oxidative drying process. Almost all commercial driers are metal soaps that can dissolve in coating solvents. Among main driers are soaps formed by reaction of metals such as cobalt, manganese, lead, zinc, zirconium, calcium etc. with octoic acid and naphtanic acid.
Alkyd resins, that contain two or more unsaturated fatty acids on their backbone, tend to form films that harden by air oxygen. Alkyd resins, containing fatty acids with average drying index of 70 or higher, are classified as drying alkyd resins.
Natural vegetable oils that contain unsaturated fatty acids connected to three hydroxyl group of glycerine molecule. Drying oils dry by polymerizing with air oxygen via opening of the double bonds on fatty acids.
Solvent added in small amounts to organic coating formulations as the last solvent to leave the coating film due to being less volatile compared to other solvents in the formulation.
Ash content is determined by heating the organic coating material up to the temperature at which its binder decomposes or burns. For this purpose, a 2 gr sample is heated at 800°C for 5-6 hours, and ash content is calculated as the percentage ratio of residual ash amount to the original sample amount.
Process of transformation of an organic coating film to a rigid film of thermosetting character as a result of polymerization reactions.
A round shaped dent on dry paint film. A hole, formed by gas or solvent vapor trapped in the coating film while leaving the film, can grow into a larger semi-spherical concavity as a result of partial levelling of the film. This surface defect is called “cuvette”. This defect is mainly encountered in oven-cured coatings containing trapped air or solvent vapor, and polyurethane coating films with trapped carbon dioxide in them.
Its timber is flexible and tough with a high humidity resistance. Spruce is frequently used in all types of construction works, outdoor and indoor woodworks, flooring and in staircases. Since, spruce can be polished it is used in making of furnitures. Furthermore, spruce is used for production of plywood, matches, paper and rayon.
General name of pigmented top coats given by paint appliers in Turkish furniture sector
General name of very durable and elastic organic polymers. Natural rubber is the most frequently used type of rubber. Natural and synthetic rubbers are cross-linked through vulcanization so that their strength, elasticity and chemical resistance will improve. Rubbers, especially the vulcanized rubbers are also called as elastomers.
Binders produced by stable dispersion of solid polymer particles, primarily, natural and synthetic rubber in water.
Paints produced using latex binders which are aqueous emulsions of solid polymer particles.
BaSO4.ZnS. Mixed Crystal; refractive index: 1,84; specific gravity: ~ 4,3; oil absorption value: 11-17 g/100 g lithopone. Lithopone is a white extender with poor hiding power and it is produced by co-precipitation upon mixing of barium sulfate and zinc sulfide.
Organic coating material that contains extenders above the Critical Pigment Volume Concentration (CPVC). Putties are used to fill holes, cracks, and eliminate roughness on the substrate. Putties can be applied using spatula and rollers due to their high viscosity.
When a closed half-filled bottle of wine, turned upside-down after shaking, it is seen that the wine in the bottle starts to climb the walls of bottle. Since, Italian physicist Carlo Marangoni explained the physicochemical mechanism lying under this phenomenon at the beginning of 1990’s, it’s called Marangoni effect. Alcohol in the thin wet film on the lateral surface of partially full bottle of wine evaporates more rapidly than water. Hence, alcohol amount decreases in these parts, resulting in increase in water concentration. The surface tension of pure water is higher than that of pure ethanol. Therefore, the surface tension of the liquid film from which alcohol evaporated increases. Then, a flow gradient occurs from the bulk part of wine which has lower surface tension, to the thin film layer on the sides with higher surface tension.
Wooden material obtained by giving a shape to timber cut from log or by joining different timbers. The difference of solid wood from MDF, particle board and hardboard is its natural wood structure.
General name of putty based elastic organic coating materials containing high level of extender. They elastically fill the junction points or the whole surface of objects, to impart protection against water and chemicals as well as heat and sound isolation.
Mattness, which is the reflection of incident light in a broad range of angles, can be imparted using some additives. These additives are mainly micronized silicon particles and various types of polymer waxes
If the incoming light (incident light) on a substrate is reflected in a broad range of directions instead of a single outgoing direction, mattness occurs. Paints and clear coats are classified according to the mattness they have as silk, semi matt or satin, matt or flat and eggshell. However, there is no common opinion in the paint industry on the gloss levels corresponding to these mattness classes. A common misperception is that matt surfaces reflect less light. A matt surface reflects light as much as a gloss surface does. The difference is, light reflected from matt surfaces comes to the eye in a whole range of angles, whereas, light from glossy surfaces comes making the same angle of incident light with respect to the surface normal. Reflected light form a surface depends on the color not the gloss of the surface.
Its timber is free of voids and not flexible. It has excellent workability. Paint and varnish can be applied on it well. It shows a great durability against changing weather conditions. Pieces made out of it are connected It sticks with nail, screw and adhesive. It dries well. It is suitable for engraving and lathing.
Symmetrical triazine compound synthesized by heating up urea in the presence of ammonia. It is primarily used in the production of melamine formaldehyde resins.
Chemical Name: 1,35,-Triamino-s-2,4,6-triazine

Melting Point: 354°C
Polymerization products of melamine and formaldehyde. They are the most common cross linkers in baking systems. Melamine formaldehyde resins are modified with various alcohols to increase solubility in paint solvents and compatibility with polymers.
Its timber has dense structure with thick, short and flexible fibers. Tannin content prevents the oak tree from decaying. White and black oak is used in construction works. Timber of oak tree is hard and heavy with high humidity resistance. Due to its high price it is used only in critical places where strong abrasion resistance is required. It is used in furniture making as veneer or solid wood. Furthermore, oak tree is favorably used in water bridges, bridge piers, vessels, barrels, pier piles, traverse and vertical members in mines.
An acidic monomer commonly used in the synthesis of acrylic polymers.
Chemical formula:

Melting point: 14°C; Boiling point: 163°C
Organic coating applied on inside and outside surface of a can is called “can coating”. Can coatings are used to form an isolated layer between packaged goods and packaging material, as well as prevent rust formation on the outside surface of packaging materials and enhance aesthetics.
Marks left on a painted film when bare metal is drawn across its surface. Especially, white and light-colored surfaces are more susceptible to metal marking. This paint defect can be prevented to a large extent by using slip additives, extenders like platelet kaolin or a sutiable resin.
General name of paints, having glossy surfaces as newly sandblasted because of the aluminium pigment flakes in their composition.
Wearing away of metals due to electrochemical reactions is known as metallic corrosion. Oxidizing of metals through an electrochemical process leads to the formation of metal oxides or other metal salts. Of these corrosion products, metal oxides are commonly named ”rust”.
Due to the lack of good solvency in most organic polymers, its use in paint industry is rare.
Chemical name: Methyl alcohol
Chemical formula:
Boiling point: 64,7°C; Evaporation number based on the ether: 6,3; Specific gravity: 0,792; Refractive index: 1,3287; Flash point: 11°C
It is a ketone analogous to acetone having similar solvency but volatile.
Chemical name: butan-2-one (abbreviated as MEK).
Chemical formula:
Boiling point: 79,6°C; Evaporation number based on the ether: 2,6; Specific gravity: 0,805; Refractive index: 1,3788; Flash point: -1°C
Glycol ether that dissolves cellulose derivatives, epoxy resins and polyvinyl acetate. Due to the potential risks to human health, its use is restricted.
Chemical name: Ethylene glycol monomethyl ether; 2-Methoxyethanol (also known as methyl cellosolve)
Chemical formula:

Boiling point: 124,5°C; Evaporation number based on the ether: 34; Specific gravity: 0,964; Refractive index: 1,4021; Flash point: 37°C
Ether acetate used in similar areas as methyl glycol. Due to the potential risks to human health, its use is restricted.
Chemical name: Ethylene glycol monomethyl ether acetate; 2-Methoxyethyl Acetate (also known as methyl cellosolve acetate)
Chemical formula:

Boiling point: 145°C; Evaporation number based on the ether: 35; Specific gravity: 1,005; Refractive index: 1,4019; Flash point: 47°C
It is a ketone having less solvency effect on polymers that acetone can dissolve.
Chemical name:4-Methylpentan-2-one (abbreviated as MIBK).
Chemical formula:
Boiling point: 117°C; Evaporation number based on the ether: 7,0; Specific gravity: 0,801; Refractive index: 1,3958; Flash point: 14°C
Ester based monomer of polymethylmethacrylate in addition to its use in synthesis of various acrylic copolymers.
Chemical formula:
Boiling point: 100,5°C
Ketone used as an additive in paint formulations.
Chemical name: 1-methyl-2-pyrrolidone
Chemical formula:
Boiling point: 202°C; Evaporation number based on the ether: 360; Specific gravity: 1,028; Refractive index: 1,4680; Flash point: 91°C
Glycol ether having same solvency as ethylene glycol.
Chemical name: propylene glycol monomethyl ether
Chemical formula:

Boiling point: 121°C; Evaporation number based on the ether: 25; Specific gravity: 0,922; Refractive index; 1,4040; Flash point: 30°C
Glycol ether acetate that dissolves cellulose derivatives, polyvinyl alcohol, polyester and short oil alkyd resins. In addition, it is used as co-solvent in waterborne organic coatings.
Chemical name: propylene glycol monomethyl ether acetate
Chemical formula:

Boiling point: 146°C; Evaporation number based on the ether: 33; Specific gravity: 0,966; Refractive index: 1,4020; Flash point: 45°C
A mineral found in muscovite rocks. It’s primarily composed of aluminum potassium silicate (Al3KSi3H2O12). Mica will appear in light brown and in platelet form. Refractive index:1,58-1,61; Specific gravity: ~2,80; oil absorption value: ~65 g/100 g mica. Its use in paint industry is rare.
A test method at which an instrument records the motion of a sharp indenter impressed into the paint film at slightly increasing loads. Carrying out this test, makes it possible not only the measurement micro-indentation hardness of the coating but also the determination of the elastic and plastic deformation thresholds of the paint film.
A unit of length equal to one thousandth of a millimeter.
Monochromatic light is a light ray of a single wavelength. It is produced either by radiation caused by heating up some pure metals or by passing the polychromatic light through prisms (Monochromators).
The state in paint curing at which the paint film on the item will resist deformation due to the effects from firmly grasping, handling, raising and pushing etc. Since, different parameters are taken into account in the assembly of painted items; specific test methods are often preferred instead of standard methods.
General name of additives used to prevent degradation of organic coating films exposed to UV light. UV stabilizers are classified into two groups. UV stabilizers (also called as UV absorbers). They convert the absorbed UV energy into heat and this heat is then dissipated through the substrate. Benzophenones and benzotriazole derivatives are commonly used UV stabilizers. The other group is free radical scavengers. They act by trapping the free radicals formed by UV light and decompose these radicals along with themselves hereby suppress the degradation of coating. Hindered amine light stabilizers (HALS) are used as free radical scavengers.
A vehicle with at least four wheels whose propulsion is provided by an engine and used for transport of passengers as well as for carriage of goods on highways is a motor vehicle. According to the International Organization of Motor Vehicle Manufacturers (OICA), motor vehicles are classified as follows.

Distinction between light commercial vehicles and other commercial vehicles is drawn according to their transport capacity. Changing from country to country this distinction is in between 3,5 tons and 7,0 tons. In Turkey, vehicles having a transport capacity below 3,5 tons are defined as light commercial vehicle.
General name of low molecular weight polymeric materials that are solid at room temperature and can soften at nearly 50-100°C. Waxes are traditionally produced from animals (e.g., Beeswax, Spermaceti), plants (e.g., Carnauba wax, from the leaves of the Carnauba palm) and petroleum products (e.g., Paraffin wax). Waxes are chemically synthesized by polymerization of ester, alcohol and carboxylic acid or their mixtures. Other than natural waxes there are specific purpose synthetic waxes. Some of these waxes are used as additives in paint. See Also Synthetic waxes
Visual color definition system based on ten principal hues as Blue, Blue-Green, Green, Green-Yellow, Yellow, Yellow-Red, Red, Red-Purple, Purple, Purple-Blue. Each of these principal hues can be diluted with clear-coats to decrease its chroma or mixed with black pigmented paint to decrease its lightness. For instance, for a color specified as GY5/6 in Munsell color system, one can say Green-Yellow (GY), 50% mixed with black and 60% saturated. Munsell color system is commonly used in the USA. On the other hand, in Europe, Natural Color System (NCS) is preferred. NCS, ables a more detailed definition of color than Munsell system. See Also Natural color system, Color identification systems
Generic name given to the polyamides. Different types of Nylon are the most widely used polymers in the world.
Resistance of cured paint film against degradation caused by humidity. Humidity resistance of painted film is measured in closed cabinets where temperature and relative humidity is kept constant. The change in gloss, hardness, adhesion and appereance of the film is observed after keeping it inside the cabinet for a certain time. See Also Condensing humidity test, Non-condensing humidity test
Resins with isocyanate functionality react with moisture in the air to form polyurea. The coatings produced form these resins are called “moisture curing coatings”. Epoxy-ketimine based 2K coatings are also called moisture curing coatings because amine produced from the reaction  of ketimine with water, forms a cross-linked network.
Despite the fact that, polyurea is formed from the reaction of isocyanate with moisture in the air, coatings composed of polyurea is commonly misnamed as “moisture curing polyurethane coatings”.
Polyol synthesized by the reaction of isobutyraldehyde with formaldehyde. It is a raw material for polyester resins.
Chemical name: 2,2-dimethyl-1,3-propanediol
Chemical formula:

Melting point: 128°C
Fluids having viscosity independent of shear stress. Since these types of fluids behave according to Newton's model, they are called “Newtonian fluids”.
Viscosity of some fluids may change according to the shear stress applied. These types of fluids are called “Non-newtonian fluids”. Non-newtonian fluids exhibit shear- thinning   (Pseudoplastic), shear-thickening (Dilatant) or plastic flow behaviours.
See Also Shear thinning fluids, Shear thickening fluids, thixotropy
General name of resins, synthesized by the reaction of phenolic compounds with formaldehyde with a phenol/formaldehyde ratio of substantially larger than 1. Therefore, Novolac resins have functional OH end groups.



To diffuse through a substance by overcoming its resistance.
Drying oils, drying and semi-drying alkyds polymerize over the unsaturated bonds in the fatty acids with the oxygen in the air. If the drying of the organic coating films occurs through this mechanism, this process is called “oxidative drying”, “auto-oxidative drying” or “drying with oxygen in the air”.
See Also Air drying, Drying oils, Drying alkyd resins, Semi-drying alkyd resins
Cylic ether groups pendant to the epoxy resin. Oxirane groups are also called as epoxy group.
Chemical formula:

General name of chemicals, which are formed by the reaction of a definite number of monomers but not large enough to be qualified as a polymer. Although, there is no widespread agreement on the definition of oligomer, the molecular weight of an oligomer ranges from a few hundred to a few thousand and an oligomer consists of 2 to 20 repeating units (mers).
A property of matter that prevents light from passing through it or a condition of being non-transparent. If an object consumes all the light coming to it by reflection, scattering, and/or absorbtion, this object is said to be opaque.
1) General name of coating materials, having a backbone structure of organic polymers, oligomers or monomer based binders. Organic coating material with no pigment is called clear coat or varnish and if pigmented then it’s called paint.
2) Film formed by the film formation of organic coating material. See Also Putty, Powder coatings
Group of pigments synthesized from basic organic molecules and possessing the ability to enhance the aesthetics in paint industry by virtue of their wide range of colors.
Natural clays with surplus OH groups on their surface, are reacted with ammonium salts  to increase their compatibility with paints. They attribute shear thinning and thixotropy to the paint by forming hydrogen bonds.
Compounds having silane groups with high affinity to polar groups at one end and hydrocarbon part that is highly compatible with the main binder at the other end. Especially, they are used as additives to improve the adhesion of coatings applied on surfaces rich in polar groups like metal, glass and concrete.
Mixture of distillation products composed predominantly of aromatics. Chemical structure: No definite chemical structure.
Boiling range: ~180-210°C; Evaporation number based on the ether: 115 (for Solvesso 150), 148 (for Shelsol AB); Specific gravity: 0,894-0,895; Refractive index: 1,512; Flash point: 62°C
It is a panel shaped product formed by breaking down of wood chips into fibres under steam, adding urea formaldehyde and a little amount of paraffin wax, and drying under high temperature and pressure. MDF has a typical density of 600-800 kg/m³. Since the chips in MDF are broken down as wood fibres, mechanical strength and humidity resistance of MDF is higher than fiberboards like chipboard. MDF is used in production of kitchen and bathroom cabinets, drawers, shelves, bookcase and office furniture as well as for interior decoration.
Putties, primers and top coats used for painting partly or in full if an accident happens or a scratch occurs on the car in the assembly line. Plastic parts, seats made of fibers and polymeric foams and other non heat resistant accessories, do not allow the exposure of the car to temperature above 80°C. Therefore, car repair paints should be dried and cured below 80°C. On the other hand, to eliminate color and gloss differences between the painted part and the whole car, during the assembly line and throughout the service-life of the car, the resin and pigments used in repair paint should have similar durability as the OEM coating.
Vast majority of automotive components used at manufacturing plants where the main purpose is to produce cars in rapid assembly lines, are produced at various automotive component plants. Putties, primers, top coats and clear coats used for painting metal or plastic parts like engines, radiators, filters, seats, mirrors, bumpers, interior plastic parts, rims, hubcaps etc. are called automotive component coatings. In addition to paints applied to original vehicle components, paints applied to spare parts especially during the service-life of vehicle are also considered as automotive component coatings.
Paints applied to automotive products in OEMs' paintshops for bringing protection and visual attraction to cars. Nowadays, coating system of a passenger car is composed of following layers with their functions given in parenthesis.
1) Cathodic Electro Deposition (CED) primer applied by dipping (to provide high corrosion resistance).
2) Primer surfacer applied by spraying (to increase stone chip resistance and to smooth the surface for topcoating).
3) Top coat layers applied by spraying (to increase exterior durability of coating system and to bring an appearance with glossy and attractive colors that last for long periods).
Think of two fluids with the same chemical composition but differing in concentration which are separated by a semi-permeable membrane. This membrane permits passage of small size solvent molecules but not the large solute molecules. Movement of solvent molecules from an area of low solute concentration to an area of high solute concentration is called “osmosis”. During osmosis, movement of solvent molecules leads to an increase in mass followed by an increase in pressure. The equilibrium in osmosis is reached when concentration difference (driving force of osmosis) and pressure difference which acts against it balance each other.
During osmosis in a cup divided into two parts by a semi-permeable membrane, liquid mass in the high solvent concentration part increases and exerts a pressure on the membrane. When this pressure is high enough and doesn’t allow any further mass transfer, the movement of solvent molecules stops. This pressure is called osmotic pressure. Paint film acts as a semi-permeable membrane and lets water migrate through itself when a water-soluble impurity exists on the substrate or in its composition. Osmotic pressure in paint films results in a paint defect called “blistering“.
Ability of any pigmented organic coating to hide or obscure the surface of the substrate. Hiding power is assessed by applying successively increased thickness of paint over a black/white contrast strips or checkerboard squares until the color difference in the background contrast could be no longer noted. The dry film thickness at this point refers to hiding power and it is defined in micrometers. Hiding power directly changes with the opacity of the applied coating film. See Also Opacity
A polymer consists of 10 to 100 formaldehyde units. Not only the hazardous effects to human health and environment but also the difficulties in processing and storing of formaldehyde gas leads to paraformaldehyde use in formaldehyde resins. Paraformaldehyde decomposes into the formaldehyde at nearly 150°C.
Chemical formula:
Varnish applied on indoor parquet floors to increase their durability against water, household chemicals and most importantly against abrasion, while enhancing their appearance.
A term defining the degree to which the gloss of an organic coating is retained after a period of service-life. Generally gloss retention is used for high gloss topcoats and it is the ratio in percentage of original surface gloss to the gloss after a service-life.
The temperature at which a solvent, solvent mixture or solvent borne paint is heated so that it ignites with a spark. Flash point test performed by introducing spark to a heated solvent contained in an open cup is called “open cup flash point test”, whereas if spark is introduced to solvent in a closed cup is called “closed cup flash point test”.
Water insoluble metal oxides formed by oxidation of metals due to corrosion.
Viscous dispersions of abrasives in liquid phase that are used to eliminate defects and scratches or chalking, which occur over time on the glossy paints or clearcoats. Pastes are used in the first stage of polishing to smooth the rough surface.
To diffuse through a substance by overcoming its resistance.
Polyol prepared by polymerization of acetaldehyde and formaldehyde in a basic environment. It is used as a raw material for the preparation of alkyd and polyester resins.
Chemical name: tetramethylolmethane, 2,2-Bis(hydroxymethyl)-1,3-Propanediol
Chemical formula:
Melting point: 262°C
A coating technique in which paint continuously falls through a slit, onto panels transported on a conveyer belt. This method is used especially in rapid lines for manufacturing sheet shaped furniture components and mirror coating lines.
Vertical rupture of dynamically discharging paint curtain due to air bubbles or impurities present in wet paint. Curtain rupture causes defects as non- painted regions on the object to be coated.
Additives that absorb and destroy free radicals, which occur due to UV light and can degrade paint film. HALS decompose themselves as they destroy the free radicals. Using HALS will greatly improves the exterior durability of paint. See Also UV stabilizers
Destructive measuring device used to determine the thickness of paint film by incising a V-groove through the film and observing the thickness with a microscope bearing a measuring scale.
Pigments are finely ground, organic solvent and water insoluble chemical substances that impart color, various visual effects and in some cases corrosion resistance to paint. Two main differences between pigments and dyestuffs are pigments are insoluble in both organic solvents and water and pigments have better exterior durability than dyestuffs.
The percentage ratio of the volume of total pigment (and extender) to the volume of total nonvolatile material present in paint formulation.

Chemical groups present in dispersion additives to ease the attachment to the surfaces of polar pigments. Pigment affinic groups comprise carboxylic acid, amine, isocyanate and their derivatives.
Paint semi-product which has a higher pigment content and generally a higher viscosity then the finished paint.
Although pigments and extenders are produced as primary particles, they form aggregates and agglomerates when they are in touch with each other in bulk phase. In dispersion stage, these pigment clusters are tried to break down to primary particles. If dispersed pigments are not stable, they form loosely combined units called flocculates. Since, the distinction between these three terms might not be clear, for a better understanding a schematic representation is given below.



See Also Aggregate, Agglomerate, Flocculate
Breaking down of pigment flocculates which are combined as agglomerates or aggregates, in a binder and solvent medium. Dispersion of pigments and extenders is performed using high-speed dispersers and wet mills.
The ratio by weight of pigment content to solid binder content in paint formulation. See Also Solid binder content
Solvent vapour and other gas bubbles present in wet paint film, tend to make holes while leaving the film during drying process. Drying results in an increase in viscosity, in turn, makes it impossible for paint film to level this holes out and a paint defect called pinholing defect will occur.
When the film thickness of applied paint increases, release of solvent vapour and other gases will be retarded. Since paint film starts to get hardened during this period, the holes formed by solvent vapours and other gases become permanent if the thickness of the film is above a certain limit. The dry film thickness of paint film at which this defect starts to occur is called pinholing limit.
Plasticizers are used as softening additive in paints based on resins like cellulose nitrate. These resins have large molecules, are hard and mostly brittle.
Deposition of solid or gas phase insulation materials on an anode or cathode in an electrochemical cell hinders the current generation. This phenomenon is called electrode polarization. If the electrochemical cell is a corrosion battery, polarization increases corrosion rate.
Surface additives that prevent defects by forming a thin continuous layer on the surface. These additives are designed with limited compatibility with the paint binders and solvents so that they can migrate to the surface. See Also Surface additives
General name of alcohols having more than one hydroxyl groups. They are also known as polyalcohol or polyhydric alcohol.
Amide functional macromolecules formed by controlled polyaddition of polamides with various compounds especially epoxy resins. Polyamide adducts, due to their higher glass-transiton temperature (Tg) than polyamides, provide a partial physical drying ability for epoxy resins which in turn leads to an increase in cure rate.
Hardener for epoxy resins, composed of aliphatic polyamide resins which can crosslink with oxirane groups of epoxy resins using the active hydrogens it possesses.
An amine and amide functional hardener for epoxy resins which can crosslink with oxirane groups of epoxy resins using the active hydrogens it possesses.
General name of acids having more than one reactive hydrogen atoms in their structure. They are known as polybasic acids as well.
Hard thermoplastic polyester resin synthesized by polymerization of 1,4-Butanediol and pure terephthalic acid according to process which became wide spread in the last decade. Formerly, it was synthesized using dimethyl terephthalate instead of terephthalic acid.
The ratio of weight average molecular weight to number average molecular weight of a polymer is defined as polidispersity or polidispersity index.
Thermoplastic polyester resin synthesized by condensation polymerization of terephthalic acid or terephthalic acid dimethyl ester with ethylene glycol.
Thermoplastic organic polymers with carbonate group as a repeating unit. Generally, they are produced by reacting bisphenol A with organic carbonate (diphenyl carbonate) or phosgene gas. Carbonate group is given below.

Formerly, polychromatic light was defined as visible light array composed of many light rays in various colors. With the semantic extension in the course of time, this definition has changed to define light composed of light rays with many different wavelengths irrespective of whether it is in visible region or not.
A large molecule composed of numerous number of repeating structural units called monomers typically connected by covalent chemical bonds.
Dispersion additives having a branched/chained backbone which is compatible with paint resins and solvents in addition to having pigment affinic groups. Owing to their large molecules, polymeric dispersing additives form a layer around the pigment molecule they attach to so that other pigments are prevented from coming close. Therefore, they provide dispersion stabilization by steric hindrance.
Polymeric thickeners are polymeric in nature and impart shear-thickening to the paint. They prevent pigment settling and sagging by forming a network in wet paint by entangling themselves with polymer branches of the resin. Since polymeric thickeners contain oxygen and nitrogen atoms, they impart thixotropy to paint by forming hydrogen bonds.
General name of thermoplastic polymers synthesized by polymerization of propylene. In paint industry, polypropylene is encountered as a substrate material since its impact resistance is high. On the other hand, low surface tension of propylene (30,1 mN/m) makes the substrate difficult for wetting and adhesion of paint.
General name of surface additives that prevent surface defects like craters, orange peel, telegraphing etc. by virtue of their compatibility with paint ingredients as well as lower surface tension they have than other paint ingredients. See Also Surface additives
It is a transparent thermoplastic polymer. It can easily be made to take on various colors and it can be processed easily. Although it is brittle, its mechanical and thermal properties are suitable for production of everyday goods such as packaging, household items, home decoration as in film or foam.
Poly(tetrafluoroethylene) is synthesized by free radical polymerization of tetrafluoroethylene under high pressure and aqueous medium. It is a highly crystalline, linear and orientable polymer. Solvent and corrosion resistance is high but surface tension and friction coefficient are low. It has by far the lowest dielectric constant for all known polymeric materials. It is used in non-stick paints for painting kitchen items, hygienic bathroom and toilets.
It is a plastic material having a melting point of 170ºC and a 50% crystalline structure. It is durable against shape deformation and creep at high and low temperatures. PVDF, is used in production of coil coating topcoats with high exterior durability.
Ester based polymers derived from polycondensation of polyols and polyacids. Although their backbone structure is similar, to point out the difference from the fatty acid containing alkyd resins, they are called oil-free polyesters. If the polyols and polyacids contain unsaturation, polyester resins are called “unsaturated polyester resins”, if not, they are called “saturated polyester resins”
This surface defect can be characterized by bumps and valleys resembling an orange skin texture of substrate.This orange skin texture is generally due to poor levelling and it is more common in spray and roller applications. If the surface tension differs at various points on the surface, the migration of paint can cause orange peel. It should be borne in mind that, high viscosity is another factor hindering the levelling.
Mixture of polypropylene with rubber which is also a polymerization product of ethylene, propylene and diene monomers. See Also Ethylene propylenediene
Solvent, which dissolves natural resins, phenol formaldehyde and urea-formaldehyde resins. Mixtures with aromatic solvents provide a broad solvency range. Chemical name: n-propyl alcohol
Chemical formula:
Boiling point: 97,2°C; Evaporation number based on the ether: 16; Specific gravity: 0,804; Refractive index: 1,4680; Flash point: 23°C
On the high gloss paint surfaces, the incident light coming from an angle of 20º reflects mostly at 20º and a small part of the light scatters around 20º. This defect is perceived by the eye as haze on the paint surface.
Small diameter hole in paint spray guns through which the paint leaves the gun with an increased speed.
Paints produced using PVC plastisol resins. PVC plastisol resins are prepared by dissolving plasticizers like dibutyl phthalate or benzylbutylphthalate in thermoplastic PVC resin. PVC plastisol based coatings have remarkable properties like water and chemical resistance in addition to corrosion resistance when they are applied as topcoat of 100-200 mikrometer thickness in metal coating industry.
Coatings formed by reaction of reactants with the help of radiation energy to give a rigid film. UV curable coatings and Electron beam (EB) curable coatings are the main two type of radiation curable coatings.
Chemicals that dissolve organic coating binder and participate in the cross-linking reaction because of the functional groups they bear. Therefore, they are not volatile or hazardous to environment.
An instrument used for measuring the refractive index of a material.
Color measurement is performed by analysing the light reflected from a colored surface by using Colormeter, Colorimeter or Color spectrometer. See Also Spectrometer
The human eye identifies thousands of different colors. However, it is not always easy to interpret these colors to someone and expect him/her to understand the same color. For this purpose color identification systems are developed. See Also Color identification systems, Color systems
One of the three components used to define a color (other two are "hue" and "lightness"). Saturation describes the concentration of color components constituting the hue. The terms chroma and purity are also used in place of saturation.
Reducing the color difference between a trial and a reference color. Color matching can be performed at laboratories by using additive method or can be carried out using computers with the data from the color measurement devices.
A defect in which pigments and/or dyestuffs from the lower coat of paint film diffuse into the upper coat due to the solvents (sometimes resins) and causing unwanted discoloration on the latter. It is important to use dyestuffs with sufficient solvent resistance to prevent bleeding.
An instrument that measures the color by dispersing the light coming from a colored surface to its detector by passing through a prism into its component wavelengths and determining amount of light ray at each wavelength. See Also Colorimeter
Measure of power of a pigment to color. Comparison of color strength of dispersed pigment is made by mixing with dispersed titanium dioxide in equal amount of color pigment.
Systems developed for subjective identification of color. Color identification systems can be divided into two groups. Visual system and mathematical system. Visual system comprises numerous color chips arranged systematically. The color is identified by the nearest resemblance color cards code. Munsell color system and natural color system are the most common visual color identification systems. Mathematical color identification systems based on three dimensional color space while each point in this color space specifies a certain color. CIE Lab is the most common mathematical system used. See Also Munsell color system, Natural color system, CIE lab color system
Color range formed by dispersing a polychromatic light (especially the sunlight) through a prism into different colors (i.e., different wavelengths)
Main component of color that makes it possible to perceive color as red, yellow, blue, violet. Besides hue, chroma and lightness are the other components of color. See Also Chroma, lightness
Chemical groups present in pigment and dyestuff molecules that can impart color to the molecules.
1) Organic coating containing dyestuff and transparent pigments of several microns applied as a thin layer on mostly wood substrates. Stain is impregnated on wood surfaces by spraying, brush or pad application.
2) Component having a high pigment concentration such that when added to a paint mixture it changes the color.
Obtaining color by adding various concentrations of colorants.
An instrument that measures color characteristics according to the intensity of excitement of three receptor cells in our eyes. Colorimeters define a color using “tristimulus values” which are the blue, green and red present in a color.
Science of flow and deformation of materials.
Additives that modify the film behaviour of organic coatings during production, storage and application. These additives impart shear thinning and thixotropic behaviour to wet paint.
Resol resins are synthesized by reacting phenol compounds with formaldehyde with a phenol/formaldehyde ratio higher than the stoichiometric ratio but lower than the ratio used in novolac type resins. In resol resins part of phenol compounds are methylated.
A test performed to determine whether there is a pigment flocculation or flooding in the wet paint. The paint to be tested is applied on a panel. After a short drying time (flash-off) rub-out test is carried out by rubbing the paint film with a finger while it is still damp but already starting to dry. The pigment flocs, which may present in the paint film will be re-dispersed by rubbing and the active pigment surface will increase leading to an increase in color strength of pigments. Therefore, if defects described above exist in paint film, there would be a color difference between the rubbed and unrubbed area.
A simple paint application tool with a rolling cylindrical core. They are preferred because of their time efficiency. Application viscosity in roller applications should be in the same range of that in brush application. The roller frame is made of fibre reinforced plastic or metal. The pile fabric of roller cover is made of polyester, nylon, mohair or lamb’s wool. Fibre length of fabric is between 5 mm and 20 mm. Furthermore, relatively less skill is required with roller applications.
Rutile is one of the natural forms of titanium oxide (TiO2) with the highest refractive index. When rutile titanium oxide is used with organic resins having a refractive index in between 1.40 and 1.60, white paints with the highest hiding power can be obtained. See Also Anatase
Resistance of a paint film to crack under stress is called toughness. The tests to assess this characteristic property is called toughness test.
Due to the market dynamics as well as the sophistication of paint technologies, industrial coatings market is divided into sub categories. Prestigious UK based research institute Paint Research Association (PRA) defines these categories as, automotive OEM, automotive refinish, motorcycles, trucks, buses and other vehicles, rail, marine, aircraft, protective coatings, industrial wood coatings, agriculture, construction and earthmoving, pre-coated metal sheet and extrusions, metal packaging coatings, general industrial coatings. Some fields of activity in the Industrial coatings market in Turkey do not have sizes enough to classify them as seperate market segments. Therefore, they are included in the segment called General Industrial Coatings. See Also General industrial coatings
A precious tree grown in tropic regions in Africa. Its reddish-brown wood resembles Mahogany. It is an extremely durable tree with an attractive surface because of its growth rings. It is used for the production of furniture, musical instruments in addition to interior decoration and parquet flooring. In Turkish furniture sector, it is also called “sapelli”.
Shift of color of cured organic coating films to yellowish side under the influence of outdoor conditions.
Although its wood is easily processable, it has a low mechanical strength. Its timber is used for mould making in construction, package industry and wood chip production.
An oscillating pendulum, which is in contact with the paint film through two semi spherical touch points, damps according to non-elastic response of the paint film in due course and eventually stops. The time passed for the swing of the pendulum to be damped, is accepted as a measure of paint film hardness.
Property of a material by which all the incoming light to its surface passes through, without any loss from reflection and absorption. Paints with small pigment particles and clearcoats are expected to highly transmit the light. Therefore, either transparencies of paint films applied on a glass are visually compared or instrumental measurements are performed for assessing transparency.
Number average molecular weight is found by summing the products of the number of molecules and molecular weights of each group containing equal molecular weights divided by the sum of thenumber of molecules in the polymer mixture.

Paint produced using pearlescent pigment, in order to obtain various visual effects depending on the viewing angle.
Pigments produced by coating TiO2 or some other oxides at varying thickness from 120 nm to 160 nm on the mica flakes of 100–500 nm (0,1–0,5 µm) thick. Nacreous pigments are perceived in different colors and sheen depending upon the viewing angle. Mica based nacreous pigments impart color to the coating by light interference caused by mica flakes of the same thickness with the wavelengths in visible light spectrum (100–500 nm). See Also Effect pigments
Its wood is resistant to weather conditions and decaying. The odor of cedar oil keeps moths away therefore it is used for the production of wardrobes as solid wood or veneer. Besides, due to its odor absorption property, shoe cabinets are made of cedar. Some types of cedar wood are used to produce guitar body and headstock.
An exterior durable, thermoplastic resin formed by the reaction of cellulose with acetic acid and butyric acid. It is used in automotive OEM and automotive refinish coatings as basecoat in addition to wood varnishes. See Also Cellulosic resins
Thermoplastic resin formed by the nitration of raw cellulose with sulphuric acid and nitric acid. Nitration to a level of 10,7%-12,3% Nitrogen is used in cellulose nitrate resins for paint industry.
Paints in which cellulose nitrate is the main binder. Cellulosic paints cure by evaporation of solvent. The flexibility of cellulosic paints are increased by adding alkyd resins and plasticizers into their formulation.
Resins synthesized by reaction of acids and alcohols with cellulose, which is typically gathered from cotton and wood. Cellulose nitrate (nitrocellulose) resins are the most widely used type. Other types include cellulose acetobutyrate (CAB), ethyl cellulose, hydroxyethyl cellulose and hydroxypropyl methyl cellulose resins
Paints produced using synthetic resins as binders instead of natural oils or resins, during the first period of industrialized paint production. Since, first resins that became widespread were alkyd resins, historically, synthetic paints and alkyd resin terms are used interchangeably. Although most of the paint resins used nowadays are synthetic, use of synthetic paint term for defining alkyd resins is still common.
Wax polymers produced synthetically for various purposes. Polyethylene, polypropylene, polytetrafluoroethylene and polyvinyl acetate are frequently used in paint industry to increase scratch resistance in addition to matting and rheology modification. See Also Wax
Basket mills are wet grinders consisting of an agitator disc connected to a vertical shaft. They work by immersing the agitator disc into a pigment or extender paste. Basket assembly is filled with high density milling beads, and the external part contains a slotted sieve which allows pigment paste to pass but not the milling beads. Basket mills are designed such that vacuum created by rotating disc, causes the paste to enter the basket from the upper surface. In addition to basic concept, some basket mill producers have different designs that impart extra features.
Tanning is the process of making leather, which is a raw material in textile industry, by removing the flesh, fat and the hair from the skins of animals by using chemicals and making them durable against degradation by microorganisms.
The volume, which is excluded from the volume occupied by the molecules in the total bulk volume of polymer and its solution.
The most common type of addition polymerization. Monomers transform into free radicals and become activated with the help of an initiator and the polymerization starts.
Transition of liquid organic coating on a surface, into a tough and durable dry film. Curing may take place (a) by solvent evaporation in liquid paints (b) by melting of coated powder into a film and then cooling to ambient temperature in powder coatings. (c) by polymerization reaction happening inside the film in liquid paints or powder coatings that contain heat-curing resins.
Component that starts hardening by cross-linking when mixed with binder containing component known as first component. Hardener may consist of cross-linkers or a catalyst.
Measure of resistance of a paint film to scratch, indentation and fatigue deformation.
Vast majority of tests for measuring the hardness of organic coatings are based on the following three principles: scratch resistance, indentation resistance and fatigue resistance against periodic deformation.

Widely used scratch resistance test is the pencil hardness test. Pencils with varying hardnesses are used to scratch the paint film. The hardness of the film is reported as the grade of pencil that does not cause any scratching on the surface.

In indentation resistance tests, an indenter harder than the organic coating is forced against the film under a fixed load. The size of the indentation indicates the resistance of the paint. Buchholz hardness test and Tukon (Knoop) hardness test are the most known indentation hardness tests.

Pendulum hardness test is the most common test relateed to fatigue resistance against periodic deformation. The damping time or number of swings made by the pendulum required to make permanent deformation of paint film under periodic load is determined.

See Also Pencil hardness , Buchholz hardness, Knoop hardness, Pendulum hardness
Although their particular solvency is moderate, when mixed with strong solvents they do not affect the solvency. Diluents are used in conjunction with thinners to reduce cost.
It is the process of coating iron or carbon steel with a thin zinc layer, by passing the metal through a molten bath of zinc at a temperature of around 460°C. Since Zinc is more prone to corrosion than iron or steel, zinc layer acts as a sacrificial anode and protects the metal from corrosion.
Sheet shaped products obtained by passing carbon steel billets heated above their recrystallization temperature, through a set of work rolls so that thinner cross sections form.
Hiding of paint over the real subtrate to be coated is called industrial hiding. It is determined by applying gradually increasing subsequent layers on the real substrate (sometimes it can be a bare surface or primed surface with a certain color.) If the color difference obtained by color measuring device, between two subsequent layers (a thicker film after a thin film) is less than 0.3 (DE<0.3), the film thickness at that point is defined as industrial hiding.
Paint that is applied on the back surface of metal coils to protect this side from corrosion.
Polyol that is used in exterior-use industrial coating polyesters which require high water and UV resistance.
Chemical name: 1,4-cyclohexane dimethylol, 1,4-dimethylcyclohexane
Chemical formula:

Melting point: 35°C
Alcohol that can dissolve many natural resins, cellulose ethers and phenol formaldehyde resins.
Chemical formula:

Boiling range: 160°C; Evaporation number based on the ether: 28; Specific gravity: 0,942; Refractive index: 1, 4191; Flash point: 63°C
Cyclo aliphatic ketone solvent used in solvent-borne coatings.
Chemical name: Cyclohexanone
Chemical formula:

Boiling point: 156,7°C; evaporation number relative to ether: 40; specific gravity: 0,948; refractive index: 1,4500; flash point: 43°C

Abridged name of silicon dioxide, which is an abundant mineral on earth. In paint industry, porous and pyrogenic silica and colloidal silica produced by burning of organosilicone compounds, are used to adjust sagging, leveling and settling behavior of paint. Larger and grinded in micron scale silica dust is used as a matting agent. Precipitated silica in proper solvent and/or resin vehicle is used to improve scratch and flame resistances of paints.
Quartz powder which is obtained by grinding amorphous quartz is widely used in paint industry as matting additive. Furthermore, SiO2 based on diatomaceous earth is used for the same purpose. Moreover, pyrogenic silica obtained by burning of silicon tetrachloride (SiCl4) is used as rheology modifier in paints.
Alkali metal silicates like sodium and potassium silicates have limited use as inorganic paint binder. Furthermore, ethyl silicate is used as a binder in anti-corrosive paints, especially in high corrosion resistant zinc-rich primers.
Heat resistant coating resins produced by copolymerization of silanediol and silanetriol in different ratios. Hardness, flexibility, chemical and heat resistance as well as solubility depends on hydrocarbon segments borne by silane compounds and diol/triol ratio.
Paint application performed by using three parallel rollers named as pick-up, feeding and applicator. Pick-up roller immersed in paint pan, moves around its axis and transfers the paint to the feeding roller which it is in touch with. Feeding roller transfers the paint to the applicator roller in contact with it. Application roller, transfers the coating onto the material to be coated which is moving on a conveyor belt. See Also Direct roller application, Reverse roller application
Empty space in engine room and one meter high from the engine room floor in ships. Oil, fuel, dirty water as well as clean and seawater leaked from engine and its components or emptied water during maintance is drained in bilge.
Sheet shaped products obtained by passing carbon steel billets below their recrystallization temperature, through a set of work rolls so that thinner cross sections form. Sheets produced by cold-rolling have higher sagging resistance and harder than hot-rolled steel.
To perform absorption.
Due to outdoor effects, especially UV light and chemicals, pigments degrade. This degradation leads to decrease in saturation of color and is called fading.
Solvent mixture obtained in a boiling range of 150-195°C during distillation of petroleum products rich in aromatics. Evaporation number based on the ether: 35-46; Specific gravity: 0,872-0,875; Refractive index: 1, 50; Flash point: ~42°C. (Commercial samples: Solvesso 100, Shelsol A etc.)
The last coat applied in a coating system. Since topcoats are exposed directly to the outdoor conditions, they are expected to have certain durability.
Soybean oil is a vegetable oil extracted from soybeans. It is used in food industry and synthesis of alkyd resins. Soybean oil is semi-drying oil, which have a similar fatty acid composition and drying characteristics to sun flower oil. Soybean oil contains %51 of linoleic acid (two unsaturated bonds) and %25 oleic acid (single unsaturated bond).
Paints that can provide protection for a certain time to the surface on which they applied and after this period, they can be easily removed from the surface.
Removal in sheets of cured organic coating from the surface.
Colors in the visible color spectrum each of which are lights of certain wavelength.
In wet paint applications, a spray dust fallen on a still wet paint film from the paint itself or another paint applied nearby at the same time may cause visual defects as particles , craters or orange peel. The property of a paint causing this phenomenon is known as spray dust sensitivity.
A monomer used as a precursor or a modifier in the synthesis of most polymers.
Chemical name: phenylethene, vinyl benzene
Chemical formula:
Boiling point: 145°C
Resistance of a paint film against degradation and failure caused by water.
Wetting of paint film becomes difficult when surface tension of paint film is lower than that of water and the paint film does not include any water-soluble impurities. In order to specify the difficulty of wettability of paint film, sometimes paint film is defined as water repellent.
Regional appearance change on paint film caused merely by water.
General name of materials that have a tendency to absorb water or a strong affinity to water.
General name of materials that do not have a tendency to absorb water or a strong affinity to water.
Waterborne coatings are defined as coatings in which water is used for adjusting flow behaviour instead of organic solvents. They are subdivided into three groups as latex coatings, water reducible coatings and, emulsion coatings. Waterborne coatings are commonly misnamed as water based coatings. This term is misleading because basis of something is the inherent element that determines its characteristics, whereas water leaves the paint during drying.
Paints in which waterborne emulsion polymers are used as binders.
Waterborne emulsion polymers are suspensions of small polymer droplets which are stabilized by emulsifiers in water. If the polymerization occurs in the droplets formed by raw materials, the emulsion is called “primary emulsion”. If the solution of a solventborne polymer is emulsified in water, than it is called “secondary emulsion”.
Panels with various thicknesses, produced by mixing wood chips with certain chemical binders and compressing. It is frequently used in furniture sector. Chipboards have poor resistance against water and flame.. Kitchen cabinets, wardrobes and shelves that are used for carrying lightweight objects, some office furnitures and shelves are made from chipboard.
Water reducible paints contain water reducible polymers as well as water miscible solvents such as alcohol or glycol generally below 15%. Water reducible paints, can be reduced using water before application. They are commonly misnamed as water soluble paints.
Resins, which are made water reducible by adding sufficient amount of hydrophilic groups into their structure.
During obtaining of wooden materials, if the cutting direction is parallel to the grain direction of wood, it is called edge cutting. See Also End cutting
Phase transition of a solid element or compound to gas phase without passing through liquid stage.
A paint defect appearing as whitening on the paint and varnish surfaces when paint application is performed at high relative humidity. It is seen in solventborne coatings. After application, solvent evaporation lowers the substrate temperature causing moisture in the air to condense on the paint film which, in turn causes precipitation of organic binder.
Mechanical separation of solid particles from fluid medium through a sieve which limits certain particle size to pass. See Also Surface filtration, In-depth filtration
Test for evaluating the abrasion resistance of paint films. A certain mass loaded abrading wheel rolls on painted panel mounted on a on a rotating turntable. After a certain number of revolutions, weight loss due to abrasion is determined.
Tests which can be performed by not causing damage to the object to be evaluated.
Magnesium silicate mineral containing crystal water Mg(SiO10)(OH)2 or 3Mg.4SiO2.H2O. It is found in spherical, lamellar and fibrous formed crystal structures. Refractive index: 1,54-1,59; specific gravity: 2,70-2,85; oil absorption value: 23-52 g/100 g talc. It enhances sanding of paint, primer and putties. Due to its high oil absorption value, it increases the viscosity of paint and provides active matting.
Wood oil obtained as a byproduct of the alkali process of wood pulp (Kraft process) manufacture. After decolorization by distilation, tall oil and its fatty acids are used in alkyd resin production. Tall oil is a semi-drying oil with a fatty acid composition of 30% oleic acid, 45% linoleic acid and 14% pinoleic acid.
Hardening of an organic coating film to a degree at which it has its ultimate physical and chemical properties.
If two colors mixed in a proper proportion, result in a neutral color then they are called complementary colors. . For instance, when two lights with complementary colors are mixed, white light forms. On the other hand, when two paints with the complementary color are mixed, black paint is obtained.
Paints applied to various agricultural machines, tankers, valves, tanks, plows and other agricultural equipment in addition to some parts of agricultural hand tools like shovel, scissor and handsaw. Paints for agricultural tools are designed to have high resistance against wear, chemicals and corrosion.
Total quality arisen from the predicted qualifications of a product or a service during the design stage. For instance, a pizza shop could be founded to take orders of 10 different pizzas of which ingredients are predefined, via internet and deliver these orders to all locations in the city within 20 minutes in a hot and hygienic condition. (See Peelable coatings). On the other hand, another pizza shop, could be founded to serve pizzas in the shop in which its temperature is held constant in summer and winter at 25ºC and there are fresh flowers in a vase at each table. Customers choose the ingredients of pizza and they will be served at most 15 minutes. The difference between two services is stem from the difference between their design qualities.
See Also Production quality
Resistance of coatings especially applied on exterior parts of vehicles, against the impacts by stones thrown-up from road. The paint film should have strong and elastic chemical bonds so that the impacts are damped without deforming the coating. Therefore, aliphatic polyurethanes are preferred for high stone chip resistant coatings.
Fluid medium in which pigment powders are dispersed. In liquid paints, vehicle comprises binder and solvent. In powder coatings, binders that can be fluidized by heat are used as vehicle.
It is used to specify a color change along the depth of the film due to the migration of one or several pigments to the surface more than other pigments. When rub-out test is performed on a wet paint film with flooding, one can see an indistinct color change on the rubbed region by looking the paint-glass interface behind the glass. On the other hand, a more certain color change can be seen at paint-air interface.
Chalk is obtained from shell remains of marine microorganisms and is composed mostly of amorphous calcium carbonate (CaCO3). It is used as an extender in interior-use architectural coatings.
A paint defect occurs when some of the paint resin types decompose on exposure to UV light, temperature differences and oxygen, and becomes powder-like, and leaves the film.
In this paint production approach, a resin with a high compatibility range is selected as main dispersion resin and different pigments are dispersed separately to a certain grain size using this resin. Color matching is performed using this pigment pastes and letdown is done by adding remaining ingredients after a proper calculation. The main advantages of this approach are, better optimization of capacity of production equipment (especially the mills) and storage areas in addition to reduced production times. It is achieved by producing common pigment pastes, which can be used in various product groups owing to the compatible resin used. The drawback of this approach is the difficulties in sensitive color matching because of highly concentrated pigment pastes in addition to the possibility of decrease in color strength, gloss as well as haze and formation of particles due to pigment flocculation during storage.
A simple tool used to remove rust, loose/peeling paint and dirt from the surface to be coated otherwise these can cause difficulty in adhesion. The bristles of wire brush are usually made of carbon steel, stainless steel and brass. (Given in a sequence of use prevalence. Wire brushes are used with rotating and vibrating motors in addition to simply by hand.
Telegraphing is the revealing of surface of the coated part of the substrate through the coating. Sometimes, the showing through of fingerprints, water spots or sanding marks on the substrate is called telegraphing. But these defects are usually manifestations of dewetting. Telegraphing is normally caused by surface tension gradients on the part of the substrate due to the concentration or temperature changes. For instance, when baking a sheet metal surface, if there is a reinforcment element, it will cause that part to have a lower temperature and therefore a higher surface tension. In this case, due to movement towards the high surface tension region (Marangoni effect), paint film above the reinforcement element will be higher.
A liquid droplet in contact with a solid surface makes an angle at solid-liquid-air triple point. The angle known as contact angle can be measured with goniometer. In paint industry, the contact angle is used to determine surface tension of liquid paint.
Polyacid produced by oxidation of p-xylene. It is commonly used as precursor to polyethylene terephthalate polyesters for textile industry.
Chemical formula:
Sublimation temperature: 300°C

Sweating is a paint defect where the ingredients of a paint film, which are liquid at room temperature, exude through the surface causing a sweating appearance.
Solvent group obtained from roots and trunks of some of the pine trees and used in long-oil alkyds based coatings. Terpene solvents have the general formula of (C5H8)n. The most widely used terpene solvents are turpentine and Dipentene with an empirical formula of C10H16. In the mean time, use of terpene solvents decreased since they are superseded by petroleum based white spirit.
The impact caused by falling of a weighed plunger from a gradually increased height onto the back of metal panel of a cured paint film is called reverse impact strength. See Also Impact resistance
Paint application method where the applicator rolls run in the opposite direction to the conveyor movement. In this application, better levelling is achieved on the surface because sheer stress exerted on the paint film is higher than in direct rolling application. Reverse roller application method is preferred especially in glossy topcoats. See Also Roller coating applications, Direct roller application
A phenomenon observed in some of the pseudoplastic fluids is the change in viscosity after an applied shear. If a pseudoplastic fluid is not thixotropic and a constant sheer stress is applied on it (i.e., stirring at a constant speed), its viscosity drops and keeps constant. On the other hand, if fluid is thixotropic, viscosity drop continues after a homogenous stirring is reached. When stirring stops, viscosity of a non-thixotropic fluid rises to its steady value, whereas, thixotropic fluid may need minutes, hours even days to recover its original viscosity.
See Also Shear thinning fluids, Pseudoplastic fluids
Oxide of titanium having anatase, rutile, ilmenite crystal forms. Rutile crystal structure titanium dioxide is the prime pigment in paint industry. The rutile titanium dioxide used in paint industry is produced by converting the crude ore to high purity titanium dioxide by one of the chemical processes (sulphate process and chloride process).
Paint solvent obtained from coal tar and petroleum rich in aromatics.
Chemical formula:


Boiling range: 110-111°C; Evaporation number based on the ether: 6; Specific gravity: 0,871; Refractive index: 1,4969; Flash point: 6°C
Polyurethane raw material which is commonly used in coating industry as a mixture of 2,4 and 2,6 isomers with a ratio of 80% and 20%, respectively.
Chemical formula:

In roller coating applications, pick-up roller immersed in a paint pan, moves around its axis and transfers the paint on its surface as a film. See Also Roller coating applications
In ball mills, ceramic and metal balls of 20-30 mm diameter disperse pigments in a cylindrical container rotating around its horizontal axis. Ball mills are the main equipments that can disperse by both hammering and rubbing. However, due to space they occupy in shop floor, long dispersion times and limited adaptation to the variable capacity batch processes, ball mills are gradually discarded.
Solvent free coatings which use resins with glass transition temperatures higher than room temperature. Powder coatings are comminuted to 20-100 microns. Powders clung to the surface forms a thin film after high temperature baking.
Through these applications, powder coating fluidized by mixing with air is sprayed using a powder gun with an orifice. A high voltage of 40-100 kV connected to a negative electrode at the orifice ionizes air molecules. This cloud of ions is called “corona”. Powder particles pick-up anions when passing through the corona and become negatively charged. Since the object to be coated has become anode because of grounding it attracts particles to its surface. Particles are neutralized when they reach the surface. Loose powder coating film, turns to a tough, durable, continuous, film with good adhesion after baking.
Dust free drying is defined as the shortest time which a dust dropped on a wet film will no longer stick to the surface. Tipping gently with the point finger on the film and the time at which paint does not adhere to the finger is the most frequently used test method to define dust free drying time. If this method is employed, before starting, the point finger should be wiped with a rag wet with acetone and the dampness and skin oil on the finger should be removed. A more practical method is starting a stopwatch after paint is applied. Cotton fibers are dropped on the wet test film from a height of 15 cm. After 10 seconds, cotton fibers are tried to removed by blowing over the test film. If no marks are left on the film, then stopwatch is stopped. Time passed is determined as dust free drying time and it is recorded with the ambient temperature. (e.g., Dust-free drying=5 minutes at 25°C)
General name of components formed by esterification reaction of glycerol with acids, particularly fatty acids, through three hydroxyl groups that glycerol bears. Triglycerides formed by esterification of vegetable fatty acids and glycerol are called vegetable oils.
Surfaces cleaned from oil and dirt are pretreated before paint application. Since use of Cr+6 is restricted, it’s been superseded by phosphate coatings. Among phosphate coatings, the best corrosion resistance and surface adhesion are achieved by tricationic phosphate coatings (zinc-nickel-manganese phosphate). Phosphate coatings can be applied by dipping or spraying. Shape of the formed metal phosphate crystals depends on the application method. In dipping, crystals cover the metal surface as a protective shield made of ordered fish scales. In spray applications, acicular (perpendicular to metal surface) metal phosphate crystals are formed. Therefore, by dipping method, impervious and high corrosion resistant phosphate coatings with high stone chip resistance are formed.
Chemical name: 1,2,4-Benzenetricarboxylic anhydride
Chemical formula:

Melting point: 167ºC
Polyol synthesized by reaction of formaldehyde with butyraldehyde. Trimethylolpropane is used in the production alkyd resins and isocyanate prepolymers.
Chemical name: 1,1,1- Trimethylolpropane

Chemical formula:

Melting point: 58,8°C; Boiling point 295°C
Tung oil is vegetable oil obtained from tung tree with a fatty acid composition of 80% eleostearic acid. Eleostearic acid bears three conjugated double bounds. Therefore, it is oxidized by air at room temperature to give tough and durable films. On the other hand, if baked over 120°C, due to self polymerization, tough and durable films are formed.
It is an accelerated test to assess how efficiently the paint film protects the substrate against corrosion. Coated steel panels scribed through the coating, exposing the bare steel, are hung on in a 35ºC chamber by non-metal grids, where they are exposed to a continuous mist of 5% NaCl salt solution. For industrial coatings, after a test period of a few hundred hours to a few thousand hours, the panels are examined for degradation of the paint film and corrosion of the substrate.
Aerospace coatings include primers, top coats and specialty coatings to paint the interior and exterior surfaces as well as various parts of airplanes. Need for high mechanical strength neccessitates the use of low density materials, made use of aluminium alloys, plastic composites and titanium widespread in aerospace coatings. During flights, airplanes are subjected to high grade UV exposure without protected by clouds. Moreover, sudden temperature change is another important parameter. Therefore, in aerospace coatings, primers with good surface adhesion as well as topcoats with high UV durability and flexibility are employed. Aluminium and alloys are preferred because of their low density and high mechanical strength in addition to corrosion resistant nature and their ease of production. Together with aluminium, composite materials produced from different types of engineering polymers and reinforcing materials, magnesium, titanium, and steel are used.
Adjective used for chemicals that have high evaporation rates although liquid at room temperature.
The amount of volatile organic compounds in grams per 1 liter of liquid organic coating.
A test performed to predict the degrading effect of outdoor exposure as UV light, rain/fog and temperature change. Especially, it is a common belief that, degradation of binders during the UV cycle of the test, under high energy radiation which does not exist under natural exposures, disturbs its simulation quality.
Name of the roller which transfers the paint to the sheet to be coated on the conveyor belt. If the application roller runs in the same direction (at different speed) with the conveyor line, the process is called direct roller application, if roller runs in the opposite direction it is called reverse roller application. See Also Direct roller application, Reverse roller application
The most suitable viscosity at which paint can be applied by the chosen method with ease.
Inclination of two or more substances mixed with each other to form a stabile homogenous mixture. Negative inclination between two or more substances is called “incompatibility“.
Various segments on a molecule make it difficult for other chemically affinic molecules to approach another part on the same molecule. This hindrance completely arises from the shielding effect caused by spatial arrangement of that molecule.
Paint production equipment, which disperses by efficiently grinding the pigment flocs passing through nips of three rollers revolving at different speeds. Although they perform effective dispersion, their use is much more limited today because of their capacity limitations.
Three different receptor cells in the retina of human eye are sensitive to blue, green and red lights. Color spectrophotometers are utilized to measure how much a color comprises these lights. Results will be tristimulus values expressed in X, Y, Z symbols.
Compound produced by reaction of liquid CO2 with ammonia and used in the synthesis of urea formaldehyde resin.
Melting point: 132-136°C
Polymerization product of urea and formaldehyde. Commonly used as adhesives. In addition, they are used as cross-linker in alkyd and polyester baking systems.
Resins that have alkyd, acrylic structures but modified with monomers and prepolymers containing isocyanate groups to improve flexibility, chemical resistance and so on.
Urethane resins are formed by reactions of compounds bearing at least two isocyanate groups with molecules with more than one hydroxyl groups. Urethane coatings have high water, solvent and chemical resistance. Urethane coatings with no aromatic groups have superior UV resistance.
Assessment of how close the characteristics of a product and service are after production process, relative to those projected during design stage. See Also Design quality
1) Transparent organic coating material containing no pigments.
2) Transparent film formed by applying and curing of a clearcoat.
Organic coating resins synthesized by polymerization of unsaturated vinyl groups and their derivatives.
1) Having a high resistance to flow (e.g., viscous fluid)
2) Pertaining to the resistance to flow (e.g., viscous force)
General name of equipment used to measure viscosity of fluids.
Measure of resistance of a fluid against flow. The higher the viscosity of a fluid, the more resistance it has to flow.
Accelerated test for predicting the change in the viscosity of an organic coating during storage. For simulating stability during storage, the paint is kept at 50 – 60ºC for a predetermined time.
Cross-linking of natural and synthetic rubber with sulfur compounds. See Also Natural Rubber
An accelerated test for predicting the exterior durability of the paint in the real service condition. In the UV cycle, the radiation from carbon arc or xenon lamb, is assumed to have the same wavelength distribution as the sun light but more intense Although test time is longer than UV-con test, WeatherOmeter test is accepted as a more reliable test for predicting the exterior durability of paint.
Solvent mixture obtained in a boiling range of 130-220°C of during distillation of petroleum products rich in aliphatics. Long oil alkyd resins based synthetic paints, which can be applied either with a brush or with a roller, are commonly reduced by white spirit.
Chemical name: Hydrocarbon mixture rich in aliphatics. No certain chemical formula exits.
Boiling point: 130-220°C; Evaporation number based on the ether: 85°C; Specific gravity: ~0,750; Refractive index: 1,434; Flash point: 40°C
Quantity of linseed oil slowly added to 100 g of pigment while rubbing with a spatula until reaching a point at which the mixture takes the form of a ball. Oil absorption value, is commonly used for predicting the binder amount for a specified pigment during paint formulation.
Grease on surfaces to be coated, causes poor adhesion for all types of coatings. Therefore, before application, it is important that grease of all kinds should be removed from the surface. First method to degrease before paint application is, wiping/washing the surface with a rag wet with solvent or with a brush. The second method is to remove grease by saponification from the surface by applying hot alkali solution.
Acids that form oils by esterification with polyols. Majority of fatty acids are “vegetable fatty acids” which form vegetable oils by glycerol esterification. Monofunctional vegetable oils having 18 Carbon chain in their backbone are classified according to the number of C=C bond they have, as drying, semi-drying and non-drying. Fatty acids are widely used in paint industry for alkyd resin production.
Amount of fatty acid added to the polyester backbone of alkyd resin. Oil length is defined as the total weight of oil in 100% solids alkyd resin. If oil length is higher than 60%, “long-oil alkyd resin”, between 40% and 60%, “medium-oil alkyd resin”, lower than 40%,“short-oil alkyd resin” is obtained.
Insulating putties found applications in automotive OEM, automotive refinish aerospace industry and water craft industry. Main purpose of using insulating putties is to prevent transfer of water, humidity, chemical and gas by elastically sealing of edge joint points and junction points of coated objects. Furthermore, providing a sound insulation by its flexible and porous (some types) structure and again providing heat insulation by its low heat conductivity and porous (some types) structure are the main purposes of using insulating putties.
State in which two surfaces (i.e., solid-liquid or solid-another solid) held together by attractive forces. Components that results in adhesion are: (a) mechanical component, (b) chemical component, (c) dispersion component, (d) electrostatic component and (e) diffusion component. In any adhesion event, all or some of the components play a role.
Primers applied as a thin layer to promote interlaminar adhesion on surfaces difficult to adhere. The surfaces difficult to adhere are mainly polyolefinic structured plastic surfaces like polyethylene and polypropylene etc. and some aluminium alloy surfaces. Examples of adhesion promoters are chlorinated polyolefin, organosilanes and polyvinylbutyral based primers.
Chemical groups which can be presented in the structure of pigments and dyestuffs and can contribute to color of the compound together with main chromophore groups.
Alkyd resins containing semi-drying oils in their backbone.
General name of oils, formed by reaction of glycerine with fatty acids with limited unsaturation. (Semi-drying oils do not have a certain definition as the drying oils). Practically, it is conveninent to define oils as semi-drying if they have an approximately 1.5 - 2 unsaturation per fatty acid chain.
To complete the electrical circuit during wet paint electrostatic applications, the paint droplets reaching the surface to be coated should transfer the charge to the ground. Thus, the conductivity of the paint should be adjusted using proper solvents and additives.
Test to determine the properties that a paint should have in the package (i.e., viscosity, solids%, density, fineness of grind , settling stability etc.)
Density of paints in package or application viscosity. It is measured in g/ml units. Paint density is commonly measured with pycnometer. Pycnometers are constant volume cups made of aluminium or stainless steel.
The thickness of the wet paint film immediately after application. Wet film thickness is commonly measured by Wet Film Comb Gauges with various depth tabs. Another frequently used tool is the Wet Film Thickness Wheel which consists of nested eccentric discs.
Paint application method based on applying a layer without waiting for the previous layer to dry.
Transition of wet paint applied on a surface to a thin film layer due to surface tension and gravitational force. If the paint film is continuous and homogeneous, it is said to be good levelling.
Since a complete homogenization is impossible in materials, there are many anodic and cathodic regions on a surface of every alloy or metal composed of single element but containing a certain amount of impurity. Hence, these neighbouring regions that have different compositions and therefore different oxidation potentials are prone to act as electrodes of a cell. If a liquid layer, even as little as a humidity layer is formed on a metal surface, this systems act as a cell. This type of cell is called as local corrosion cells.
Anti corrosive primer applied on ferrous or light alloy surfaces at 4-7 mm dry film thickness. Since first applications were done by washing the object with the primer, they are called “wash primers”. Wash primers are formulated with polyvinylbutyral as well as epoxy and phenolic resins. In the last two decades, wash primers included zinc phosphate pigments instead of zinc chromates due to hazards caused by Cr+6 to the environment and human health. Wash primers are catalyzed with acid-catalysts for a good adhesion on the metal surface. Applying layers with basic resins on the wash primer films with acid molecules left inside may result in intercoat adhesion failure. Therefore, attention should be paid to wash primer application.
Since water is formed as a side product during this type of polymerization reaction, it is called condensation polymerization. In condensation polymerization, starting from the initiation, in every step during the polymerization, a repeatable unit forms from the reaction of two molecules and this structural unit combines to the chain. Therefore, condensation polymerization is also called “step-growth polymerization”.
Accelerated test for measuring the water resistance of coatings were preformed in test cabinets where the sides of the cabinets are covered with test panels and inside is filled with saturated air at test temperature. Adjusting inside temperature of the cabinet by at least 10ºC higher than outside temperature, condensation of the water vapour in cabinet atmosphere, on the coated surface facing inside is accomplished. Hence, a thin boundary layer is deposited on the coated side of the panel, throughout the test. Condensing humidity tests are carried out at temperatures between 40ºC and 60ºC and for 5 to 20 days.
See Also Non-condensing humidity test
In non-condensing humidity test panels are suspended in the constant temperature cabinets. The air inside the cabinet should be saturated. In this stage, condensation leads to formation of random water films on panels which are also at the same temperature with the inside air. Calling this test non-condensing should not be misleading. Difference between condensing and non-condensing humidity test is, a continuous film formed on panels in the former test whereas random (from place to place or time to time) film formation is seen on the latter test. Temperature and humidity of non-condensing humidity test can be kept in the same range in condensing humidity test. In these tests, it is advisable to evaluate performance of a coating with respect to reference paint.
See Also Condensing humidity test
During the paint production, either in premix or in difficult homogenising processes, high-speed dispersers are utilized. Cowles type dissolver discs are typically used in high-speed dissolvers.
Using 0.2-07 atm pressure instead of 2.5-5.5 atm air in conventional spray guns. But the volume of the low pressure air made is higher. Special channels in the spray gun allow the adequate atomization of low pressure air. Therefore, bounce back effects are reduced and transfer efficiency is increased at low pressure.
General name of liquid paints with a solid content considerably higher than that of the conventional paint. High solids coatings are gaining attention because of reduced effects on environment due to low volatile content and short application times owing to the fact that with high solid content less time is needed to achieve the same dry film thickness. The aim of high solid coating formulation is, achieving application viscosity by adding minimum amount of solvent to the non-volatile constituents. Therefore, use of reactive monomers or oligomers, low molecular weight polymers, dispersion additives that can considerably reduce pigment paste viscosity, in addition to use of solvents that can reduce binder viscosity and reactive diluents which stays in the film by participating in crosslinking reaction are the main strategies in designing high solids coatings.
A common type of polyethylene and it has a less branched structure than LDPE. Nevertheless, its density and crystallization ratio is higher. The tensile strength of HDPE is higher but shape formation and biodegrading properties are lower than LDPE.
Contracted from English word (Surface+active+agent). Surfactants are used to reduce surface tensions of organic coatings. Surfactants comprise one polar group at one edge and one organophilic (high compatibility with solvent and resins) group at another end. They are used in preparation of emulsions, aqueous pigment dispersions and also as defoamers.
Forces which tend to reduce surface area of any liquid. Depending on the type of liquid, all liquids have intermolecular attractions. Molecules deep within a liquid, are attracted equally in all directions by similar neighbouring molecules. Hence, they are in a stage of balanced equilibrium with their surroundings. Nevertheless, a molecule at the surface (the vapour-liquid interface) is pulled only by the molecules under and near and not by those above, due to the fact that vapour phase density is much lower than that of liquid phase. Work should be done against cohesion forces between liquid molecules, to increase the free surface area by taking the molecules to the surface from bulk liquid. Consequently, molar free energy of surface is higher than molar free energy of other parts of liquid. (Note: Another definition of surface tension is the free surface energy per unit surface area of liquid).
There are various methods to determine the surface tension of liquids. Four of them is frequently used in paint industry.
(a) Du Noüy Ring method for liquid paints.
(b) Wilhelmy plate method for liquid paints.
(c) Measuring the contact angle for liquid paints. (Sessile drop method)
(d) Test ink method for cured paint films
Surface additives are added to paint formulation to prevent film defects. They either have surface tensions lower than paint ingredients (silicone and fluoride compounds) or they are compounds having limited compatibility. They migrate to the surface and form a thin layer. Hence, surface tension gradients that cause defects on paint film are prevented.
A process in which unwanted particles presented in paint are retained on a certain mesh size sieve.
Floating is a term used to describe a mottled, splotchy or streaked appearance exhibited by a paint film. Floating is due to separation and uneven distribution of different pigments in the paint. Difference between floating and flooding is that, in flooding color varies along the depth of the film and the film appears uniform horizontally,owing to migration of one or several pigments to the surface. On the other hand, in floating, changes are localized on the panel and color is not uniform horizontally.
Chemicals that predicted to cause cancer or other serious health issues such as in reproduction system, congenital anomalies or to the environment. Benzene is considered as HAPs and is found as an impurity in liquid petroleum. Perchloroethylene, is emitted from dry cleaning shops, methylene chloride is used as solvent and paint remover. Moreover, dioxins, chromium and lead compounds are also known as hazardous air pollutants.
Sandpaper is a form of paper or cloth where an abrasive material has been embedded to its surface. It is used to remove small amounts of material from surfaces. There are different types of sandpapers for use on bare or painted metal and wood surfaces. Sanding papers are used by mounting on electrically powered rotating discs or by covering it with a wedge for manual operations. The abrading particles on sanding papers are garnet, aluminum oxide or silicon carbide and they come in different grit sizes. Grits are designed by different symbols ranginf from P12 to P2500. The higher the number, the smaller is the grit size.
Sanding is mechanically removing a layer of material from a wood, coated or a metal surface by using sandpaper. Sanding is performed to prepare surfaces to application in paint industry. Thus, by sanding, physical imperfections on the surface and deposited grease that can reduce surface adhesion can be removed. Since, sanding increases surface area by making the surface rougher, adhesion improves further.
They are called as linear polymers as well. Their structure is a linear chain. They are composed of monomers with double functionality (F=2). Typically, they are of thermoplastic type.